<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" version="2.0">
         <channel>
         <title>Sağlık</title>
         <link>https://www.olayhaber.tv/saglik/</link>
         <description>En güncel {kategoribaslik} Haberleri.Son dakika {kategoribaslik} haberlerini buradan takip edebilirsiniz. En son {kategoribaslik} haberleri anında burada.</description><item>
			<title><![CDATA[OMURGANIZI YAŞA BAĞLI HASARLARDAN KORUMANIN YOLLARI!]]></title>
			<description><![CDATA[Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Turan Uslu konu hakkında bilgiler verdi.

]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[1. Fiziksel olarak aktif kalın

Söylendiği gibi, "hayat harekettir ve hareket ilaçtır" ve bu özellikle omurga için geçerlidir. Egzersiz omurganızı esnek tutar, kaslara giden kan akışını artırır, kardiyovasküler sisteminizi güçlendirir, istenmeyen kilolardan kurtulmanıza yardımcı olur ve omurga ağrısı da dahil bir çok sağlık sorunuzdan hızlı kurtulmanızı sağlar.

2. Doktor ve/veya terapistinizin tavsiye ettiği egzersizleri yapınız

Kliniğimizde, denge ve esnekliği geliştirirken aynı zamanda güç kazanmanızı sağlayacak, omurga sağlığına yönelik bir egzersiz programı geliştirmenize yardımcı olabilir. Belinizi ve karın kaslarınızı yani “gövdenizi” güçlendirmek omurganızı daha dayanıklı hale getirir. Aerobik ve fleksiyon ve ekstansiyon (sırasıyla öne ve arkaya eğilme) esnetmeleri, omurga çevresi kasların güçlendirilmesi için iyidir.

3. Duruşunuza dikkat edin

Omurganız, başınızın ve vücudunuzun üst kısmının ağırlığını eşit şekilde dağıtacak şekilde kavislidir ve dik durmanıza imkan tanır. Telefonunuza, ekranınıza veya tabletinize bakmak için boynunuzu öne eğdiğinizde veya sürekli olarak öne eğildiğinizdee ("teknoloj boynu" adı verilen bir durum), omurganıza ve onu destekleyen yumuşak dokulara aşırı derecede baskı uygularsınız, bu da ağrıya, güçsüzlüğe, yırtılmaya ve yıpranmaya neden olur.

Çalışma ortamınızın ergonomik olarak ayarlandığından, ayaklarınızın yere düz bastığından, uyluklarınızın yere paralel olduğundan, sandalyenizde bel desteğinin olduğundan ve gözleriniz ekranınızla aynı hizada olduğundan emin olun.

4. Uygun şekilde kaldırın

Vücut ağırlığınızın %25'inden daha ağır nesneleri kaldırmaktan kaçının. Bütün gün eğilmenizi ve ağırlık kaldırmanızı gerektiren bir işiniz varsa, sık sık mola verdiğinizden, hafif esneme hareketleri yaptığınızdan ve ağırlığı belinizle değil, daima dizlerinizden kaldırdığınızdan emin olun.

5. Sağlıklı beslenin

Domates, zeytinyağı ve yeşil yapraklı sebzeler gibi antiinflamatuar gıdaları içeren dengeli bir diyet yapın ve D vit seviyeleriniz düşükse kemiklerinizi güçlü tutmak için D vitamini takviyesi alın.

6. İyi uyuyun

Yaşa bağlı olarak organlarımızda meydana gelen hasarları en aza indirmek ve sağlıklı yaşlanmak için yaşam tarzı alışkanlıkları büyük önem taşır. Bu noktada uyku, vücudu onarmak, bağışıklık sistemini güçlendirmek ve beyin sağlığını korumak açısından kritik bir role sahiptir.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2026/02//omurganizi-yasa-bagli-hasarlardan-korumanin-yollari.png</image>
		    <media:content url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2026/02//omurganizi-yasa-bagli-hasarlardan-korumanin-yollari.png" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2026/02//omurganizi-yasa-bagli-hasarlardan-korumanin-yollari_t.png"/>
<enclosure url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2026/02//omurganizi-yasa-bagli-hasarlardan-korumanin-yollari.png" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.olayhaber.tv/omurganizi-yasa-bagli-hasarlardan-korumanin-yollari/5473/</link>
			<pubDate>Mon, 02 Feb 2026 12:34:28 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[OMURGANIZI YAŞA BAĞLI HASARLARDAN KORUMANIN YOLLARI!]]></title>
			<description><![CDATA[Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Turan Uslu konu hakkında bilgiler verdi.

]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[1. Fiziksel olarak aktif kalın

Söylendiği gibi, "hayat harekettir ve hareket ilaçtır" ve bu özellikle omurga için geçerlidir. Egzersiz omurganızı esnek tutar, kaslara giden kan akışını artırır, kardiyovasküler sisteminizi güçlendirir, istenmeyen kilolardan kurtulmanıza yardımcı olur ve omurga ağrısı da dahil bir çok sağlık sorunuzdan hızlı kurtulmanızı sağlar.

2. Doktor ve/veya terapistinizin tavsiye ettiği egzersizleri yapınız

Kliniğimizde, denge ve esnekliği geliştirirken aynı zamanda güç kazanmanızı sağlayacak, omurga sağlığına yönelik bir egzersiz programı geliştirmenize yardımcı olabilir. Belinizi ve karın kaslarınızı yani “gövdenizi” güçlendirmek omurganızı daha dayanıklı hale getirir. Aerobik ve fleksiyon ve ekstansiyon (sırasıyla öne ve arkaya eğilme) esnetmeleri, omurga çevresi kasların güçlendirilmesi için iyidir.

3. Duruşunuza dikkat edin

Omurganız, başınızın ve vücudunuzun üst kısmının ağırlığını eşit şekilde dağıtacak şekilde kavislidir ve dik durmanıza imkan tanır. Telefonunuza, ekranınıza veya tabletinize bakmak için boynunuzu öne eğdiğinizde veya sürekli olarak öne eğildiğinizdee ("teknoloj boynu" adı verilen bir durum), omurganıza ve onu destekleyen yumuşak dokulara aşırı derecede baskı uygularsınız, bu da ağrıya, güçsüzlüğe, yırtılmaya ve yıpranmaya neden olur.

Çalışma ortamınızın ergonomik olarak ayarlandığından, ayaklarınızın yere düz bastığından, uyluklarınızın yere paralel olduğundan, sandalyenizde bel desteğinin olduğundan ve gözleriniz ekranınızla aynı hizada olduğundan emin olun.

4. Uygun şekilde kaldırın

Vücut ağırlığınızın %25'inden daha ağır nesneleri kaldırmaktan kaçının. Bütün gün eğilmenizi ve ağırlık kaldırmanızı gerektiren bir işiniz varsa, sık sık mola verdiğinizden, hafif esneme hareketleri yaptığınızdan ve ağırlığı belinizle değil, daima dizlerinizden kaldırdığınızdan emin olun.

5. Sağlıklı beslenin

Domates, zeytinyağı ve yeşil yapraklı sebzeler gibi antiinflamatuar gıdaları içeren dengeli bir diyet yapın ve D vit seviyeleriniz düşükse kemiklerinizi güçlü tutmak için D vitamini takviyesi alın.

6. İyi uyuyun

Yaşa bağlı olarak organlarımızda meydana gelen hasarları en aza indirmek ve sağlıklı yaşlanmak için yaşam tarzı alışkanlıkları büyük önem taşır. Bu noktada uyku, vücudu onarmak, bağışıklık sistemini güçlendirmek ve beyin sağlığını korumak açısından kritik bir role sahiptir.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2026/02//omurganizi-yasa-bagli-hasarlardan-korumanin-yollari.png</image>
		    <media:content url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2026/02//omurganizi-yasa-bagli-hasarlardan-korumanin-yollari.png" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2026/02//omurganizi-yasa-bagli-hasarlardan-korumanin-yollari_t.png"/>
<enclosure url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2026/02//omurganizi-yasa-bagli-hasarlardan-korumanin-yollari.png" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.olayhaber.tv/omurganizi-yasa-bagli-hasarlardan-korumanin-yollari/5472/</link>
			<pubDate>Mon, 02 Feb 2026 12:34:28 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Pankreas kanserinde umut verici adımlar: Dr. Mariano Barbacid açıkladı]]></title>
			<description><![CDATA[İspanyol bilim insanı Dr. Mariano Barbacid liderliğinde geliştirilen üçlü tedavi yöntemi, pankreas kanserinin en agresif türünü hayvan deneylerinde tamamen ortadan kaldırdı. Çalışma, tıp dünyasında büyük heyecan yarattı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Bilim dünyasında en ölümcül kanser türlerinden biri olarak kabul edilen pankreas kanserine karşı umut verici bir adım atıldı. Tedaviye dirençli yapısı ve geç teşhis edilmesi nedeniyle hayatta kalma oranı oldukça düşük olan bu hastalıkta, hayvan deneylerinden gelen sonuçlar dikkat çekti.

İspanya’da yürütülen ve Dr. Mariano Barbacid’in öncülük ettiği araştırmada geliştirilen üçlü tedavi yaklaşımı, pankreas kanserinin en saldırgan formu üzerinde denendi. Araştırmacılar, deneylerde tümörlerin tamamen ortadan kaldırıldığını ve hastalığın yeniden ortaya çıkmadığını açıkladı.
 

Uzmanlara göre pankreas kanserinin en büyük zorluklarından biri, tümörün çevresindeki yoğun bağ dokusu nedeniyle ilaçların hedef bölgeye ulaşamaması. Geliştirilen yeni yöntemin, bu bariyeri aşarak kanser hücrelerini etkisiz hale getirdiği belirtiliyor.

Ezber bozacak bir süreç başlayabilir

Araştırma ekibi, elde edilen sonuçların henüz hayvan deneyleriyle sınırlı olduğunu vurgularken, insan klinik deneylerine geçilmesi halinde pankreas kanserinin tedavisinde ezber bozabilecek bir sürecin başlayabileceğine dikkat çekiyor.

Bilim insanları, çalışmanın erken aşamada olmasına rağmen pankreas kanseriyle mücadelede bugüne kadar elde edilen en güçlü sonuçlardan biri olduğunu ifade ediyor.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2026/01//pankreas-kanserinde-umut-verici-adimlar-dr-mariano-barbacid-acikladi.webp</image>
		    <media:content url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2026/01//pankreas-kanserinde-umut-verici-adimlar-dr-mariano-barbacid-acikladi.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2026/01//pankreas-kanserinde-umut-verici-adimlar-dr-mariano-barbacid-acikladi_t.webp"/>
<enclosure url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2026/01//pankreas-kanserinde-umut-verici-adimlar-dr-mariano-barbacid-acikladi.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.olayhaber.tv/pankreas-kanserinde-umut-verici-adimlar-dr-mariano-barbacid-acikladi/5465/</link>
			<pubDate>Thu, 29 Jan 2026 01:28:04 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Türkiye&#039;de ilk! Kanseri durduran iki hedefli akıllı ilaç üretildi]]></title>
			<description><![CDATA[Daha önce üretilemediği için yurt dışından ithal edilen iki hedefli akıllı kanser ilacı, Türk bilim insanları tarafından üretilebildi. Bu ilaç sayesinde kanser hücreleri ilaç tedavisine karşı direnç kazanamayacak.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Her sene milyonlarca insanın hayatına mal olan kanser hastalığına Türk bilim insanlarından iki hedefli akıllı ilaç geliştirildi. Moleküler biyoloji ve genetik uzmanı Doç. Dr. Urartu Şeker ve ekibi tarafından iki akıllı ilaç birleştirildi.

Bilim dünyasında aynı anda iki farklı hedefe bağlanacak şekilde üretilen 'bispesifik antikor' teknolojisi Türkiye'de ilk defa geliştirildi. Türkiye gazetesinde yer alan habere göre bu ilaç göğüs kanseri başta olmak üzere birçok kanser türünde kullanılma potansiyeline sahip.



KANSER HÜCRESİ İKİ KAPIDAN BİRDEN KİLİTLENDİ

Bu zamana kadar üretilen akıllı kanser ilaçlarının tek bir hedefe odaklandığını kaydeden Doç. Dr. Şeker, geliştirilen yeni molekül ile kanser hücrelerinin direnç kazanmasının da önüne geçildiğini kaydetti.

"Ancak zamanla kanser hücreleri mutasyon geliştirerek bu ilaçlara karşı direnç kazanabiliyor, tedaviler etkisini kaybedebiliyordu. Direnç gelişiyordu. Geliştirdiğimiz yeni molekül ise bu probleme doğrudan çözüm getirmeyi hedefliyor. Antikor, kanser hücresinin yüzeyindeki EGFR ve HER2 adlı iki kritik reseptörü aynı anda hedef alıyor. Bu sayede tümör hücresinin kaçış yolları büyük ölçüde kapanıyor ve ilaç direncinin ortaya çıkması çok daha zor hâle geliyor. Bu yaklaşımı “kanser hücresini iki kapıdan birden kilitlemek” şeklinde tanımlayabiliriz"

Normal şartlarda akıllı ilaçların ayrı ayrı verildiğini ancak bilimsel verilerin tek bir yapı içerisinde kullanılmasının çok güçlü ve etkili sonuçlar ortaya koyduğu ifade edildi. Türkiye'de bu tarz teknolojiye sahip ilacın ilk defa üretildiğini kaydeden Dr. Şeker "Dünyada çok fazla var ama Türkiye’de yok” diye konuştu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2026/01//turkiye039de-ilk-kanseri-durduran-iki-hedefli-akilli-ilac-uretildi.webp</image>
		    <media:content url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2026/01//turkiye039de-ilk-kanseri-durduran-iki-hedefli-akilli-ilac-uretildi.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2026/01//turkiye039de-ilk-kanseri-durduran-iki-hedefli-akilli-ilac-uretildi_t.webp"/>
<enclosure url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2026/01//turkiye039de-ilk-kanseri-durduran-iki-hedefli-akilli-ilac-uretildi.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.olayhaber.tv/turkiye-de-ilk-kanseri-durduran-iki-hedefli-akilli-ilac-uretildi/5417/</link>
			<pubDate>Thu, 22 Jan 2026 11:48:29 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[ÖZEL HASTANE&#039;LERDE OTOPARK VURGUNU!]]></title>
			<description><![CDATA[Sağlık hizmeti almaya giden vatandaş, kapıda otopark şokuyla karşılaşıyor. Özel hastaneler yasal zorunluluğu hiçe sayarak otoparkı dev bir gelir modeline dönüştürdü. Vale hizmetiyle süslenen bu "zorunlu hizmet" için talep edilen rakamlar 400 TL'ye dayandı. Yetkililer ise son noktayı koydu: Bu uygulama kanuna aykırı, iade yolu açık..]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[
Türkiye'de vatandaşların en çok şikayet ettiği alanların başında gelen özel hastanelerin vurgunu bitmek bilmiyor.

Yapılmayan işlemleri yapılmış gibi gösteren, gereksiz tetkik ve tedavilerle faturaları şişiren, hatta yaşamını yitiren hastalar üzerinden dahi işlem yapılmış gibi gösteren özel hastaneler ek gelirlerine şimdi de otoparkları dahil etti.



Kanunen gelen hastaya ücretsiz olarak sunulması zorunlu olan otoparklar, hastanelerin yeni gelir kapısı oldu. Öyle ki saati 400 TL'den ücret alan da var vale hizmeti sunarak daha yüksek bedeller çıkaran da... Her geçen gün artan bedeller karşısında vatandaşlar isyan ederken, özel hastaneler ise talebe yetişmediklerini o nedenle ek alan alarak bunu kiralamak zorunda kaldıklarını söylüyor.

YASAYA GÖRE ZORUNLU

Çevre Şehircilik Bakanlığınca yayımlanan Otopark Yönetmeliği'nin 5'inci maddesine göre, "Ağız diş sağlığı merkezleri ve hastanelerde, üniversitelerde otopark ihtiyacının bina bünyesinde veya parselinde ya da bu yönetmelik kapsamında parselinde otopark teşkilinin mümkün olmaması halinde komşu parselde karşılanması zorunludur" ifadesi yer alıyor. Yani kanunen hastanelerin vatandaşlara otopark hizmetini sunması eğer yoksa da ek alan alması gerekiyor. Bu durumda özel hastanelerin öne sundukları gerekçeler de boşa düşüyor.

VALE HİZMETİ!

Özel hastanelerin aldıkları otopark ücretleri ise artık vatandaşları çileden çıkarıyor. Öyle ki acilden girenden de ameliyat olup yatan hastadan da afaki ücretler alınıyor. Bu sorunları şikâyet platformlarına da taşıyan vatandaşlar, şunları anlatıyor: "Özel bir hastaneye geldim. Hasta insanları kayıt masası önünde sıraya dizip yaklaşık yarım saat ayakta beklettiler. Özel bir hastaneye bu kadar ücret öderken bu şekilde bir kayıt süreci yaşamak hem sağlık açısından hem de saygı açısından kabul edilemez. Ayrıca hastanenin otoparkını kullandığım için henüz 1 saat dolmamış olmasına rağmen 300 TL gibi fahiş bir ücret alındı. Fiş istemediğiniz sürece kesinlikle vermiyorlar, ısrarla talep edince fiş verildi ancak onun üzerinde de 'vale hizmeti' yazıyor."



ACİLDEN GİRİŞ YAPANA FATURA

Acilden giriş yapan bir başka vatandaş ise, "29.11.2025 tarihinde İstanbul Maltepe'de bulunan ... hastanesi önündeki otoparkta vale hizmeti için benden 350 TL ücret alındı. Hastane önü, acil ve polikliniklere gelen hastalar ve hasta yakınları için zorunlu olarak kullanılan bir alan olmasına rağmen, alınan bu yüksek otopark/vale ücretini hiçbir şekilde kanuni ve etik bulmuyorum" diyor.

YATAN HASTAYA DA ÇIKARDILAR

Çocuğu İstanbul'daki lüks bir özel hastanede ameliyat olan K. D., "16 Eylül'de ... Üniversitesi Hastanesi'nde kızımın ameliyatı için yatış yaptık ve üç gece hastanede kaldık. Bu süreçte aracımızı otoparkta tuttuk. Otopark ücretinin yatan hastalardan da alındığını öğrendik. Saatlik ücretin 200TL olduğu söylendi. Yatan hasta yakını olarak böyle bir uygulamanın olması bana çok mantıksız geldi; çünkü hastamızı dışarıya yürüterek götürmemiz mümkün değil ve zaten başka alternatifimiz yok" ifadelerini kullandı.

TALEBİN 10'DA BİRİNE DAHİ YETMİYOR

ÖZEL Hastaneler ve Sağlık Kuruluşları Derneği (OHSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Reşat Bahat, özel hastanelerin ücretsiz otopark alanlarının bulunduğunu belirterek, "Ancak sunulan alanın çok üzerine bir talep var. Dolayısıyla bu alan talebin 10'da birini dahi karşılamıyor. Biz hastanenin 3'te ikisini otopark alanı olarak ayırsak talebe ancak yetişiriz" dedi. Hastanelerin özellikle sabah saat 9.00 ile 13.00 arasında çok yoğun olduğunu vurgulayan Bahat, "O saatlerde yer bulmak imkansız. O nedenle bakanlığın zorunlu tuttuğu alanın dışında ücretli alan kiralıyoruz. Biz otopark işletmeyi bilmeyiz, bu alanı işletmecilere veriyoruz" diye konuştu. Hastanelerde yatan hastalar için kart verdiklerini aktaran Bahat, bu kişilerin otopark ücreti ödemediğini kaydetti.





FİŞİYLE TÜKETİCİ HAKEM HEYETİNE BAŞVURUN

Tüketici Konfederasyonu Başkanı Aydın Ağaoğlu, "Özel Hastaneler Yönetmeliğinin madde 8/1-d hükmüne göre belli bir sayıda araç için, özel hastanelerin uhdesinde otopark bulundurmak zorunda olduğu mevzuatla hüküm altına alınmış durumda. Ancak neredeyse Türkiye'deki bütün özel hastaneler bu kanunu görmezlikten geliyor. Şu anda hangi hastaneye giderseniz gidin özel hastanelerin otoparkları üçüncü şahıslara verilerek işletiliyor. Yani özel hastaneler buraları kiraya vererek ek gelir elde ediyor" dedi. Bunun suç olduğuna dikkat çeken Ağaoğlu, "Eğer ki vatandaşlarımız bu şekilde işletilen hastane otoparklarına ücret ödemek durumunda kalırlarsa otoparka ödedikleri ücretlerin fişi ile birlikte sağlık hizmetlerinden faydalandıklarını gösteren belgeler ile Tüketici Hakem Heyetlerine müracaat ederek haklarını arayabilirler. Özel hastanelerin otopark hizmetini üçüncü kişilere tevdi etmeden kendilerinin yürüttüğü ihtimalde de yine Tüketici Hakem Heyetlerine müracaat edilebilir" ifadelerini kullandı.



BİRİM ALANI ARTIRILDI

Sabah'ın haberine göre; Özel hastanelerin otopark ücretlerine dair artan şikâyetlerin ardından yönetmelik güncellendi. 27 Aralık 2025 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanan "Sağlık Yapıları-Hastaneler" başlığında hastaneler için öngörülen otopark birim alanı 75 metrekareden 85 metrekareye çıkarıldı.

Bu artış, sağlık yapılarında araç yoğunluğu, hasta ve refakatçi sirkülasyonu ile acil durum erişimi gibi fiili ihtiyaçların mevzuata daha gerçekçi biçimde yansıtılması amacıyla hayata geçirildi.


.]]></content:encoded>
		    <image>https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2026/01//ozel-hastane039lerde-otopark-vurgunu.webp</image>
		    <media:content url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2026/01//ozel-hastane039lerde-otopark-vurgunu.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2026/01//ozel-hastane039lerde-otopark-vurgunu_t.webp"/>
<enclosure url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2026/01//ozel-hastane039lerde-otopark-vurgunu.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.olayhaber.tv/ozel-hastane-lerde-otopark-vurgunu/5366/</link>
			<pubDate>Fri, 16 Jan 2026 08:23:59 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Nobel Ödüllü Aziz Sancar&#039;dan kanseri yok eden deney]]></title>
			<description><![CDATA[Nobel ödüllü biyokimyacı Aziz Sancar ve ekibi, farelerde uyguladıkları yeni glioblastoma tedavisiyle tümörleri tamamen yok etmeyi başardı. İnsanlarda denemeler için izin sürecinin sürdüğü belirtildi.
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Nobel ödüllü bilim insanı Aziz Sancar ve ekibi, beyin kanserinin hızlı ilerleyen ve ölümcül bir beyin kanseri türü olan Glioblastoma’nın üzerinde farelerde gerçekleştirdiği deneylerde çığır açan sonuçlar elde etti.

Çalışmada, EdU adlı bir molekül ile standart kemoterapi ilacı Temozolomid (TMZ) birleştirilerek farelere uygulandı ve tümörler yok edildi. Deneylerde, sağlıklı beyin dokusuna zarar verilmediği ve farelerin uzun süre sağ kaldığı gözlemlendi. Araştırma, Sancar’ın üyesi olduğu Amerikan Bilimler Akademisi’nin dergisi PNAS’ta yayımlandı.

"DEVRİM YARATABİLİR"

Gazeteci Orhan Bursalı'nın Cumhuriyet'te kaleme aldığı köşesinde çalışmayı şu sözlerle aktardı:

"Aziz Hoca henüz alınacak çok yol var, dedi. İnsanlarda klinik çalışmalara geçilebilmesi için Amerikan Sağlık Enstitüsü’nün izin vermesi gerekir. Sancar Laboratuvarı, klinik deney izni almak için başvuruya hazırlanıyor.

Sonuçlar tıp dünyasında yankı yarattı ve 'Nobel Ödüllü biyokimyacı Aziz Sancar’ın öncülüğünde yürütülen araştırma, agresif ve ölümcül bir beyin kanseri türü olan glioblastoma tedavilerinde devrim yaratabilir' deniyor."
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2026/01//nobel-odullu-aziz-sancar039dan-kanseri-yok-eden-deney.webp</image>
		    <media:content url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2026/01//nobel-odullu-aziz-sancar039dan-kanseri-yok-eden-deney.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2026/01//nobel-odullu-aziz-sancar039dan-kanseri-yok-eden-deney_t.webp"/>
<enclosure url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2026/01//nobel-odullu-aziz-sancar039dan-kanseri-yok-eden-deney.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.olayhaber.tv/nobel-odullu-aziz-sancar-dan-kanseri-yok-eden-deney/5310/</link>
			<pubDate>Thu, 08 Jan 2026 12:13:48 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Yenidoğan Çetesi Gölgesi İzmir’e Mi Taşındı? Ekol (Bazekol) Hastaneleri Hakkında Çok Ağır İddialar]]></title>
			<description><![CDATA[Türkiye’yi sarsan yenidoğan çetesi skandalının ardından, özel hastaneler sektöründe yeni bir dosya daha gündeme geldi. Bu kez adres İzmir.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Sosyal medyada hızla yayılan paylaşımlara göre, Ekol Hastaneler Zinciri (yeni adıyla Bazekol Sağlık Grubu) hakkında SGK dolandırıcılığından ruhsatsız hastaneye, naylon faturadan tarihi eser ticaretine kadar uzanan son derece ciddi iddialar ortaya atıldı.

İstanbul’da patlak veren yenidoğan çetesi soruşturmasında; bebeklerin gereksiz yere yoğun bakımda tutulduğu, SGK’dan milyonlarca liralık haksız kazanç sağlandığı ve ihmaller zinciri sonucu bebek ölümlerinin yaşandığı ortaya çıkmıştı. Dosyada 47 sanık yargılanmış, çok sayıda özel hastanenin ruhsatı iptal edilmiş, milyarlarca liralık kamu zararı tespit edilmişti.

Şimdi kamuoyu, benzer bir yapının İzmir merkezli başka bir hastane zincirinde ortaya çıkıp çıkmayacağını sorguluyor.

DÖRT BAKANLIĞI İLGİLENDİREN SUÇLAMALAR

Sosyal medyada yer alan iddialara göre Ekol/Bazekol Hastaneleri hakkında öne sürülen usulsüzlükler, tam 4 ayrı bakanlığın görev alanına giriyor:


	
	SGK’ya şişirilmiş faturalar ve naylon fatura iddiaları
	(Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı – Hazine ve Maliye Bakanlığı)
	
	
	Ruhsatsız hastane işletildiği iddiası
	(Sağlık Bakanlığı)
	
	
	Tarihi eser ve sahte tablo ticareti
	(Kültür ve Turizm Bakanlığı)
	


İddialar, yenidoğan çetesi soruşturmasında kullanılan usulsüz faturalandırma ve kamu zararı yöntemleriyle büyük benzerlik taşıdığı gerekçesiyle “ikinci bir sağlık skandalı mı geliyor?” sorusunu gündeme getirdi.

SOSYAL MEDYADAN GELEN İDDİA: “İZLEYİN, NELER OLACAK”

Söz konusu suçlamalar, X (eski Twitter) platformunda gazeteci kimliğiyle bilinen Ankara Kuşu (@ankarakusu1) adlı hesap tarafından paylaşıldı. İlgili paylaşımda bakanlıklar tek tek etiketlenerek, hastane zincirinin sahiplerinin ciddi usulsüzlüklere karıştığı ileri sürüldü.

Paylaşım kısa sürede binlerce etkileşim alırken, sağlık sektöründe yeni bir büyük operasyon beklentisi oluştu.

ŞU AN NE BİLİNİYOR?

Ocak 2026 itibarıyla, Ekol/Bazekol Hastaneleri hakkında ortaya atılan iddialarla ilgili resmî makamlar tarafından doğrulanmış bir soruşturma ya da adli işlem bulunmuyor. Hastaneler zinciri, İzmir’de SGK anlaşmalı ve ruhsatlı olarak faaliyetini sürdürüyor.

Ancak yenidoğan çetesi örneği, sosyal medyada başlayan iddiaların ilerleyen süreçte geniş çaplı soruşturmalara dönüşebileceğini göstermişti. Kamuoyunda, bu iddiaların da yetkili kurumlar tarafından mercek altına alınıp alınmayacağı merakla bekleniyor.



Sağlık alanında yaşanabilecek her usulsüzlüğün, doğrudan hasta güvenliğini ve kamu kaynaklarını ilgilendirdiğine dikkat çeken uzmanlar, iddiaların şeffaf biçimde incelenmesi gerektiğini vurguluyor.


]]></content:encoded>
		    <image>https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2026/01//yenidogan-cetesi-golgesi-izmire-mi-tasindi-ekol-bazekol-hastaneleri-hakkinda-cok-agir-iddialar.jfif</image>
		    <media:content url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2026/01//yenidogan-cetesi-golgesi-izmire-mi-tasindi-ekol-bazekol-hastaneleri-hakkinda-cok-agir-iddialar.jfif" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2026/01//yenidogan-cetesi-golgesi-izmire-mi-tasindi-ekol-bazekol-hastaneleri-hakkinda-cok-agir-iddialar_t.jfif"/>
<enclosure url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2026/01//yenidogan-cetesi-golgesi-izmire-mi-tasindi-ekol-bazekol-hastaneleri-hakkinda-cok-agir-iddialar.jfif" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.olayhaber.tv/yenidogan-cetesi-golgesi-izmir-e-mi-tasindi-ekol-bazekol-hastaneleri-hakkinda-cok-agir-iddialar/5302/</link>
			<pubDate>Wed, 07 Jan 2026 18:59:54 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Kalp krizi ve sessiz kalp krizi belirtileri nelerdir?]]></title>
			<description><![CDATA[Miyokard enfarktüsü yani kalp krizi, göğüs ağrısı ve birçok belirti ile kendini gösterir. Sessiz kalp krizinin ise 7 kritik belirtisi vardır. İşte hayatınızı tehdit edecek kalp krizi belirtiler...]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Tıptaki adıyla miyokard enfarktüsü, halk arasında kalp krizi olarak bilinir ve yaşamı tehdit eden ciddi bir sağlık sorunudur. Koroner arterlerde tıkanıklık meydana geldiğinde kalbe giden kan akışı bozulur ve kalp kasına kalıcı hasar oluşabilir.

Kalp krizi belirtileri

Kalp krizi, çoğunlukla göğüs ortasında rahatsız edici bir basınç, sıkışma veya ağrı ile kendini gösterir. Bunun dışında ortaya çıkabilecek diğer semptomlar:


	Omuz, kol, sırt, boyun, çene veya üst karına yayılan ağrı
	Soğuk terleme
	Aşırı yorgunluk
	Mide ekşimesi veya hazımsızlık
	Baş dönmesi
	Bulantı veya kusma
	Nefes darlığı
	Panik atağa benzer kaygı hissi


Kalp krizi anında kişinin bilinci açıksa, sakin kalmasına yardımcı olun, hareket ettirmeyin ve başını hafifçe kaldırın. Tıbbi yardım için acil servise hemen ulaşmak hayati önem taşır.

Sessiz kalp krizi ve belirtileri

Kalp kasına oksijen ulaşmadığında bazı kişiler ağrı hissetmeyebilir. Bu tür durumlara sessiz kalp krizi denir ve fark edilmediğinde tehlikelidir.

Sessiz kalp krizinin başlıca 7 belirtisi:


	Sebebi açıklanamayan yorgunluk
	Nefes darlığı
	Boyundan üst tarafa yayılan ağrı
	Mide ekşimesi
	Mide yanması
	Ani soğuk basması ve terleme
	Sıkıntılı, huzursuz ruh hali

]]></content:encoded>
		    <image>https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2025/11//kalp-krizi-ve-sessiz-kalp-krizi-belirtileri-nelerdir.webp</image>
		    <media:content url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2025/11//kalp-krizi-ve-sessiz-kalp-krizi-belirtileri-nelerdir.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2025/11//kalp-krizi-ve-sessiz-kalp-krizi-belirtileri-nelerdir_t.webp"/>
<enclosure url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2025/11//kalp-krizi-ve-sessiz-kalp-krizi-belirtileri-nelerdir.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.olayhaber.tv/kalp-krizi-ve-sessiz-kalp-krizi-belirtileri-nelerdir/5130/</link>
			<pubDate>Tue, 18 Nov 2025 00:34:26 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Medicana Hastanesinden 10 milyon Dolar rüşvet istemişler!]]></title>
			<description><![CDATA[CHP'li Şişli Belediyesi'nin hastane ruhsatını geciktirdiği özel bir hastaneden 8 milyon dolar rüşvet alındı. Süreçle ilgili dekont ve belgeler savcılığa sunulurken, eski Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan rüşvet pazarlığını 'Teknik konular' diye savundu.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne (İBB) yönelik yolsuzluk soruşturması kapsamında "çıkar amaçlı suç örgütüne üye olmak" suçlamasıyla tutuklama kararı verilen eski Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan'ın, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'ndaki ifadesine ulaşıldı. Şahan'a özel hastanenin yönetim kurulu başkanı Hüseyin Bozkurt  ile hastanenin yönetim kurulu üyesi F. M. B.'nin 4 Eylül'de savcılığa verdiği ifadeler soruldu.

APTAL OLMAYIN

Yeni Şafak'ın haberine göre; Özel hastane, Zincirlikuyu'daki hastane binasını 2021'de kiralayıp tadilata başladı. Tüm evrakları tam olmasına rağmen belediye, ruhsata uygunluk yazısı ile mimari proje onayını 2023 seçimi sonrasına bıraktı.

Müşteki olarak ifade veren Hüseyin Bozkurt , Şişli Belediyesi'ne "haraç" vermedikleri için hastane binasına ruhsat alamadıklarını anlattı. Kayıpları 8-9 ayı bulunca İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ile görüştüklerini belirten H.B , İmamoğlu'nun topu Şahan'a attığını söyledi.

F. M. B. 4 Nisan 2024'te "İlker" isimli belediye başkan yardımcısının mesaj atıp kendisini "Adem Altıntaş" ile irtibatlandırdığını, onun da belediyeden istenen yazı için, kültür merkezi, çöp kamyonu vs. ihtiyaçlardan oluşan 8 milyon dolarlık bütçe çıkardığını söyledi. Hukuka aykırı istek üzerine İmamoğlu'yla görüşüldüğü, onun ise topu Şahan'a attığı belirtildi. Şahan ile görüştüklerini ancak sonuç alamadıklarını ifade eden F. M. B., Adem Altıntaş'ın arayıp, "Başkana boşuna gidiyorsunuz, biraz daha zorlarsanız hastaneyi açamazsınız, aptal olmayın" dediği bilgisini verdi.

Bunun üzerine Üsküdar'da Altıntaş'la görüştüğünü anlatan F. M. B., "Hesabın değiştiğini söyledi.

Kültür merkezi talebinin artık geçerli olmadığını, nakit 8 milyon dolar (330,9 milyon TL) istediklerini söyledi.

Belediyeye şartsız 4 milyon dolar bağış yapılacağını, 4 milyon doların da açıktan kendisine getirileceğini ifade etti. Parayı ödemek zorunda kaldık" dedi.

ZORLA HARAÇ ALIYORLAR

Hüseyin Bozkurt  olayı öğrendiğinde "Allah belalarını versin. Bizden zorla haraç alıyorlar" dediğini aktaran F. M. B., 2-3 gün daha düşünüp yönetim kurulu kararı doğrultusunda 5 Haziran 2024'te bağışı yaptıklarını kaydetti.

F. M. B., nakit bölümü de aynı gün Altıntaş'a Çağlayan Nurol Towers'taki ofisinde teslim ettiklerini söyledi.

Projenin 1 saat içinde onaylandığını anlatan F. M. B., "İşlemlerimizi bitirip hastaneyi açtık" diye beyanda bulundu.

F. M. B., vermek zorunda bırakıldıkları rüşvete ilişkin tüm dekont ve belgeleri de savcılığa sundu.

NEZAKET ZİYARETİYMİŞ

Resul Emrah Şahan bu iddialara, "Kendisi hatırladığım kadarıyla nezaket ziyaretinde bulundu. Hastane konusunun teknik zorlukları olduğunu biliyorum. Kendileri hastane olmayan bir binayı hastaneye çevirmeye çalıştılar. Kendisiyle yaptığım görüşmeyi hatırlamadığım için ne konuştuğumuz hakkında detay veremeyeceğim. Ancak bu konu ile ilgili hukuka aykırı bir talebimizin olduğu konusunu reddederim" cevabını verdi.

1,5 MİLYON LİRALIK KART

Şahan'a savcılık sorgusunda İYİ Partili Koray Aydın'ın kendi binasına iskan alabilmek için 1,5 milyon TL'lik market kartı verdiği iddiası da soruldu.

Adem Altıntaş 11 Eylül 2025'te savcılığa verdiği ifadede, Aydın'ın Dolapdere'deki inşaatına iskan için Nisan-Mayıs 2024'te girişimlere başladığını, iskan için 1,5 milyon TL'lik market kartı istendiğini söylemişti. Kartlar gelince iskanın verildiği iddiası sorulan Şahan, bu konu hakkında bilgisi olmadığını öne sürdü: "Koray Aydın'ın binasıyla ilgili hiçbir bilgim yoktur. Neresi olduğunu dahi bilmiyorum."
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2025/11//medicana-hastanesinden-10-milyon-dolar-rusvet-istemisler.jpeg</image>
		    <media:content url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2025/11//medicana-hastanesinden-10-milyon-dolar-rusvet-istemisler.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2025/11//medicana-hastanesinden-10-milyon-dolar-rusvet-istemisler_t.jpeg"/>
<enclosure url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2025/11//medicana-hastanesinden-10-milyon-dolar-rusvet-istemisler.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.olayhaber.tv/medicana-hastanesinden-10-milyon-dolar-rusvet-istemisler/5115/</link>
			<pubDate>Sun, 16 Nov 2025 12:52:49 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[SGK Harekete Geçti: Özel Hastaneye Gidenler Dikkat! Şikayet Eden Parasını Geri Alıyor]]></title>
			<description><![CDATA[SGK Uzmanı İsa Karakaş, özel hastanelerde bazı hizmetlerden ilave ücret alınamayacağını belirtti. Acil servis, kanser tedavisi, yoğun bakım gibi işlemlerin tamamen ücretsiz olduğunu vurgulayan Karakaş, yasa dışı ücret talep eden hastanelerin SGK tarafından cezalandırıldığını açıkladı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), Türkiye nüfusunun yüzde 99’una sağlık hizmeti sunarken, sağlık hizmeti sunan kurumların belirlenen kurallara uygun hareket etmesi gerekiyor. Kurallara aykırı durumlarda SGK’nın çeşitli yaptırımlar uyguladığı ifade edildi.

SGK Uzmanı İsa Karakaş’ın aktardığına göre, zorunlu ve isteğe bağlı sigortalı vatandaşların kamu hastanelerinin yanı sıra özel hastanelerde de tedavi olabildiğini belirtti. SGK’nın, vatandaşların kaliteli, eşit, erişilebilir ve bilimsel standartlara uygun sağlık hizmeti alabilmesi için özel hastanelerle sözleşme yaptığını hatırlatan Karakaş, bu hastanelerin hem SGK’dan ücret aldığını hem de belirli sınırlar dahilinde hastalardan ilave ücret talep edebildiğini söyledi.

Üniversite hastanelerinde öğretim üyeleri tarafından mesai dışı verilen sağlık hizmetlerinde de SGK’nın belirlediği oranlarda ilave ücret alınabildiğini ifade eden Karakaş, bu sınırların aşılması halinde kurumun denetim ve yaptırım hakkını kullandığını vurguladı.



İLAVE ÜCRET ALINAMAYACAK KİŞİLER BELİRLENDİ

Karakaş’ın açıklamalarına göre, SGK bazı kişilere sunulan sağlık hizmetlerinden hiçbir şekilde ilave ücret alınamayacağını açıkça belirledi. Bu kişiler arasında: Gazi ve şehit yakınları, Harp malulleri, İstiklal madalyası sahipleri, 1005 sayılı Kanun’a göre şeref aylığı alan kişiler ve bu kişilerin bakmakla yükümlü olduğu yakınları bulunuyor.

ACİL SERVİSLERDE EK ÜCRET YASAK

SGK Uzmanı Karakaş, acil servislerde sunulan sağlık hizmetlerinde de hiçbir şekilde katılım payı veya ilave ücret alınamayacağını hatırlattı. Sağlık Uygulama Tebliği’ne (SUT) göre SGK ile sözleşmeli ya da sözleşmesiz tüm sağlık hizmet sunucuları bu kurala uymak zorunda.

Hastanın, acil servise başvurusundan itibaren 24 saat içinde stabilize edilip servise yatırılması ya da başka bir hastaneye sevk edilmesiyle acil halin sona erdiğini belirten Karakaş, bu süre içinde sunulan tüm sağlık hizmetlerinin ücretsiz olması gerektiğini ifade etti.

Karakaş, acil durumun sona erdiğinin hasta veya yakınına yazılı olarak “Acil Halin Sona Ermesine İlişkin Bilgilendirme Formu” ile bildirilmeden ilave ücret talep edilemeyeceğinin altını çizdi.

BAZI TEDAVİLERDE İLAVE ÜCRET TALEP EDİLEMEZ

İsa Karakaş, yalnızca acil servislerde değil, bazı önemli tedavilerde de SGK mevzuatına göre ilave ücret alınamayacağını vurguladı. Bu hizmetler şunları kapsıyor:

Yoğun bakım hizmetleri
Yanık tedavisi
Kanser tedavileri (radyoterapi, kemoterapi, radyoizotop vb.)
Yenidoğan sağlık hizmetleri
Organ, doku ve kök hücre nakilleri
Doğumsal anomalilere yönelik cerrahi işlemler
Hemodiyaliz tedavileri
Kardiyovasküler cerrahi işlemler (istisnalar hariç)
İşitsel implantlar
Pandemi teşhis ve tedavileri
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2025/08//sgk-harekete-gecti-ozel-hastaneye-gidenler-dikkat-sikayet-eden-parasini-geri-aliyor.webp</image>
		    <media:content url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2025/08//sgk-harekete-gecti-ozel-hastaneye-gidenler-dikkat-sikayet-eden-parasini-geri-aliyor.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2025/08//sgk-harekete-gecti-ozel-hastaneye-gidenler-dikkat-sikayet-eden-parasini-geri-aliyor_t.webp"/>
<enclosure url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2025/08//sgk-harekete-gecti-ozel-hastaneye-gidenler-dikkat-sikayet-eden-parasini-geri-aliyor.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.olayhaber.tv/sgk-harekete-gecti-ozel-hastaneye-gidenler-dikkat-sikayet-eden-parasini-geri-aliyor/5017/</link>
			<pubDate>Sat, 23 Aug 2025 11:41:13 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Anti-aging mi longevity mi?]]></title>
			<description><![CDATA[Estetik dünyasında klasik “yaşlanma karşıtı" söylemin artık yeterli gelmediği bir dönemdeyiz. Anti-aging hâlâ geçerli ama artık tek başına yeterli değil. İnsanlar sadece genç görünmek değil, genç kalmak ve sağlıklı yaş almak istiyor. Longevity, sadece güzel değil, güçlü ve sağlıklı kalmak isteyenlerin yeni hedefi.
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Jennifer Lopez 55 yaşında, hâlâ 35 gibi görünüyor.
Sophia Loren ise 90’larında, zarafetinden hiçbir şey kaybetmedi.
Peki sır ne?
Genetik mi, şans mı, yoksa iyi bir dermatolog mu?

20 yıl önce hastalar “bu kırışıklığı silebilir miyiz” diye sorardı. Bugün artık sorular değişti:

◊ Bu işlem hücremi yeniler mi...
◊ Yaşlanmayı yavaşlatır mı...
◊ Cildim sadece iyi görünmesin, gerçekten iyi olsun!”

Bu fark aslında çağın dönüşümünü gösteriyor: Anti-aging, yani yaşlanmaya karşı durmak artık tek başına yeterli değil.

Yeni hedef: Longevity, yani sağlıklı ve kaliteli yaş alma.



FARKLARI NELER?

Anti-aging yaklaşımı dışarıdan gözle görülen yaşlanma belirtilerine odaklanır.
Kırışıklıklar, cilt sarkmaları, hacim kaybı, lekeler...
Bu izleri tedavi etmek için geliştirilmiş sayısız yöntem var:
Botulinum toksinler, dolgu maddeleri, mezoterapi kokteylleri, lazer sistemleri...
Hepsi işe yarıyor, ama ne kadar süreyle?
Anti-aging müdahaleler genellikle semptom giderici çözümler sunar.
Tıpkı baş ağrısına ağrı kesici almak gibi, sonuç anlık ve gözle görülürdür ama nedeni hâlâ oradadır.
Oysa cilt yaşlanması bir sonuçtur. Sorun yüzeyde değil, daha derinlerde, hücre düzeyindedir.

LONGEVITY: YAŞLANMANIN KÖKÜNE İNMEK

“Longevity” kelimesi İngilizce’de “uzun ömür” anlamına gelir ama medikal estetikte çok daha fazlasıdır.
Longevity yaşlanmayı hücresel seviyede yavaşlatmayı, hatta mümkünse tersine çevirmeyi amaçlar.
Sadece görünümü değil, biyolojik yaşı önemser.
Longevity yalnızca daha uzun yaşamak değil, bu süreyi sağlıklı, üretken ve mutlu geçirmek demektir.
Harvard Üniversitesi’nden Dr. David Sinclair, “Yaşlanmayı geciktirmek mümkündür, çünkü yaşlanma bir hastalık değil, bir süreçtir” diyor.
Bu süreç yönetilebilir hale geldikçe, cilt de bu değişime ayak uyduruyor.

İşte bu süreci yönetmek için:

◊ Biyolojik yaşla kronolojik yaş arasındaki farkı azaltmak
◊ Hücreleri genç tutmak
◊ Oksidatif stresi azaltmak
◊ Kronik enflamasyonu baskılamak
◊ Kolajen ve elastin üretimini canlı tutmak
◊ Cildin bağışıklığını desteklemek

NEREYE EVRİLİYOR?

Artık bir dolgudan sadece “hacim” değil, “hücre uyarımı” da bekleniyor.
Bir mezoterapi karışımı, sadece parlaklık değil, aynı zamanda cildin uzun vadeli sağlığına katkı sunmalı.

Estetik artık kısa vadeli bir sonuç değil, uzun vadeli bir yatırım.
“Hadi şu kırışıklığı silelim” demek yerine, “Cildinin neden yorgun olduğunu birlikte anlayalım” demek...

Bunu yalnızca bir enjeksiyonla sağlamak mümkün değil.
Longevity yaklaşımı bütünsel düşünmeyi gerektirir:
Beslenme, uyku, stres seviyesi, bağırsak sağlığı, hormonal denge ve düzenli medikal destek.

Artık hekimler bu yolda daha farklı araçlar kullanıyor:
◊ Polinükleotid (DNA bazlı gençleştiriciler)
◊ Rejeneratif mezoterapiler
◊ Antioksidan kokteyller
◊ Kolajen uyarıcı cihazlar
◊ Peptit içerikli destek tedavileri

KORUYUCU HEKİMLİK

Artık cilde müdahale, sorun oluştuktan sonra değil, oluşmadan önce başlıyor.
Antioksidan serumlar, C vitamini bazlı ürünler, niasinamid içerikli kremler, sadece bakım değil, biyolojik saati yavaşlatan ajanlar gibi çalışıyor.
Tıpkı bir “cilt sigortası” gibi...
Aynaya bakarken artık sadece kırışıklık aranmıyor.
Göz altındaki halkalar, cilt tonunun matlığı ya da yüz ovalinin belirginliği kadar, ne kadar iyi hissettiğimiz de gençliğin bir ölçütü haline geldi.]]></content:encoded>
		    <image>https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2025/05//antiaging-mi-longevity-mi.webp</image>
		    <media:content url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2025/05//antiaging-mi-longevity-mi.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2025/05//antiaging-mi-longevity-mi_t.webp"/>
<enclosure url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2025/05//antiaging-mi-longevity-mi.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.olayhaber.tv/anti-aging-mi-longevity-mi/4832/</link>
			<pubDate>Mon, 26 May 2025 12:33:10 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Beynin Kendini İyileştirme Yeteneği Öğrenme Güçlüğüne Umut Oluyor]]></title>
			<description><![CDATA[Teknolojik gelişmeler, sağlık sektörüne hem kolaylıklar getiriyor hem de sektörü dönüştürüyor. Yapay zekâ destekli teşhislerden giyilebilir cihazlara kadar birçok yenilik, hastalıkların çözümünde ve sorunların giderilmesinde etkili çözümler sunuyor. Bu bağlamda beyin dalgalarını analiz ederek insan-makine etkileşimini mümkün kılan nöroteknoloji; ilaçsız, kişiselleştirilmiş ve maliyet olarak daha uygun bir seçenek sunarak her 10 kişiden yaklaşık 1'inde görülen disleksi gibi öğrenme güçlüğü sorunları yaşayan bireylere yeni bir umut ışığı oluyor.

]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Teknolojik gelişmeler, hayatımızın her alanında bize kolaylık ve konfor sunmaya devam ediyor. Sabahları uyandığımızda ilk iş olarak elimize aldığımız telefonlarımızdan temassız ödeme sistemlerine kadar her yerde teknoloji ile iç içe yaşıyoruz. Yeni teknolojiler, daha önce imkânsız görülen kapıları aralayarak dünya çapında birçok sektörü kökten değiştiriyor.

Sağlık sektörü ise teknolojinin en hızlı dönüştürdüğü alanlardan biri olarak öne çıkıyor. Yapay zekâ destekli teşhis sistemleri, hastalıkların erken teşhisini mümkün kılarken, giyilebilir cihazlar sayesinde hastaların sağlık durumları anlık olarak takip edilebiliyor. Robotik cerrahi sistemleri, daha hassas ve minimal invaziv ameliyatların yapılmasına olanak sağlarken, tele-tıp uygulamaları sayesinde hastalar evlerinden çıkmadan uzman doktorlara ulaşabiliyor. Son yapılan araştırmalara göre sağlık bilişim teknolojileri pazarının2024 yılında yaklaşık 360 milyar dolar olduğu tahmin edilirken bu rakamın 2029'a kadar yüzde 15'lik yıllık büyüme oranıyla 730 milyar doların üzerine çıkması bekleniyor.

“Kızlara Göre Erkeklerde 5 Kat Daha Fazla Görülüyor”

Sağlık teknolojilerinin yeni çözümler sunduğu alanlardan birini de öğrenme güçlüğü oluşturuyor. Geleneksel öğretim yöntemleri, özellikle öğrenme güçlüğü yaşayan çocuklar için çoğu zaman yetersiz kaldığını belirten Auto Train Brain CEO’su Dr. Günet Eroğlu, “Nöroteknoloji uygulamaları öğrenme güçlüğü yaşayan bireylere umut oluyor. Kızlara göre erkeklerde 5 kat daha fazla görülen öğrenme güçlüğü olan disleksi, toplumumuzda hastalık olarak biliniyor fakat bir hastalık değil, nörogelişimsel bir farklılıktır. Kişilerde sanılanın aksine zekâ geriliği yok. Bu bireyler üstün zekaya sahip olabiliyor. Bu nedenle, tüm vücudu kontrol eden bir sistem olan beynin işleyişini anlayıp, beyin dalgalarını analiz ederek nöro geri bildirim teknikleriyle ilgili bölgeleri iyileştirilebiliyor” dedi.

“Beyin Sinyallerini Anlamak Yaklaşık 800 Milyon Disleksili Bireye Umut Oluyor”

Öğrenme güçlüğünün nöronlar arasındaki sinyal sisteminin farklı işleyişinden kaynaklandığını belirten Dr. Eroğlu, sözlerine şöyle devam etti: “Ancak nöroplastisite sayesinde, beyin bu farklılığa rağmen yeni bağlantılar kurarak öğrenme sürecini iyileştirebilir. Beyinden gelen sinyallerin güçlü ve zayıf yönleri analiz ediliyor. Bunun neticesinde farklı öğrenme stillerine uygun kişiye özel eğitim içerikleri sunuluyor ve böylece beynin sinyal işleyişi normalleştiriliyor. Bu uygulama dünya nüfusunun yüzde 10’unu etkileyen yaklaşık 800 milyon disleksik bireye umut oluyor. Çünkü hem ilaçsız bir tedavi sunuyor hem de kişilere istediği zaman ve mekânda kendini geliştirme olanağı sunuyor.”
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2025/04//beynin-kendini-iyilestirme-yetenegi-ogrenme-guclugune-umut-oluyor.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2025/04//beynin-kendini-iyilestirme-yetenegi-ogrenme-guclugune-umut-oluyor.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2025/04//beynin-kendini-iyilestirme-yetenegi-ogrenme-guclugune-umut-oluyor_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2025/04//beynin-kendini-iyilestirme-yetenegi-ogrenme-guclugune-umut-oluyor.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.olayhaber.tv/beynin-kendini-iyilestirme-yetenegi-ogrenme-guclugune-umut-oluyor/4690/</link>
			<pubDate>Mon, 21 Apr 2025 13:45:57 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Cildiniz Bahara Hazır mı? Adım Adım Mevsim Geçişi Bakımı ]]></title>
			<description><![CDATA[Güneş lekeleri, mat cilt görünümü ve nem kaybı... Kışın kurutucu soğuğundan çıkan cilt, baharın getirdiği sıcaklık ve artan güneş ışınlarına uyum sağlamaya çalışır. Bahar ayları, cilt yenilenmesi ve bakım için en uygun dönemdir. Bu dönemde doğru cilt bakımı yapmak kadar, medikal estetik uygulamalarla cildi desteklemek de önem taşır. Mevsim geçişlerinde cilt sağlığınızı korumanın etkili yolları...]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[1. Temizlik: Lipid bariyeri zedelemeden arındırma

Kış aylarında kullanılan yoğun temizleyiciler, baharla birlikte cildin değişen sebum dengesine zarar verebilir. Özellikle ciltte kuruluk ve gerginlik şikâyetleri baş gösteriyorsa, yüzey aktif maddesi (surfactant) içeriği düşük, pH dengeli, su bazlı veya misel yapıdaki temizleyiciler tercih edilmelidir. Bu ürünler, cildin doğal bariyer yapısını koruyarak epidermal su kaybını azaltır. 

2. Nemlendirme rutinini güncelleyin

Bahar aylarında hava sıcaklığı ve nem oranının artmasıyla birlikte daha hafif, non-komedojenik ve su bazlı nemlendiricilere geçilmelidir. İçeriğinde hyaluronik asit, gliserin ve seramid bulunan ürünler, hem cildin nem tutma kapasitesini artırır hem de epidermal bariyeri onarır. Aynı zamanda niasinamid içeren formüller, mevsim geçişlerinde görülebilecek irritasyonları azaltmada etkilidir.

3. Güneş koruyucu kullanımını artırın

UVB ışınlarının yoğunluğu baharla birlikte artar. Melanin üretiminin aktive olmasıyla güneş lekeleri, melazma, lentigo gibi sorunlar gözlenebilir. Bu nedenle en az SPF 30 içeren, geniş spektrumlu (UVA-UVB koruyucu) ve tercihen antioksidan takviyeli güneş koruyucular günlük bakımın olmazsa olmazıdır. Her 3–4 saatte bir tekrar uygulanmalıdır.

4. Peeling’ler

Kış boyunca biriken ölü keratinositler, cildin mat ve pürüzlü görünmesine neden olur. Bu nedenle haftada 1-2 kez yapılan AHA (glikolik/laktik asit) veya BHA (salisilik asit) içerikli kimyasal eksfoliasyon uygulamaları, cildin yenilenmesini destekler. Bu tür işlemler sonrası güneş koruyucu kullanımı kritik önem taşır, aksi takdirde fotohasar riski artabilir.

Medikal estetik uygulamalar

Mevsim geçişlerinde cilt bakımını destekleyen bazı medikal estetik işlemler, cildi tazeler ve genç bir görünüm kazandırır. 
İşte bahar aylarında en çok tercih edilen uygulamalar:

◊ Mezoterapi: Hücre düzeyinde nem takviyesi

İçeriğinde hyaluronik asit, amino asitler, koenzimler ve vitaminler bulunan mezoterapi kokteylleri, dermis seviyesinde hidrasyonu artırarak cilde elastikiyetini ve parlaklığını geri kazandırır. 
Bahar aylarında özellikle mat ve kuru cilt yapılarında mükemmel sonuçlar verir. Seanslar genellikle 2–4 hafta aralıklarla uygulanır.

◊ Somon DNA: Antioksidan destekli gençlik aşısı

Somon balığı sperminden elde edilen polinükleotid içerikli enjeksiyonlar, fibroblast aktivitesini artırarak kolajen ve elastin üretimini tetikler. 
Özellikle ince kırışıklık, kuruluk ve ton kaybı şikâyetlerinde etkilidir. Baharın yenileyici enerjisini cilde taşıyan bu uygulama, yaz öncesi ideal bir hazırlıktır.

◊ Derin temizlik ve onarım

Cilt yenilemenin en nazik ve etkili yollarından biri olan medikal bakım sistemleri mevsim geçişlerinde cildi derinlemesine temizler, ölü hücrelerden arındırır ve yoğun nem takviyesi yapar. 
Vakum destekli sistemlerle yapılan medikal cilt bakımları (hydrafacial, oksijen terapi gibi), gözenekleri temizlerken aynı anda cilde nem ve antioksidan serumlar infüze eder. 
Mevsim geçişlerinde hem cildi arındırır hem de toparlar.

Lazerle leke tedavisi ve cilt yenileme

Güneşin daha güçlü olduğu yaz ayları gelmeden önce, lekelerden arınmak için lazer uygulamaları yaptırabilirsiniz. Q-Switch tulyum, Pico lazer gibi sistemler, epidermal ve dermal pigmentasyonu hedef alarak leke tedavisinde etkilidir. Bu yöntemler, cilt tonu eşitsizliklerini gidererek daha pürüzsüz bir görünüm sağlar. Bahar bu işlemler için en uygun mevsimdir, çünkü güneş maruziyeti hâlâ sınırlıdır. Lazer sonrası mutlaka güçlü güneş koruma sağlanmalıdır.

Botoks ve dolgu uygulamaları

Baharla birlikte artan sosyal etkinlikler, düğünler, davetler öncesinde, botulinum toksin enjeksiyonları ile alın, kaş arası ve göz çevresindeki mimik çizgileri yumuşatılabilir. Hyaluronik asit dolguları ise nazolabial bölge, yanaklar ve dudak çevresinde hacim kayıplarını gidererek yüz hatlarına tazelik kazandırır.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2025/04//cildiniz-bahara-hazir-mi-adim-adim-mevsim-gecisi-bakimi-.jpeg</image>
		    <media:content url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2025/04//cildiniz-bahara-hazir-mi-adim-adim-mevsim-gecisi-bakimi-.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2025/04//cildiniz-bahara-hazir-mi-adim-adim-mevsim-gecisi-bakimi-_t.jpeg"/>
<enclosure url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2025/04//cildiniz-bahara-hazir-mi-adim-adim-mevsim-gecisi-bakimi-.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.olayhaber.tv/cildiniz-bahara-hazir-mi-adim-adim-mevsim-gecisi-bakimi/4689/</link>
			<pubDate>Sun, 20 Apr 2025 16:14:57 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Özel hastanelerde yeni dönem: Yeni standartlar getirildi ]]></title>
			<description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Yönetmeliği’nde değişiklik yaptı. Yeni yönetmeliğe göre, tıp merkezlerinin Türkiye Sağlık Hizmetleri Kalite ve Akreditasyon Enstitüsü’nden (TÜSKA) akreditasyon belgesi alması zorunlu oldu.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[
'Sağlıklı Türkiye Yüzyılı’ hedefleri doğrultusunda güncellenen yönetmelikle, özel sağlık kuruluşlarının işletme ve hizmet sunum standartlarında önemli yeniliklere gidildi.

Tıp merkezleri, poliklinikler, muayenehaneler ve fizik tedavi kurumlarını kapsayan düzenlemelerle hasta güvenliği, hizmet kalitesi ve denetim süreçlerinin güçlendirilmesi amaçlandı.

TIP MERKEZLERİNE AKREDİTASYON ZORUNLULUĞU

Yeni yönetmeliğe göre, tıp merkezlerinin Türkiye Sağlık Hizmetleri Kalite ve Akreditasyon Enstitüsü’nden (TÜSKA) akreditasyon belgesi alması zorunlu hale geldi.

Ayrıca, tıp merkezi bünyesinde doğum ünitesi açılabilmesi için yeni kriterler getirildi. Kayıt ve arşiv işlemlerinde ise elektronik sistem zorunluluğu getirildi.

HASTA GÜVENLİĞİNE YÖNELİK YENİ ÖNLEMLER

Bilimsel esaslara uygunluk çerçevesinde, tüm tıbbi tedavi uygulamalarında tıbbi endikasyon ve uygulama denetimleri yapılmasına yönelik düzenleme hayata geçirildi.

24 saat hizmet verebilecek donanıma sahip tıp merkezlerinde acil ünitesi ve cerrahi müdahale birimi kurulmasına izin verildi.

Ayrıca, tıp merkezlerinde yapılabilecek cerrahi işlemlerle ilgili standartlar güncellendi.

KADRO PLANLAMASI VE AÇILIŞLAR YILLIK PROGRAMA ALINDI

Yönetmelikle birlikte, yeni özel sağlık kuruluşu açılışları ve kadro taleplerinin değerlendirilmesi artık yıllık planlama kapsamına alınacak. Böylece, sağlık yatırımlarının dengeli ve ihtiyaca yönelik yapılması hedefleniyor.
 

SAHİPLİK KRİTERLERİ YENİDEN TANIMLANDI

Özel sağlık kuruluşlarının sahipliğiyle ilgili yeni kurallar da getirildi.

1219 sayılı Kanun uyarınca hekimlik mesleğinden yasaklı kişilerin sağlık kuruluşu sahibi olması tamamen yasaklandı. Daha önce sahip olduğu sağlık kuruluşunun ruhsatı iptal edilen kişilere ise 5 yıl süreyle yeni sağlık kuruluşu açma yasağı getirildi.
 

POLİKLİNİKLERİN BİRLEŞMESİ TEŞVİK EDİLİYOR

İki veya daha fazla polikliniğin birleştirilerek tıp merkezine dönüşmesine yönelik düzenlemeyle birlikte, birleşen poliklinik sayısı kadar ilave kadro verilmesine imkân tanındı.

Böylece daha güçlü ve kapsamlı sağlık hizmeti sunan yapıların oluşturulması hedefleniyor.

MUAYENEHANELER VE FİZİK TEDAVİ ÜNİTELERİNE YENİ STANDARTLAR

Muayenehanelerde uygulanacak tıbbi işlemler, çağdaş tıp kurallarına uygun şekilde yeniden tanımlandı.

Ayrıca fizik tedavi ve rehabilitasyon kurumları ile ünitelerinde sunulan hizmetler için bina ve fiziki koşullara dair ilave kriterler getirildi.

 

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2025/04//ozel-hastanelerde-yeni-donem-yeni-standartlar-getirildi-.webp</image>
		    <media:content url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2025/04//ozel-hastanelerde-yeni-donem-yeni-standartlar-getirildi-.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2025/04//ozel-hastanelerde-yeni-donem-yeni-standartlar-getirildi-_t.webp"/>
<enclosure url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2025/04//ozel-hastanelerde-yeni-donem-yeni-standartlar-getirildi-.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.olayhaber.tv/ozel-hastanelerde-yeni-donem-yeni-standartlar-getirildi/4688/</link>
			<pubDate>Sat, 19 Apr 2025 12:12:27 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Ailelere influenza virüsü uyarısı: Bu belirtiler varsa vakit kaybetmeden doktora başvurun!]]></title>
			<description><![CDATA[Kış aylarında zaman zaman artan influenza virüsü tekrar etkisini göstermeye başladı. İnfluenza ve diğer solunum yolu enfeksiyonlarının tehlikelerine ilişkin açıklamalarda bulunan Uzm. Dr. Ercan Kayış, "Hasta çocukları okula göndermeyin. Bu, hem çocuğunuzu hem de diğer çocukları korur. Ateş, nefes darlığı, inatçı öksürük varsa vakit kaybetmeden doktora başvurun" dedi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Özellikle influenza yani grip virüsünün küçük çocuklarda yüksek ateş, kas ağrıları, titreme, halsizlik ve iştahsızlık gibi belirtilerle kendini gösterdiğine dikkat çeken Özel Amasya Kolmed Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Kliniğinde görevli Uzm. Dr. Kayış, "Bu durum tedavi edilmezse orta kulak iltihabı, zatürre ve bronşite yol açabilir. RSV virüsü ise özellikle 2 yaş altı bebeklerde solunum güçlüğüne neden olabilir" diye konuştu.

 

 



 

Çocukları koruma yolları konusunda bilgiler paylaşan Kayış, "Bağışıklık sistemini güçlendirin. C vitamini içeren meyveler, protein kaynakları ve bol sıvı tüketimi önemlidir. El hijyenine dikkat edin. Virüsler en çok eller yoluyla bulaşır. Kapalı ve kalabalık ortamlardan kaçının.



Kreş, okul ve oyun alanlarında bulaş riski çok yüksektir. Hasta çocukları okula göndermeyin! Bu, hem çocuğunuzu hem de diğer çocukları korur.

BU BELİRTİLERE DİKKAT!

Ateş, nefes darlığı, inatçı öksürük varsa vakit kaybetmeden doktora başvurun. Unutmayın, erken teşhis ve doğru tedavi, ciddi komplikasyonları önleyebilir" şeklinde konuştu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2025/02//ailelere-influenza-virusu-uyarisi-bu-belirtiler-varsa-vakit-kaybetmeden-doktora-basvurun.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2025/02//ailelere-influenza-virusu-uyarisi-bu-belirtiler-varsa-vakit-kaybetmeden-doktora-basvurun.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2025/02//ailelere-influenza-virusu-uyarisi-bu-belirtiler-varsa-vakit-kaybetmeden-doktora-basvurun_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2025/02//ailelere-influenza-virusu-uyarisi-bu-belirtiler-varsa-vakit-kaybetmeden-doktora-basvurun.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.olayhaber.tv/ailelere-influenza-virusu-uyarisi-bu-belirtiler-varsa-vakit-kaybetmeden-doktora-basvurun/4480/</link>
			<pubDate>Sat, 15 Feb 2025 17:39:13 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Sağlık Bakanlığı "sarı serum" açıklamasında uyarılarda bulundu: Bilimsel olarak kanıtlanmadı]]></title>
			<description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı tarafından "sarı serum" ile ilgili yapılan açıklamada, "Bu uygulama ancak, kişide aşırı sıvı kaybı mevcutsa ve kan değerleri ölçülerek belirlenmiş mineral ve vitamin eksikliği varsa hekim kararı ile eğitimli sağlık personeli tarafından uygun sağlık kurumu koşullarında gerçekleştirilebilir" denildi.
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, sarı serumun hekim kararı ile eğitimli sağlık personeli tarafından, uygun sağlık kurumu koşullarında ve gerekli görülen hallerde verilebileceğini bildirdi.

Sağlık Bakanlığı Sağlıklı Çözüm sosyal medya hesabından, son günlerde basına yansıyan ölüm vakaları üzerine sarı serum hakkında detaylı bilgilendirmelerin yer aldığı paylaşımda bulunuldu.

Paylaşımda, sarı serumun normal serum içinde C vitamini, B grubu vitaminler, magnezyum, mide koruyucu ve bulantı giderici ilaçlar, anti-inflamatuar ilaçlar, anti-oksidan maddeler, kas gevşetici, ağrı kesici ve magnezyum içerebildiği belirtildi.

Ağız yoluyla beslenemeyen veya beslenebildiği halde vitamin ve minerallerden vücudu yararlanamayan kişilere, vitamin ve minerallerin serumla verilmesinin ancak hekim kararı ile uygun sağlık koşullarında ve steril cihazlarla kontrollü şartlarda uygulanabileceği belirtilen paylaşımda, "Sarı serumun; aşırı yorgunluk, gribal enfeksiyonlar, 'akşamdan kalma' gibi durumlarda hızlı toparlanma, zindelik sağlama ve ruhsal durumu güçlendirme gibi sağlık faydaları sağlayacağına dair beklenti ve vaatler bilimsel olarak kanıtlanmış değildir. Sarı serum uygulamasının sebep olabileceği sağlık riski; seruma eklenecek vitamin ve minerallerin tipine, sayısına, miktarına, serumun damara uygulanma hızına, uygulanan kişinin sağlık durumuna bağlı olarak değişir" ifadelerine yer verildi.

BİLİMSEL OLARAK KANITLANMADI

Paylaşımda, sarı serumun kendini iyi hissetme dışında ispatlanmış bir faydasının olmadığı ve bazı durumlarda ise zararının olduğunun bilimsel araştırmalarda da kanıtlandığı bilgisine yer verildi.

⁠Kanında magnezyum veya potasyum düzeyi değişimi olan kişilerde (örneğin böbrek hastalığı olan, idrar söktürücü ilaç alan veya aşırı alkol almış) magnezyum içeren serum kullanılmasının kalpte ritim bozukluklarını tetikleyebildiği, sarı serumun depresyon, uyku bozuklukları ve sindirim sistemi bozukluklarına yol açabildiği, hızlı verildiğinde tansiyon düşmesine, bilinç bozulmasına hatta bayılmaya yol açabildiği belirtilen paylaşımda, şunlar kaydedildi:

UYGULAMA KOŞULLARINA İLİŞKİN UYARI

"Damar içi sıvılar, yüksek tansiyon ve kalp hastalığı olan kişilerde olumsuz tesirler doğurabilir. ⁠ Bazı vitaminlerin aşırı alınması, örneğin; aşırı B vitamini verilmesi hayatı tehdit edebilecek alerjik reaksiyonlara yol açabilir. ⁠Serumun akış hızı ve miktarı kişiye göre ayarlanmadığında sıvı elektrolit dengesizliği, kalp ve böbrek problemleri, hatta beyinde su alıp şişmeye yol açabilir. ⁠Serum ile damara verilecek hava kabarcıkları beyin felci dahil ciddi problemlere yol açabilir. Sonuç olarak, bu uygulama ancak, kişide aşırı sıvı kaybı (kusma, ishal, terleme ve ilgili dönemde sıvı gıda alamamaya bağlı) mevcutsa ve kan değerleri ölçülerek belirlenmiş mineral ve vitamin eksikliği varsa hekim kararı ile eğitimli sağlık personeli tarafından uygun sağlık kurumu koşullarında gerçekleştirilebilir."
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2025/02//saglik-bakanligi-quotsari-serumquot-aciklamasinda-uyarilarda-bulundu-bilimsel-olarak-kanitlanmadi.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2025/02//saglik-bakanligi-quotsari-serumquot-aciklamasinda-uyarilarda-bulundu-bilimsel-olarak-kanitlanmadi.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2025/02//saglik-bakanligi-quotsari-serumquot-aciklamasinda-uyarilarda-bulundu-bilimsel-olarak-kanitlanmadi_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2025/02//saglik-bakanligi-quotsari-serumquot-aciklamasinda-uyarilarda-bulundu-bilimsel-olarak-kanitlanmadi.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.olayhaber.tv/saglik-bakanligi-sari-serum-aciklamasinda-uyarilarda-bulundu-bilimsel-olarak-kanitlanmadi/4462/</link>
			<pubDate>Mon, 10 Feb 2025 12:09:31 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Kronik hastalığı olanlar dikkat! Raporlu reçetelerde yeni dönem başlıyor]]></title>
			<description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan, kronik hastalığı bulunan vatandaşların artık hastaneye gitmeden reçete yazdırabileceğini açıkladı.
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı Kabine toplantısı sonrası Erdoğan açıklamalarda bulundu. Kronik hastalığı olan vatandaşların beklediği haber Erdoğan'dan geldi.

KRONİK HASTALIĞI OLANLARA MÜJDE

Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açıklanan yeni gelişme özellikle sağlık sistemindeki aksaklıkların düzenlenmesini içeriyor.



Kronik hastalığı olan vatandaşların reçetelerinin süresi bittiğinde hastaneye gidip yazdırmaları gerekiyordu. Artık bu zorunluluk ortadan kaldırıldı. Erdoğan yaptığı açıklamada, kronik hastalığa sahip vatandaşların, raporlu ilaçlarını yazdırmak için hastaneye gitme zorunluluğunu kaldırıldığını açıkladı. Artık bu ilaçları aile hekimleri yazabilecek.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2025/02//kronik-hastaligi-olanlar-dikkat-raporlu-recetelerde-yeni-donem-basliyor.webp</image>
		    <media:content url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2025/02//kronik-hastaligi-olanlar-dikkat-raporlu-recetelerde-yeni-donem-basliyor.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2025/02//kronik-hastaligi-olanlar-dikkat-raporlu-recetelerde-yeni-donem-basliyor_t.webp"/>
<enclosure url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2025/02//kronik-hastaligi-olanlar-dikkat-raporlu-recetelerde-yeni-donem-basliyor.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.olayhaber.tv/kronik-hastaligi-olanlar-dikkat-raporlu-recetelerde-yeni-donem-basliyor/4449/</link>
			<pubDate>Tue, 04 Feb 2025 12:38:50 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[D Vitamini Düşüklüğü Hipertansiyona Neden Oluyor mu?]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[İç Hastalıkları uzmanı Dr.Şekip Altunkan’a göre hipertansiyon toplumda görülme sıklığı giderek artan çok faktörlü küresel bir hastalıktır. D vitamininin hipertansiyon ve kalp hastalıkları üzerindeki etkisi 40 yıldan beri araştırılmaktadır. Özellikle belirli mevsimlerde bu hastalıklardaki artışlar ve azalışlar, D vitamininin etkisini düşündürmüştür.

Hayvan deneylerinde yapılan birçok çalışmada D vitamininin hipertansiyon ve kalp hastalıklarına etkisiyle ilgili olumlu sonuçlar bulunmasına karşın, insan deneylerinde çok tartışmalı sonuçlar elde edilmiştir.

Ancak ülkemizde son zamanlarda D vitamini mucize ilaç gibi sunulmakta, hastalar âdeta D vitamini bombardımanına tutulmaktadır. Dr.Şekip Altunkan’a göre bu konuda dikkatli olunmalı, aşırı D vitamini tedavisinin zararlı olabileceği unutulmamalıdır.

D vitamini eksikliği en yaygın beslenme bozukluğudur, dünya çapında yaklaşık bir milyar insanı etkilediği düşünülmektedir. Kemiklerin gelişimi için kalsiyum maddesi önemli rol oynar. D vitamini bağırsaktan kalsiyum emilimini ve kemiklere girmesini sağlar.

D vitamini hayvansal ve bitkisel gıdalardan elde edilen bazı maddelerin vücutta karmaşık bir yolla işlenmesinden sonra etkili olabilecek şekle dönüşür. D vitaminin etkili forma dönüşmesinde karaciğer, böbrekler ve deri önemli rol oynar. Güneşten gelen ultraviyole ışınlara maruz kalmak D vitamininin biyolojisinde önemlidir.

D vitamini eksikliğinin önemiyle ilgili ilk bulgular yirmini yüzyılın başlarında bulunmuştur. Çocuklarda görülen, kemiklerde ağır hasara yol açan, ölüme kadar götürebilen raşitizm hastalığının nedeninin D vitamini eksikliği olduğu tespit edilmiş, daha sonra da yapılan birçok çalışmayla D vitamininin oluşması ve etkileri anlaşılmıştır. Yalnız hâlâ alınacak çok yol vardır ve D vitaminiyle ilgili çok sayıda bilimsel araştırma yapılmalıdır.

Kanda D vitamini seviyesini etkileyen faktörler arasında beslenme, güneşe maruz kalma süresi, açık havada egzersiz yapma ve derinin rengi sayılabilir. Ancak D vitaminin seviyesi ve hangi beslenmenin yararlı olduğuna dair bir fikir birliği yoktur. Genellikle kabul edilen sınır 20 ng/ml’dir. En iyi seviye olarak 40-60 ng/ml arası kabul edilmektedir. Bunun üzerindeki seviyeler tavsiye edilmez, kişiye zararlı olabilir. Çok yüksek seviyelerde is D vitamini zehirlenmesi olabileceği unutulmamalıdır. Birçok araştırmacı D vitamini seviyesinin alt sınırı olarak 12.5 ng/ml’yi kabul etmektedir. Görüldüğü gibi, araştırmacılar arasında bu konuda tam bir fikir birliği yoktur. 

Vitamin D tedavisinin hipertansiyon üzerindeki doğrudan etkisini inceleyen çalışmaların çoğu, kan basıncını düşürmede herhangi bir etkisi olmadığını göstermesine karşın, tansiyon ilaçlarıyla birlikte verilmesinin umut verici sonuçlar olabileceğini göstermiştir. Vitamin D'nin kendi başına doğrudan bir tansiyon düşürücü etkisi olduğunu kanıtlama açısından zorluklar devam etmektedir. D vitamininin hipertansiyondaki rolünü daha fazla değerlendirmek için daha yüksek dozlar, daha büyük topluluklar ve daha uzun tedavi süreleri içeren çalışmalara ihtiyaç vardır. Ancak bu araştırmalar planlamak için etik zorluklar mevcuttur ve bu zorlukları aşmak oldukça güçtür.

Dr.Şekip Altunkan’a göre D vitaminini her derde deva ilaç olarak göstererek hastalara gereksiz yere fazla D vitamini tedavisi vermek yanlıştır. Bu sefer kanda aşırı yükselmesi olumsuz sonuçların ortaya çıkmasına neden olabilir. Kan değeri düşükse D vitamini verilebilir, ancak zehirli sınıra ulaşmaması için belli zamanlarda kanda kalsiyum ve D vitamini seviyesi kontrol edilmelidir. 
  ]]></content:encoded>
		    <image>https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2025/01//d-vitamini-dusuklugu-hipertansiyona-neden-oluyor-mu.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2025/01//d-vitamini-dusuklugu-hipertansiyona-neden-oluyor-mu.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2025/01//d-vitamini-dusuklugu-hipertansiyona-neden-oluyor-mu_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2025/01//d-vitamini-dusuklugu-hipertansiyona-neden-oluyor-mu.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.olayhaber.tv/d-vitamini-dusuklugu-hipertansiyona-neden-oluyor-mu/4409/</link>
			<pubDate>Tue, 14 Jan 2025 13:48:10 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Göz alanında 700 binden fazla sözde ya da yanlış ameliyatların faturası devlete kesildi]]></title>
			<description><![CDATA[Özel hastanelerdeki skandallar göze de sıçradı. 700 binin üzerinde sahte göz ameliyatıyla devlet milyonlarca lira zarara uğratıldı. Doktora hastanede birim kiralayan da var, 1996’da çıkan teknolojiyi yeni diye pazarlayan da...]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Özel hastanelerde Yenidoğan Çetesi'yle patlak veren skandallara bir yenisi eklendi. İddianamede gündeme gelen 16 bin yanlış göz ameliyatının raporlanıp faturalandırmasının ortaya çıkması üzerine, 3.5 milyon dolar geri ödeme yapıldığı belirlendi.

Hal böyle olunca gözle ilgili yapılan usulsüz operasyonlar ve devletin uğratıldığı zarar da merak edildi. Sadece göz alanında 700 binden fazla sözde ya da yanlış ameliyatlar devlete fatura edildi.
Yanlış tedavilerle hem vatandaş mağdur edilirken hem de devlet milyonlarca lira zarara uğratıldı.
Söz konusu skandalla ilgili raporların Sağlık ve Çalışma Bakanlıkları'na iletildiği öğrenildi.

DOKTORA BİRİM KİRALANIYOR

Sabah'tan Betül Alakent'in haberine göre, göz ile ilgili sağlık skandalları bununla da sınırlı kalmadı.

Son iki yıldır birçok zincir hastanenin mevzuata ve kanuna aykırı olarak göz bölümlerini doktorlara kiraladığı, bu alanlarda ihtiyaç duyulan cihazların doktorlar tarafından alındığı ve buradaki kazancın doktorlarla hastaneler arasında bölüşüldüğü ortaya çıktı.

Ancak Özel Hastaneler Kanunu'nun 10. maddesi gereği bir hastanenin sadece kafetarya, yeme-içme gibi alanlar kiralanabiliyor.

Burada birim kiralayan ve gerekli cihazları kendi alan doktorlar yaptıkları yatırımları çıkarmak ve hastanenin payını da ödeyebilmek için yüzlerce usulsüz işleme imza atıyor.

NO TOUCH YALANI

Yine bu alanda bir başka yalan da "No Touch Lazer". Yani göze dokunmadan, sözde uzaktan yapılan ameliyatlar.

Oysa lazerle dahi olsa gözde dokunmadan operasyon yapmak imkansız. 1996 yılından beri kullanılan bu lazer cihazları en son teknoloji olarak pazarlanarak vatandaşlar kandırılırken, her göze uygun olmayan bu cihazlar nedeniyle yüzlerce vatandaşın gözünü kaybetme tehlikesi de bulunuyor.

100 BİN DOLARA HASTANE

Sektörün önde gelen oyuncularından Dünya Göz Hastaneleri Yönetim Kurulu Başkanı Eray Kapıcıoğlu da göz tedavileriyle ilgili yolsuzluk ve usulsüzlükleri doğruladı.

Kapıcıoğlu, burada yapılan yolsuzlukları ise şöyle anlattı:


"Bugün tam teşekküllü hastanenin ortalama maliyeti 25-30 milyon dolar. Diğer tarafta 100-200 bin dolarla bir klinik açıp, 2-3 göz doktoru koyuyorlar. Sonra SGK anlaşması yapıyorlar. Her doktorun günde 35-40 tane hasta bakma hakkı var. Her bir hasta tedavisi için SGK'dan 109 TL alıyorlar, üzerini de vatandaşa fatura ediyorlar. Muayene sonrasında ameliyat gerekmese de bazı hastalara ameliyat yapıyorlar ya da ameliyat yapmasa da yapılmış gibi gösterip, devlete fatura ediyorlar. Buralarda mağdur olmuş vatandaşlar sonra bize geliyor. Gözünü kaybetme tehlikesi yaşayan dahi var."


SGK KAPSAMINDAN ÇIKSIN

Göz ameliyatlarının SGK kapsamından çıkarılması gerektiğini aktaran Kapıcıoğlu, "Biz bir göz hastanesiyiz bunu söyleyecek olan en son kişi benim. Ancak bu yolsuzluklarla mücadele etmek zor ya da çok sıkı denetim uygulanmalı" dedi.

SGK'nın ameliyatlara ayırdığı bütçenin çok sınırlı olduğunu anlatan Kapıcıoğlu, "Bu ameliyatlarda gerçek maliyet kalemleri çıkartılıp bunun ödemesi yapılmalı. Biz bu maliyetler karşılandığında üzerine kar eklemeden emeklilerin ameliyatlarını da yaparız" şeklinde konuştu.

1996'DA YAPILANI SON TEKNOLOJİ DİYE SUNDULAR


No touch diye pazarlanan lazer operasyonlarının da bir kandırmaca halini aldığını anlatan Kapıcıoğlu, "Göze hiç dokunmadan ameliyat yaptıklarını söylüyorlar. Oysaki gözü lazer bıçağıyla kazıyorlar. Öyle bir teknoloji yok. Ayrıca en son teknoloji diye sundukları PRK teknolojisi 1996'da çıkmış bir teknoloji. Bu tedavi 100 hastanın 8'ine uygun. Tetkikler sonucunda hastanın gözü için hangisi uygunsa o lazer yapılır" dedi. Zincir özel hastanelerin göz bölümlerini doktorlara kiraya verdiği bilgisini de doğrulayan Kapıcıoğlu, "Bu durum mevzuata aykırı. Ancak maalesef bunu yapan hastaneler var. Bu durumu hem Sağlık Bakanlığı hem de Çalışma Bakanlığı'na ilettik" diye konuştu.


MEVZUAT NE DİYOR

Özel Hastaneler Yönetmeliği 10. Mevzuatı bir hastanede kliniğin kiralanamayacağını açıkça belirtiyor. İlgili mevzuatta şu ifadeler yer alıyor: "Özel Hastaneler, müstakil binada faaliyet gösterir. Binanın hastane olarak kullanılan kısmında, hiçbir surette başka amaca yönelik işyeri bulunamaz ve hastane içerisindeki bir bölüm, başka bir amaçla faaliyet göstermek üzere üçüncü kişilere kiralanamaz veya herhangi bir şekilde devredilemez. Hastane personeline, hasta ve hasta yakınlarına hizmet vermek üzere kurulan kafeterya, kantin, çiçekçi, berber, lostra gibi birimler işletilebilir veya bunların işletilmesi için hizmet satın alınabilir veyahut bu hizmetler başkalarına gördürülebilir. Bu türden kısımlar, tıbbî hizmet birimlerinin bulunduğu yerler ile hasta tedavi ve istirahatini engelleyecek yerlerde kurulamaz."
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2024/11//goz-alaninda-700-binden-fazla-sozde-ya-da-yanlis-ameliyatlarin-faturasi-devlete-kesildi.webp</image>
		    <media:content url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2024/11//goz-alaninda-700-binden-fazla-sozde-ya-da-yanlis-ameliyatlarin-faturasi-devlete-kesildi.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2024/11//goz-alaninda-700-binden-fazla-sozde-ya-da-yanlis-ameliyatlarin-faturasi-devlete-kesildi_t.webp"/>
<enclosure url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2024/11//goz-alaninda-700-binden-fazla-sozde-ya-da-yanlis-ameliyatlarin-faturasi-devlete-kesildi.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.olayhaber.tv/goz-alaninda-700-binden-fazla-sozde-ya-da-yanlis-ameliyatlarin-faturasi-devlete-kesildi/4299/</link>
			<pubDate>Thu, 21 Nov 2024 08:55:51 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[MEHMET NEDİM KOLAN &#039;UN , HASTANESİNE CHP&#039;Lİ BELEDİYE&#039;DEN REKOR CEZA!]]></title>
			<description><![CDATA[Silivri’deki hastanesi &apos;yenidoğan çetesi’nin merkezlerinden olan AKP’li Kolan’ın Şişli’deki hastanesini de kaçak olarak büyüttüğü ortaya çıktı. 
CHP’li Şişli Belediyesi, Kolan’a 31,4 milyon TL ceza kesip kaçak alanları mühürledi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[En az 12 bebeğin ölümüne sebep olmakla suçlanan ve cumhuriyet savcısını tehdit ettiği ortaya çıkan Yenidoğan Çetesi gündemdeki yerini korurken dikkat çeken bir gelişme daha yaşandı.

Sağlık Bakanlığı, Yenidoğan çetesi iddianamesinde yer alan ve çetenin merkezlerinden biri olan Silivri’deki Kolan Hastanesi’nin ruhsatını iptal etmişti.

Silivri Kolan Hastanesi’nin sahibi Mehmet Nedim Kolan ise 2018’de AKP’den Ağrı milletvekili aday adayı olmuştu.

AKP’li Kolan, şimdi de Şişli’deki özel hastanesinde bir skandala imza attı.

REKOR PARA CEZASI

CHP’li Şişli Belediyesi, AKP’li Kolan’ın Şişli’deki hastanesini kaçak tadilatla büyüttüğünü belirledi.
Şişli Belediyesi’nin 5 Kasım 2024 tarihli Encümen kararıyla, hastaneye 31 milyon 404 bin TL para cezası kesti.

Belediye yetkilileri Kolan Hastanesi’nin ruhsat eki onaylı projesine aykırı olarak; zemin katta orta bahçe olarak görünen alanın açılır kapanır pergola sistemi ile kapalı hale getirilerek kafe alanını büyüttüğü, dokuzuncu normal kat ile dokuzuncu asma kat arasında bulunan 8 adet merdiveni iptal edilerek döşeme boşluklarını kapattığı belirledi. 

Deprem felaketinden ders çıkarmayan AKP’li Kolan’ın dokuzuncu asma kat bölme duvarlarının yerlerini değiştirdiği de tespit edildi.
Belediye, hastanenin kaçak alanlarını yapı tatil tutanağı düzenleyerek mühürledi.
 

BAKAN ZİYARET ETMİŞTİ

Eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’nın, Mehmet Nedim Kolan ve eşi Ayşe Kolan’ı ziyaret ettiği de ortaya çıktı.

2016-2018 yılları arasında bakanlık yapan Sayan Kaya’nın, 2022 yılında Kolan çiftini ziyaret ettiği ve Kolan Hastanesi’nde fotoğraf çektirdiği ve paylaştığı öğrenildi.

Ayrıca Kaya’nın yanında Mehmet Metiner gibi birçok AKP’linin Kolan ile görüştüğü ve sosyal medya hesaplarından fotoğraflar paylaştığı görüldü.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2024/11//mehmet-nedim-kolan-039un--hastanesine-chp039li-belediye039den-rekor-ceza.webp</image>
		    <media:content url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2024/11//mehmet-nedim-kolan-039un--hastanesine-chp039li-belediye039den-rekor-ceza.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2024/11//mehmet-nedim-kolan-039un--hastanesine-chp039li-belediye039den-rekor-ceza_t.webp"/>
<enclosure url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2024/11//mehmet-nedim-kolan-039un--hastanesine-chp039li-belediye039den-rekor-ceza.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.olayhaber.tv/mehmet-nedim-kolan-un-hastanesine-chp-li-belediye-den-rekor-ceza/4282/</link>
			<pubDate>Mon, 18 Nov 2024 16:37:20 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[İki Yıl İçinde İkinci Kez! DSÖ’den Küresel Çağrı ]]></title>
			<description><![CDATA[Afrika’da halk sağlığı acil durumu ilan edilmesinin ardından Dünya Sağlık Örgütü’nden yeni açıklama geldi. DSÖ, Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nden komşu ülkelere yayılan maymun çiçeği virüsü nedeniyle iki yıl içinde ikinci kez küresel halk sağlığı acil durumu ilan etti. Bu ilan ile tüm ülkeler hazırlığa çağırıldı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nden komşu ülkelere yayılan maymun çiçeği virüsü nedeniyle Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), harekete geçti. Burundi, Kenya, Ruanda ve Uganda’da da virüsün yayılması sonucu DSÖ, maymun çiçeği virüsü nedeniyle iki yıl içinde ikinci kez küresel halk sağlığı acil durumu ilan etti. DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, “Bu salgınları durdurmak ve hayat kurtarmak için koordineli bir uluslararası müdahalenin şart olduğu açıktır” dedi.

İki Yıl İçinde İkinci Kez! DSÖ’den Küresel Çağrı - Resim : 1
DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus
Küresel halk sağlığı acil durumu, DSÖ’nün en yüksek alarm seviyesi olarak biliniyor ve bir hastalığı kontrol altına almak için araştırma, finansman, uluslararası halk sağlığı önlemlerini ve işbirliğini hızlandırmayı amaçlıyor.


AFRİKA’DA DÜN İLAN EDİLMİŞTİ

Afrika Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (Africa CDC), dün Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nden komşu ülkelere yayılan maymun çiçeği virüsü nedeniyle kıta genelinde "halk sağlığı acil durumu" ilan etmişti.

Africa CDC, bu yıl kıtada şimdiye kadar maymun çiçeği kaynaklı 17 binden fazla vaka ve 517 ölüm rapor edildiğini aktararak, bunun geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 160'lık bir artışı temsil ettiğini söyledi. Afrika’da toplam 13 ülkede vaka bildirdi.

UZMANDAN KORKUTAN AÇIKLAMA

Ankara’daki Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde enfeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji alanında önde gelen bir uzman olan Prof. Dr. Esin Davutoğlu Şenol, sosyal medya hesabından durumun ciddiyetini açıkladığı bir paylaşım yaptı.


“DSÖ, bu ilan ile tüm ülkeleri hazırlığa çağırmış oluyor” diyen, Şenol’un paylaşımı şu şekilde:

"DSÖ, Maymun Çiçek Hastalığının , Küresel Acil bir durum olduğunu ilan etti.. Afrika’da 13 ülkede yayıldı, yayılımı hızlandı, Kongo’da belirgin salgın var ve daha ölümcül .. Bu son 3 yılda, bu hastalık için ikinci kez acil durum ilanı.. İlkinden (2022) sonra kısmen kontrol sağlanmıştı.. Şimdiye kadar 100.000 kişiyi etkiledi .. Başta cinsel temas, çok yakın temasla bulaştı.. Yayılımın hızlanması ve daha ciddi seyretmesi endişe verici bulunuyor.. DSÖ, bu ilan ile tüm ülkeleri hazırlığa çağırmış oluyor.. Aşı ve tedavi tedariki, aktif tarama önemli .. Afrika’daki salgının kontrolü için 10 milyon doz AŞI gerekiyor, henüz 15.000 doz sağlanabildi"

Afrika'da Acil Durum İlan Edildi! Kıta Genelinde Vakalar Hızla YayılıyorAfrika'da Acil Durum İlan Edildi! Kıta Genelinde Vakalar Hızla Yayılıyor

İLK KEZ 1970 YILINDA TESPİT EDİLDİ

Maymun çiçeği, 1970 yılında Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde insanlarda ilk kez tespit edildikten sonra onlarca yıldır Afrika'nın bazı bölgelerinde endemik olarak görülüyor. Virüsün daha hafif bir varyantı, 2022 yılında, büyük ölçüde cinsel temas yoluyla 100’den fazla ülkeye yayıldı ve Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) en yüksek alarm seviyesi olan küresel halk sağlığı acil durumu ilan etmesine neden olmuştu. DSÖ, 10 ay sonra sağlık krizinin kontrol altına alındığını söyleyerek acil durumu sona erdirmişti.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2024/08//iki-yil-icinde-ikinci-kez-dsoden-kuresel-cagri-.webp</image>
		    <media:content url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2024/08//iki-yil-icinde-ikinci-kez-dsoden-kuresel-cagri-.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2024/08//iki-yil-icinde-ikinci-kez-dsoden-kuresel-cagri-_t.webp"/>
<enclosure url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2024/08//iki-yil-icinde-ikinci-kez-dsoden-kuresel-cagri-.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.olayhaber.tv/iki-yil-icinde-ikinci-kez-dso-den-kuresel-cagri/4083/</link>
			<pubDate>Wed, 14 Aug 2024 22:17:45 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Bazı insanların neden korona olmadığı belli oldu ]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[
İngiltere merkezli Imperial College London'ın yürüttüğü bir Kovid-19 bilimsel araştırmasının bir parçası olarak, bilim insanları Kovid-19'a yol açan SARS-CoV-2 virüsü ile mücadele edebilen kişilerin, sürekli hastalıktan kaçınmalarına yardımcı olan benzersiz bağışıklık tepkilerine sahip olduklarını buldu.

Araştırmacılar, virüse maruz kalmadan önce ve sonra elde edilen bulgulara dayanarak, burun astarındaki yerel bir bağışıklık tepkisinin, bireylerin virüsü tanımasına ve enfeksiyona yol açabilecek bir yer edinmesini engellediğini belirtti.

Araştırma açıklamasında şu ifadelere yer verildi:
"Hemen virüsü temizleyen bireyler, tipik bir yaygın bağışıklık tepkisi sergilemediler; bunun yerine, burunda daha önce görülmemiş ince, doğuştan gelen bağışıklık tepkileri geliştirdiler. Araştırmacılar, maruz kalmadan önce yüksek düzeyde HLA-DQA2 adlı bir genin bulunmasının, insanların uzun süreli bir enfeksiyonun yayılmasını önlemelerine yardımcı olabileceğini öne sürüyor."

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2024/06//bazi-insanlarin-neden-korona-olmadigi-belli-oldu-.webp</image>
		    <media:content url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2024/06//bazi-insanlarin-neden-korona-olmadigi-belli-oldu-.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2024/06//bazi-insanlarin-neden-korona-olmadigi-belli-oldu-_t.webp"/>
<enclosure url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2024/06//bazi-insanlarin-neden-korona-olmadigi-belli-oldu-.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.olayhaber.tv/bazi-insanlarin-neden-korona-olmadigi-belli-oldu/3968/</link>
			<pubDate>Fri, 21 Jun 2024 15:55:04 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Vücuttaki benler sağlığınızın sessiz habercileri]]></title>
			<description><![CDATA[Hepimizin vücudunda küçük kahverengi noktalar yani benler bulunur. Çoğu zaman bu benler masumdur ve zararsızdır. Ancak bazı durumlarda benler ciddi sağlık sorunlarının habercisi olabilir. Bu yazıda, benlerin ne olduğunu, türlerini, değişikliklerini ve nelere dikkat etmemiz gerektiğini detaylı bir şekilde ele alacağız.
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Benler, derideki melanosit adı verilen pigment hücrelerinin bir araya toplanması sonucu oluşur. Genellikle kahverengi veya siyah renkte olurlar ve yuvarlak veya oval şekillidirler. Benlerin boyutları birkaç milimetreden birkaç santimetreye kadar değişebilir. Doğumdan itibaren görülebilirler veya yaşamın ilerleyen dönemlerinde ortaya çıkabilirler.

Hangi benler tehlikelidir?

Doğumsal benler (Konjenital Nevus): Doğumda mevcut olan benlerdir. Genellikle diğer benlere göre daha büyüktürler ve nadiren kansere dönüşebilirler.

Edinsel benler (Edinilmiş Nevus): Hayatın ilerleyen dönemlerinde ortaya çıkan benlerdir. Bu benlerin çoğu zararsızdır, ancak bazıları cilt kanseri riskini artırabilir.

Atipik (Displastik) benler: Düzensiz kenarlı ve farklı renklere sahip olabilen benlerdir. Melanom riskini artırdığı için bu benler dikkatle izlenmelidir.

Dikkat edilmesi gereken değişiklikler

Benlerin çoğu zamanla değişiklik göstermesi normaldir. Ancak bazı değişiklikler cilt kanserinin habercisi olabilir. “ABCDE” kuralı tehlikeli değişiklikleri anlamaya yardımcı olabilir.

A (Asimetri): Benin iki yarısı birbirinden farklı görünüyor mu?

B (Border-kenar): Kenarları düzensiz, girintili çıkıntılı mı?

C (Color-renk): Rengi homojen mi yoksa birden fazla renk mi var?

D (Diameter-çap): Çapı 6 milimetreden büyük mü?

E (Evolving-değişim): Boyut, şekil veya renk açısından değişiklik gösteriyor mu?

Melanome dikkat

Melanom, cilt kanserinin en tehlikeli türüdür ve genellikle var olan bir bende ortaya çıkar. Erken teşhis, melanomun başarılı bir şekilde tedavi edilme şansını büyük ölçüde artırır. Erken tanı çok önemlidir.

Bu nedenle, benlerin düzenli olarak kontrol edilmesi ve şüpheli bir durum görüldüğünde bir dermatoloğa başvurulması hayati önem taşır.

Benlerin alınması tehlikeli mi?

Benlerin alınması genellikle tehlikeli değildir ve çoğu zaman basit bir prosedürdür. Ancak, her benin alınması gerektiği anlamına gelmez. Benlerin alınması şu durumlarda önerilir:

Kanser şüphesi: Dermatolog tarafından şüpheli görülen, hızlı büyüyen, renk veya şekil değiştiren benler alınmalıdır.

Kozmetik nedenler: Kişinin estetik kaygıları nedeniyle alınmasını istediği benler.

Fiziksel rahatsızlık: Kıyafetlerle sürtünen, tahriş olan veya travmaya maruz kalan benler.

Hangileri alınmalı, hangileri alınmamalı?

Alınması gerekenler: ABCDE kuralına göre şüpheli bulunan, hızlı büyüyen, renk değiştiren, düzensiz kenarlı veya kanayan benler mutlaka dermatolog tarafından değerlendirilmelidir. Bu benlerin alınması, cilt kanseri riskini ortadan kaldırmak için önemlidir.

Alınması gerekmeyenler: Zararsız, simetrik, küçük ve renk değiştirmeyen benler genellikle alınmaz. Bu benlerin düzenli olarak izlenmesi yeterlidir.

Alınma yöntemleri

Cerrahi eksizyon: Benin cerrahi olarak kesilip çıkarılması. Dikiş gerektirebilir. Ancak riski taşıyan gerçek ve değişim gösteren benler bu yöntemle alınmalıdır.
Haberin Devamı

Lazer tedavisi: Küçük ve yüzeysel benler için uygundur. Dermatolog görüşü gereklidir. Derinlemesine büyüyen benler lazer ile tedavi edilemez. Lazer ile ben tedavisi yapmak tehlikeli olabilir

Kriyoterapi: Sıvı azot kullanılarak benin dondurulması ve yok edilmesi. Bu yöntem genellikle güneş lekeleri için kullanılır yine derine inen benler için tercih edilen bir yöntem değildir.

Nasıl izlemeli ve korunmalıyız?

∆ Düzenli kontrol: Aynanın karşısında tüm vücudunuzu dikkatlice inceleyin. Aile üyelerinizden veya arkadaşlarınızdan sırtınız gibi zor görünen bölgeleri kontrol etmeleri için yardım isteyin.

∆ Güneşten korunma: Güneşin zararlı UV ışınlarından korunmak için güneş kremi kullanın, şapka ve koruyucu giysiler giyin. Solaryumdan kaçının.

∆ Dermatolojik muayene: Özellikle çok sayıda beniniz varsa, yıllık dermatolog kontrollerini ihmal etmeyin. Gerekirse bilgisayarlı ben haritası çıkarılmalıdır.

Genetik ve çevresel  faktörler önemli

Benlerin oluşumunda genetik ve çevresel faktörler rol oynar. Ailede cilt kanseri öyküsü bulunan kişiler daha yüksek risk altındadır. Ayrıca, aşırı güneşe maruz kalma da benlerin sayısını ve kanser riskini artırabilir. Bu nedenle, cilt sağlığınızı korumak için güneşten korunma önlemlerini ciddiye almak önemlidir.

Vücuttaki benler genellikle zararsızdır, ancak bazıları cilt kanserinin habercisi olabilir. Benlerinizi düzenli olarak kontrol etmek, güneşten korunmak ve şüpheli bir durumda hemen bir dernatoloji uzmanına başvurmak, cilt sağlığınızı korumanın en etkili yollarıdır. Unutmayın, erken teşhis hayat kurtarır!
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2024/05//vucuttaki-benler-sagliginizin-sessiz-habercileri.png</image>
		    <media:content url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2024/05//vucuttaki-benler-sagliginizin-sessiz-habercileri.png" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2024/05//vucuttaki-benler-sagliginizin-sessiz-habercileri_t.png"/>
<enclosure url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2024/05//vucuttaki-benler-sagliginizin-sessiz-habercileri.png" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.olayhaber.tv/vucuttaki-benler-sagliginizin-sessiz-habercileri/3908/</link>
			<pubDate>Mon, 27 May 2024 15:20:02 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Erkeklerin gözdesi ameliyatsız estetik işlemler ]]></title>
			<description><![CDATA[Erkeklerin estetiğe bakış açısı son yıllarda oldukça değişti. Eskiden erkek estetiğinden söz etmek mümkün bile değilken günümüzde yüzde 40’a varan bir artış ile estetik uygulamalarda erkeklerde yerini aldı. Erkek estetiğinin bu denli artmasında estetik çalışmaların kısa sürede yapılabilmesi ve doğal sonuçları sunması da yer alıyor.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Son 5 yılda kozmetik dermatolojide yaşanan teknolojik gelişmelerin daha kısa seanslarla, acısız ve ameliyatsız uygulamaları gündeme getirmesi ise erkeklerin bu konuya olan eğilimini yükseltti.
Erkekler, fiziksel görünümlerini iyileştirmek için daha çok cerrahi müdahale gerektirmeyen, kısa sürede uygulanabilen ve doğal görünümlü estetik işlemleri tercih ediyor. 
İşte erkeklerin en sık tercih ettiği ameliyatsız estetik işlemler:

BOTOKS
Botoks, alın ve göz çevresindeki mimik çizgilerinin hafifletilmesi amacıyla kullanılan bir yöntemdir. Kasların geçici olarak hareket etmesini engelleyerek kırışıklıkların oluşmasını önler. Erkekler, özellikle iş hayatlarında daha dinamik ve genç bir görünüm elde etmek için botoks uygulamalarını tercih etmektedir.

LİKİT YÜZ GERME
Likit yüz germe, yaşlanma belirtilerini hafifletmek ve daha genç bir görünüm elde etmek için uygulanan bir yöntemdir. 
Bu işlemde, cilt altına hyalüronik asit veya benzeri dolgu maddeleri enjekte edilerek yüz hatları belirginleştirilir. 
Erkeklerin bu yöntemi tercih etmelerinin nedeni, işlem sonrası kısa sürede günlük hayata dönebilmeleri ve sonuçların doğal görünmesidir.

FOKUSLU ULTRASON TEDAVİSİ
Fokuslu ultrason tedavisi, cildin alt katmanlarına yoğun ultrason dalgaları göndererek ciltte sıkılaşma ve gençleşme sağlamayı amaçlar. Bu yöntem, özellikle çene hattı, gıdı ve yanaklardaki sarkmaların giderilmesinde etkilidir. İşlem sırasında ve sonrasında herhangi bir iz bırakmaması ve nispeten ağrısız olması tercih sebeplerinden.

HYALÜRONİK ASİT DOLGUSU
Hyalüronik asit dolguları, cildin kaybettiği hacmi geri kazandırmak için kullanılır. 
Dudakları güçlendirmek, yanakları, elmacık kemiklerini ve çeneyi şekillendirmek için bu dolgular sıklıkla tercih edilir. Hyalüronik asit, cildin doğal yapısında bulunan bir madde olduğu için doğru ve uzman ellerde sonuçlar doğal görünür ve işlem sonrası iyileşme süresi minimum düzeydedir.

PRP
PRP tedavisi, hastanın kendi kanından elde edilen platelet açısından zengin plazmanın cilt altına enjekte edilmesiyle yapılan bir uygulamadır. Bu yöntem, cilt yenilenmesini ve gençleşmesini destekler. PRP tedavisi, doğal ve biyolojik bir yöntem olması nedeniyle erkekler arasında popülerdir.

KÖK HÜCRE TEDAVİLERİ
Kök hücre tedavileri, ciltteki yaşlanma belirtilerini azaltmak ve cilt kalitesini artırmak amacıyla kullanılır. Hastanın kendi dokusundan elde edilen kök hücreler, cilt altına enjekte edilerek cildin yenilenmesi sağlanır. .

LAZER TEDAVİLERİ
Lazer tedavileri, cilt yenileme, leke tedavisi ve kırışıklıkların giderilmesi gibi çeşitli amaçlarla kullanılmaktadır. 
Lazer ışınları, cildin alt katmanlarına ulaşarak ciltte kolajen üretimini artırır ve cildin daha genç görünmesini sağlar. Erkekler, lazer tedavilerinin hızlı ve etkili sonuçlar vermesi nedeniyle bu yöntemleri tercih etmektedir.

LAZER EPİLASYON
Lazer epilasyon, istenmeyen tüylerin kalıcı olarak azaltılması için kullanılan bir yöntemdir. 
Sakal üstü, sırt, kulaklar ve vücudun diğer bölgelerindeki tüylerin lazer yöntemiyle alınması, erkeklerin sıkça başvurduğu bir işlemdir. Bu sayede, tıraş sonrası oluşabilen kıl batıkları ve kıl dönmelerinden kurtulmak mümkün olur.

TERLEME TEDAVİLERİ
Aşırı terleme özellikle yaz aylarında erkekler için büyük bir sorun olabilir. 
Bu durumun çözümü için botoks enjeksiyonları gibi terleme tedavileri uygulanabilir. 
Bu yöntemler, ter bezlerinin aşırı aktif olmasını engelleyerek terlemeyi kontrol altına alır ve terleme kaynaklı koku problemlerini azaltır.

LAZER LİPOLİZ
Erkeklerde beden ve yüz orantısı da önemlidir. Bu amaçla daha fit görünmek isteyen erkekler özellikle karın ve karın yan bölgesindeki spor ve diyete rağmen çözemedikleri bölgesel yağlanmalardan kurtulmak için başvuruyorlar. 
Sıcak lazer lipoliz yöntemiyle 20 dakika içinde genellikle tek seansta aşırı yağlanması olan bireylerde ise 1 ay ara ile 2- 3 seansta bölgesel incelme ve sıkılaşmada etkili bir yöntemdir.]]></content:encoded>
		    <image>https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2024/05//erkeklerin-gozdesi-ameliyatsiz-estetik-islemler-.jpeg</image>
		    <media:content url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2024/05//erkeklerin-gozdesi-ameliyatsiz-estetik-islemler-.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2024/05//erkeklerin-gozdesi-ameliyatsiz-estetik-islemler-_t.jpeg"/>
<enclosure url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2024/05//erkeklerin-gozdesi-ameliyatsiz-estetik-islemler-.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.olayhaber.tv/erkeklerin-gozdesi-ameliyatsiz-estetik-islemler/3851/</link>
			<pubDate>Sun, 19 May 2024 11:15:32 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Mevsimsel saç dökülmesi doğal mı, endişe verici mi? ]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[
Mevsimsel saç dökülmesi, genellikle ilkbahar ve sonbaharda yaşanan, mevsim değişiklikleriyle ilişkili bir durumdur. Bu dönemlerde, saç dökülmesinde artış görülebilir çünkü vücut, mevsim değişikliğine uyum sağlamak için hormonal ve biyolojik olarak bazı değişiklikler yaşar. Mevsimsel saç dökülmesi doğal bir süreç mi, endişe verici bir durum mu? İşte yanıtı...

Saç dökülmesi, insanların yaşamlarının bir noktasında karşılaştığı yaygın bir durumdur. Özellikle mevsim değişiklikleri sırasında artan saç dökülmesi, birçok kişinin endişe duyduğu bir konudur.
Mevsimsel saç dökülmesi genellikle normal bir süreçtir ve bir sorun teşkil etmez. Tıpkı doğa gibi saçlarımız da ilkbaharda kendini yenilemeye hazırlanır. Ancak sürekli ve aşırı saç dökülmesi varsa, bu durumun altında yatan nedeni belirlemek için bir dermatoloğa danışmak önemlidir.

Sebepleri nelerdir?

Mevsimsel saç dökülmesi, vücudun mevsim değişikliklerine uyum sağlamasıyla ilişkilidir. Özellikle sonbahar ve ilkbahar aylarında, saç dökülmesinde artış görülmesi yaygındır. Bu dönemlerde, vücut daha önceki mevsimde büyüyen saçların yerine yeni saçların çıkmasını teşvik eder.
 

Bu nedenle, eski saçların dökülmesi doğal bir süreçtir ve genellikle endişe edilecek bir durum değildir. Ancak, sürekli ve aşırı saç dökülmesi varsa, bu durumun altında yatan başka bir sorun olabilir. Stres, yanlış beslenme, hormonal değişiklikler veya ciddi sağlık sorunları gibi faktörler saç dökülmesine neden olabilir.

Yalancı dökülmeler

Bazen kişiler saçlarının sürekli döküldüğünden şikayet eder. Saç dökülmesi ne zaman endişe verici hale gelir? Bu soruya cevap bulmak için saç döngüsünü anlamak önemlidir.

Saç, büyüme, dinlenme ve dökülme dönemlerinden geçer. Bu dönemler genellikle 2 ila 6 yıl arasında sürer ve bir saç telinin kendini yenileme süresi yaklaşık olarak 5 yıldır.

Günde ortalama 100 ila 150 saç telinin dökülmesi normal kabul edilirken, bu sayının aniden artması veya azalması sağlık sorunlarının belirtisi olabilir.

Seyrelme olmamasına rağmen saç dökülmesi yaşayan kişilerin durumu, saç döngüsünün hızlı olduğunu gösterebilir ve genellikle normal kabul edilir. Ancak döngüdeki aksamalar bazen ani bir dökülme şeklinde ortaya çıkabilir, özellikle mevsim geçişlerinde bu durum sıkça görülebilir.

Doğanın değişimine karşı saçlarınızı koruyun

Mevsimsel saç dökülmesini azaltmanın bazı yolları vardır. Saç derisini ve saçı düzenli olarak temizlemek, sağlıklı bir beslenme düzeni benimsemek, stresten kaçınmak, saçı sıkı bağlamaktan kaçınmak, saç bakım ürünlerini doğru şekilde kullanmak bu durumu önlemeye yardımcı olabilir.
 

Saç ve saç derisi bakımı:

◊ Saçı düzenli olarak yıkamak ve saç derisini temiz tutmak önemlidir.

◊ Doğal ve hafif şampuanlar tercih etmek saçı yıpratmaz ve kaparak dökülmeyi azaltabilir. Saç tipinize uygun ph düzeyi cilt ph’ı ile uyumlu şampuanlar kullanın. Bu anlamda sabun kullanımını önermiyorum.

◊ Saçlarınıza yüksek ısı veren fön maşa gibi işlemleri çok sık uygulamayın. Saçı sıkıca bağlamak yerine daha gevşek bağlamak saçı korur.

Sağlıklı beslenme:

◊ Özellikle protein, demir, omega-3 yağ asitleri ve vitaminler açısından zengin besinler tüketmek önemlidir. Glisemik indeksi yüksek karbonhidrat ve şekerli gıdalardan uzak durun.

◊ C vitamini ve E vitamini saç sağlığı için faydalıdır.
 

Stresten uzak durmak

◊ Stres saç dökülmesini tetikleyebilir, bu nedenle stresle başa çıkmak önemlidir. Yoga, meditasyon gibi rahatlama tekniklerinden faydalanabilirsiniz.

Saç bakım ürünleri:

◊ Saç dökülmesini azaltmaya yardımcı olan ve saç büyümesini teşvik eden şampuanlar ve losyonlar kullanılabilir.

◊ Saç dökülmesini önlemeye yardımcı olan doğal yağlar da kullanılabilir. Örneğin, hindistancevizi yağı veya badem yağı gibi.

Dermatolojik tedaviler:

◊ Şiddetli saç dökülmesi durumunda bir dermatologdan yardım almak önemlidir. Bahar aylarında meydana gelen saç dökülmelerinde, yenilenen saçların daha kalın, canlı ve sağlıklı çıkması için destekleyici tedaviler önerilmektedir. Bu tedaviler arasında şunlar vardır:

◊ Saç mezoterapisi

◊ Saça PRP tedavisi

◊ Hücresel saç tedavileri

◊ Saç lazerleri

◊ Oral takviyeler (proteoglikan, mineraller ve aminoasitler)

◊ Topikal solüsyonlar

Mevsimsel saç dökülmesi genellikle endişe edilecek bir durum değildir ve doğal bir süreçtir.

Ancak sürekli veya aniden başlayan saç dökülmesi, ciddi bir sağlık sorununun belirtisi olabilir ve doğru tanı ve erken tedavi gerektirebilir.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2024/05//mevsimsel-sac-dokulmesi-dogal-mi-endise-verici-mi-.jpeg</image>
		    <media:content url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2024/05//mevsimsel-sac-dokulmesi-dogal-mi-endise-verici-mi-.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2024/05//mevsimsel-sac-dokulmesi-dogal-mi-endise-verici-mi-_t.jpeg"/>
<enclosure url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2024/05//mevsimsel-sac-dokulmesi-dogal-mi-endise-verici-mi-.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.olayhaber.tv/mevsimsel-sac-dokulmesi-dogal-mi-endise-verici-mi/3813/</link>
			<pubDate>Sat, 11 May 2024 15:03:14 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Nefertiti boynu ]]></title>
			<description><![CDATA[Estetik dünyasında son yıllarda popülerlik kazanan uygulamalardan biri olan boyun botoksu, &apos;Nefertiti boynu’ elde etmek isteyenler arasında ilgi görüyor.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Antik Mısır’ın güzellik ikonu Nefertiti’nin ince, uzun ve sıkı boyun çizgisine sahip olması, günümüzde birçok kişinin estetik idealini oluşturuyor. Peki, bu uygulama nedir ve nasıl gerçekleştirilir?

Boyun botoksu nedir?
Botoks, hem kozmetik hem de tıbbi tedavilerde uzun yıllar kullanılmaktadır. 
Tüm dünyada bugüne kadarki en popüler ameliyatsız tedavi prosedürüdür. Nefertiti boyun botoksu yüz estetiğinde önemli bir yere sahiptir. 
Boyun botoksu, botulinum toksin (botoks) enjeksiyonlarıyla boyun ve çene hattındaki kasların zayıflatılması ve böylece ciltteki sarkmaların azaltılması işlemidir. Bu sayede jawline hattı daha belirgin hale gelir, çene hattı daha sıkı görünür. Uygulama genellikle 3-6 ay arasında etkisini korur ve düzenli olarak tekrarlanması gerekebilir.

Kimlere uygulanır?
Boyun botoksu, genellikle boyun bölgesindeki kırışıklıkları, çizgileri azaltmak isteyen yetişkinlere uygulanır. Bu işlem genellikle şu durumlar için düşünülebilir:

Boyun kırışıklıkları:
Boyun bölgesindeki yatay çizgilerin veya “kümes” adı verilen dikey çizgilerin görünümünü azaltmak isteyenler.

Cilt sıkılaştırma:
Boyun bölgesindeki cildin sıkılaşmasını ve daha genç bir görünüm elde etmeyi amaçlayanlar.

Estetik gelişim:
Boyun bölgesindeki estetik görünümü iyileştirmek isteyenler.

Boyun botoksu nasıl uygulanır?
Botoks yapılacak boyun ve çene hattı bölgesi antiseptik bir solüsyonla makyaj ve kirden arındırılarak temizlenir. Sonrasında işlem yapılacak bölge anestezik krem sürülerek ya da soğuk ile uyuşturulur. Ardından muayenede belirlenen bölgelerden genellikle boynun alt kısmında bulunan cilt altındaki platismal bantlar içine 2 cm’lik aralıklarla ince uçlu iğnelerle botulinum toksin enjekte edilir. 
Yaklaşık 15 dakika süren bu işlem sonrası hasta rutin hayatına devam edebilmektedir. 
uygulamanın avantajları 

Sarkma ve kırışıklıkların azalması:
Boyun bölgesindeki kasları zayıflatarak, cildin sıkılaşmasına ve kırışıklıkların azalmasına yardımcı olabilir.

Çene hattının belirginleşmesi:
Boyun ve çene hattındaki sıkılaşma, çene hattının daha belirgin ve estetik bir görünüm kazanmasını sağlayabilir.

Estetik görünümün iyileştirilmesi:
Boyun botoksu, genel olarak yüz ve boyun bölgesinin daha genç ve dinç görünmesine yardımcı olabilir, kişinin boyun ve alt yüz bölgesindeki estetik görünümünü iyileştirebilir.

Uygulamanın hızlı ve etkili olması:
Boyun botoksu uygulaması hızlı bir şekilde yapılır ve çoğu kişi için etkileri nispeten kısa sürede görülebilir.

Güvenli bir uygulama olması:
Doğru ellerde yapıldığında, boyun botoksu genellikle güvenli bir uygulama olarak kabul edilir ve genellikle minimal yan etkilere sahiptir.

Makyajın daha iyi uyum sağlaması: 
Daha sıkı bir boyun ve çene hattı, makyajın daha düzgün ve doğal görünmesine yardımcı olabilir.
Nefertiti boyunu elde etmek isteyenler için bu uygulama cazip görünebilir. Ancak her estetik müdahalede olduğu gibi, boyun botoksu da bazı riskleri barındırabilir. 
Enjeksiyonların doğru yerlere yapılması ve uygun dozlarda olması son derece önemlidir. Aksi takdirde istenmeyen sonuçlar ortaya çıkabilir.
Unutulmamalıdır ki herkesin anatomisi farklıdır ve Nefertiti boynu elde etmek her zaman mümkün olmayabilir. 
Bu nedenle, bu uygulamayı düşünenlerin öncelikle bu konuda tecrübeli uzman hekimlere danışmaları ve detaylı bir şekilde bilgi almaları önemlidir.
Sonuç olarak, boyun botoksu Nefertiti boynu elde etmek isteyenler için etkili bir seçenek olabilir. 
Ancak estetik tercihlerde her zaman sağlıklı ve dengeli bir yaklaşımın benimsenmesi önemlidir.]]></content:encoded>
		    <image>https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2024/05//nefertiti-boynu-.jpeg</image>
		    <media:content url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2024/05//nefertiti-boynu-.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2024/05//nefertiti-boynu-_t.jpeg"/>
<enclosure url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2024/05//nefertiti-boynu-.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.olayhaber.tv/nefertiti-boynu/3788/</link>
			<pubDate>Sat, 04 May 2024 14:23:47 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[ÜNLÜ DERMATOLOG NESLİHAN DOLAR&#039;DAN CİLT LEKELERİNDE TEDAVİ YÖNTEMLERİ  ]]></title>
			<description><![CDATA[Cilt lekeleri, cildin hassas bölgelerinde, özellikle güneşe maruz kalan yerlerde yaygın olarak görülebilir. Bu lekeler, yaş ilerledikçe her cilt tipinde ortaya çıkabilir ve genellikle yaşlı, yorgun bir görünüme neden olurlar. Tedavide “Leke tedavisi kişiye özeldir" prensibi vurgulanır.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Leke tedavisi, dermatologların sürekli araştırma yaptığı, gelişen bir alandır. Cilt yüzeyindeki hücrelere zarar vermeden hatalı pigment hücrelerini ve hasarlı dokuyu hedefleyen cilt yenileme sistemleri gibi yeni nesil tedaviler iyi sonuçlar vermektedir.

Ancak lekenin derinliği, cilt yapısı ve uygulanacak yönteme göre tedavi süreci değişebilir.

Kombine yaklaşım

Cilt lekeleri çeşitli nedenlerden kaynaklanabilir. Bazı lekeler cilt yüzeyinde yer alırken, bazıları derinin derin katmanlarına kadar uzanabilir. Bu nedenle tedavi planı, lekenin derinliğine, süresine ve cilt tipine göre belirlenmelidir.

Genellikle, leke tedavisinde tek bir yöntem yeterli olmaz ve kombinasyon tedaviler uygulanır.

Lazer-ışık sistemleri

Cilt lekelerinin tedavisinde lazerler özellikle son yıllarda teknolojinin de ilerlemesiyle beraber yaygın olarak kullanılmaktadır.

 

Melanin pigmentlerine etki ederek, cildin yenilenmesini sağlayan lazer uygulamaları, yaygın olarak kullanılır.

Lazerle leke tedavisinde ciltte lekeyi oluşturan melanine ulaşılır ve lazer işlemi melaninin küçük parçalara ayrılmasını sağlar.

Küçük parçacıklara ayrılan melanin, vücut tarafından kolaylıkla yok edilir. Seans süresi lekenin bulunduğu bölgeye, büyüklüğe göre, kişiden kişiye değişir.

Yaşlılığa bağlı lekeler, çiller ve güneş lekeleri için bazen tek seans bile yeterli olabilir.

Gümüş gibi parıldasın

‘Gümüş Cilt Parlatma Tedavisi’ diye bilinen tedavi sisteminde doğada tıpkı gümüş gibi nadir bulunan Thulium elementinin yaydığı enerji kullanılır.

Gümüş nasıl zamanla lekelenir ve kararırsa, cildimiz de gerek çevresel gerekse içsel faktörlerin etkisiyle zaman içinde lekelenir ve kararır. Gümüş Cilt Parlatma Tedavisi ile cildin beyazlatılması, yani cilt tonunun düzeltilmesi ve lekelerinden arındırılması mümkündür.
 

Tekrar lekelenmemek için yapılacak tek şey ise güneşten korunmak ve idame tedavileri aksatmamak olacaktır.

Sistemin en büyük avantajı, sadece 20 dakikada tedavinin tamamlanması ve kısa iyileşme süresidir.

Kremlerin etkisi

Çeşitli leke açıcı kremler ve serumlar reçete edilebilir. Ancak bu ürünlerin kullanımı hekim kontrolünde olmalıdır.

 

Tedavi sırasında cildin güneşten korunması önemlidir. Lokal tedaviler en az 6-8 hafta, bazen 3-6 ay sürebilir.

Peeling tedavisi

Kimyasal peeling, cildin üstündeki ince tabakayı soyarak pigment üreten melanin hücrelerini baskılayan ve kollajen üretimini artıran etkili bir tedavi yöntemidir.

Ancak bu yöntem derin lekeler için uygun değildir. Derindeki lekeler için cihazlı ve enjeksiyonlu tedaviler tercih edilmelidir.

Leke mezoterapisi

Mezoterapi, cildin orta tabakasında yer alan lekelerin tedavisinde kullanılan bir yöntemdir. Bu yöntemle cilt yenileyici vitamin, mineral ve aminoasitler cildin dermis tabakasına enjekte edilir.

Bu sayede dermal tabakada yenilenme sağlanır ve melanosit hasarı düzeltilmeye çalışılır. Ayrıca PRP enjeksiyonları da bu bölgede onarım sağlar.

Nasıl korunalım?

Cilt lekelerinden korunmanın en iyi yolu, cildin bütünlüğünün korunmasıdır.

Bazı kişiler genetik olarak lekeye daha yatkın oldukları için ekstra dikkat etmeleri gerekir. Özellikle yaz aylarında yaptırılan ağda, lazer epilasyon, kimyasal peeling, fraksiyonel lazer gibi işlemler leke riskini artırabilir.

O nedenle bu tarz uygulamaların mutlaka sonbahar aylarına ertelenmesi gerekir.

Vücuda uygulanan bazı ürünler, örneğin parfüm ve kolonya direkt leke oluşumu yapabilecek kimyasallar içerdiğinden yaz aylarında güneşli alanda kullanılmamalıdır.

NOT: Tüm bu işlemler için uzman bir doktora danışın. Onun önerilerini dikkate alın.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2024/04//unlu-dermatolog-neslihan-dolar039dan-cilt-lekelerinde-tedavi-yontemleri--.jpeg</image>
		    <media:content url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2024/04//unlu-dermatolog-neslihan-dolar039dan-cilt-lekelerinde-tedavi-yontemleri--.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2024/04//unlu-dermatolog-neslihan-dolar039dan-cilt-lekelerinde-tedavi-yontemleri--_t.jpeg"/>
<enclosure url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2024/04//unlu-dermatolog-neslihan-dolar039dan-cilt-lekelerinde-tedavi-yontemleri--.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.olayhaber.tv/unlu-dermatolog-neslihan-dolar-dan-cilt-lekelerinde-tedavi-yontemleri/3764/</link>
			<pubDate>Sat, 27 Apr 2024 16:05:18 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Türk bilim insanları koronavirüse karşı hazırlanacak ilaç için antikor üretti]]></title>
			<description><![CDATA[Kocaeli Üniversitesi ile Çin'deki partnerler ortaklığında hazırlanan proje kapsamında geliştirilen antikorla ilişkili iki molekülün, Covid-19 etkeni SARS-CoV-2 ve mevsimsel koronavirüslere karşı etkin olduğu belirlendi
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Kocaeli Üniversitesi (KOÜ) akademisyenleri, Çin ortaklığında yeni tip koronavirüs (Covid-19) tedavisinde kullanılacak ilaç üretimine ilişkin antikor geliştirdi.

Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) ile Çin Ulusal Doğal Araştırma Vakfı (NSFC) ikili işbirliği programı kapsamında 2020'de kabul edilen "Geniş Etkili Yeni Anti-Korona Virüs Stratejilerinin Geliştirilmesi Projesi" çerçevesinde KOÜ'den proje yürütücüsü Prof. Dr. Aynur Karadenizli ile öğretim üyeleri Prof. Dr. Murat Kasap, Prof. Dr. Gürler Akpınar, doktor öğretim üyeleri Hüseyin Uzuner ve Emel Azak çalışmalar gerçekleştirdi.

Akademisyenler, projenin Türkiye ayağında, KOÜ Tıp Fakültesi Moleküler Araştırma ve Antikor Laboratuvarı'nda yer alan Antikor Üretim Birimi ile Proteomiks Birimi'nde protein hedefli ilaç molekülünün antikor kısmını üretti.
Üretilen antikorla ilişkili iki molekülün, Covid-19 etkeni SARS-CoV-2 ve mevsimsel koronavirüslere karşı etkin olduğu belirlendi.

Akademisyenler, etkinliği yüksek 2 antikoru seçip proje ortakları olan Çin'den Shanghai Jiao Tong Üniversitesine gönderdi. burada yapılan ek çalışmalar sonrasında molekül için uluslararası patente başvuruldu.

"VİRÜSÜN HÜCRE GİRİŞİNİN ENGELLENMESİ VE HÜCRE DIŞINDA ORTADAN KALDIRILMASI HEDEFLENİYOR"

Prof. Dr. Karadenizli, TÜBİTAK ve NSFC ikili işbirliği çerçevesinde yürüttükleri uluslararası projede SARS-CoV-2'nin hem solunum sistemi hücreleri içine girişinin engellenmesini hem de hücre dışında ortadan kaldırılmasını hedeflediklerini söyledi.

Karadenizli, Kasım 2020'de onaylanan projede Türk partnerler olarak birinci planda antikor üretmeleri gerektiğini aktararak, laboratuvarlarında özellikle SARS-CoV-2 virüsünün yapısal olmayan proteinlerinden birine karşı 2 antikor elde ettiklerini kaydetti.

Bunları elde edilen diğer antikorlar arasından seçtiklerini dile getiren Karadenizli, "Antikorların afinite (antikor ile antijen arasındaki ilişki) ve aviditesiyle (antikor ve kompleks antijen arasındaki bağlanma kuvveti) ilgili çalışmaları yaptık. Sonuçta 2 antikoru bu proje için Çin'deki partner laboratuvara gönderdik. Projede bizim yaptığımız kısım da var, onların yaptığı kısım da var. Onlar yaptıklarını bize gönderip, biz onlar üzerinde de çalışıyoruz. Örneğin, hücre içinde virüsün engellenmesine yönelik mekanizmada çok sayıda molekül arasından taranan 12 molekül vardı. Bunları bize gönderdiler. Bunların virüsler üzerindeki etkilerine baktık. Burada SARS-CoV-2 yanında mevsimsel koronavirüsleri de taradık ve onların içerisinden 2 molekülü etkin bulduk." diye konuştu.

"TEDAVİDE UYGULANACAK MOLEKÜLÜN YAPIMINA GEÇİLDİ"

Karadenizli, moleküllerden elde ettikleri verileri partnerlerine ilettiklerini belirterek, şöyle devam etti: "Ürettiğimiz antikorların da kullanıldığı 'PROTAC molekülü' dediğimiz tedavide uygulanacak molekülün yapımına geçildi. Önceden virüs üzerinde etkinliğini bulduğumuz 2 molekül için de sevindirici haber; patent başvurusunda da bulunuldu. Bunun ön hazırlığını yaptık. Kovid-19 hastasıyla temas riskli durumda kullanılabilecek bir ilaç ya da virüsle enfekte olmuş; baş ağrısı, üst solunum yolu enfeksiyonu, kas ağrıları gibi şikayetleri olan hastaların tedavisinde kullanılacak."

İlaç molekülünün, şikayeti ve riski olmayan kişilerde aşılama gibi kullanılmayacağını vurgulayan Karadenizli, "Belli bir yaşın üzerindeki hastalarda risk hala mevcut. Toplumun büyük bir kesimi olmasa bile ileri düzeyde obez olan, kilolu olan kişilerde de risk yine söz konusu. Hedef kitleyi bu grup oluşturuyor" ifadelerini kullandı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2024/01//turk-bilim-insanlari-koronaviruse-karsi-hazirlanacak-ilac-icin-antikor-uretti.jpeg</image>
		    <media:content url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2024/01//turk-bilim-insanlari-koronaviruse-karsi-hazirlanacak-ilac-icin-antikor-uretti.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2024/01//turk-bilim-insanlari-koronaviruse-karsi-hazirlanacak-ilac-icin-antikor-uretti_t.jpeg"/>
<enclosure url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2024/01//turk-bilim-insanlari-koronaviruse-karsi-hazirlanacak-ilac-icin-antikor-uretti.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.olayhaber.tv/turk-bilim-insanlari-koronaviruse-karsi-hazirlanacak-ilac-icin-antikor-uretti/3421/</link>
			<pubDate>Fri, 05 Jan 2024 11:53:25 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Karın şişliği rahatsızlığı olan 34 yaşındaki hastadan 10 kiloluk “Dev Miyom” çıktı]]></title>
			<description><![CDATA[34 yaşında karnında 10 kilo ağırlığındaki dev miyom nedeniyle ameliyat olan genç kadın, başarılı geçen operasyonla rahimi korunarak sağlığına kavuştu.
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[34 yaşındaki ismini açıklanmasını istemeyen genç hasta bekar olduğu için rahim alınma riskinden dolayı ameliyat olmaktan vazgeçti. Rahminin alınmaması için bir çok tedavi merkezine başvuran hasta, internet üzerinden araştırma yaparken Kadın Doğum ve Jinekolojik Onkoloji Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Hanifi Şahin’e ulaştı. Hasta önce telefonda hocayla görüşüp, rahminin alınma riski olup olmadığını, ameliyat öncesi süreci ve ameliyat sonrasını uzun uzun sordu.

Gelecekte çocuk sahibi olma hayallerinin yok olmasını istemiyordu. Hasta ailesiyle birlikte İstanbul’daki Doç.Dr. Hanifi Şahin'in kliniğine gelip, karnında ciddi anlamda şişkinlik ve bağırsak ağrıları olduğunu belirtti. Ultrasonla bakıldığında ultrasona sığmayan ve ölçülemeyen dev bir miyom olduğunu tespit ettiler.

Bu vaka ve tanı genç hastaların gelecekte anne olma hayallerini de yok etmektedir. Ancak, miyom boyutu ne olursa olsun, sadece miyomun çıkartılması mümkündür. Miyom tedavisi için rahimin alınması gerekli değildir.

Hastanın karnında bulunan göğüs boşluğuna kadar büyüyen dev miyom bağırsaklara, idrar kesesine, böbrek yollarına, büyük damarlara baskı yapıyordu. Ameliyatına karar verilen genç hasta 90 dakika süren bir operasyon ve başarılı bir ameliyat ile (Rahim Koruyucu Miyom Ameliyatı) rahim korunarak miyomlar çıkartıldı.



Operasyonda hastanın rahiminden 10 Kilo miyom, rahim korunarak çıkarıldı. Hastanın kısa sürede eski sağlığına kavuşacak seviyede ameliyatın başarılı geçtiği ifade edildi. 

Özellikle genç yaşta çocuk sahibi olmak isteyen kadınların bu tür hastalıklarla karşılaşması durumunda, sorunsuz cerrahi operasyonun mümkün olduğu, hastaların 1 veya 2 günlük yatış sonrası taburcu olduklarını belirten Doç.Dr. Hanifi Şahin, "30-40 yaş arası kadınların korkulu rüyası olan miyomların, ultrason muayenesi ile kolayca tespit edilebildiğini ve rahmi koruyarak cerrahi yöntemle başarıyla alındıklarını ifade etti. Genç hastamızın mutluluğu ve teveccühü benim için çok kıymetli” şeklinde konuştu.


]]></content:encoded>
		    <image>https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2023/12//karin-sisligi-rahatsizligi-olan-34-yasindaki-hastadan-10-kiloluk-</image>
		    <media:content url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2023/12//karin-sisligi-rahatsizligi-olan-34-yasindaki-hastadan-10-kiloluk-" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2023/12//karin-sisligi-rahatsizligi-olan-34-yasindaki-hastadan-10-kiloluk-"/>
<enclosure url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2023/12//karin-sisligi-rahatsizligi-olan-34-yasindaki-hastadan-10-kiloluk-" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.olayhaber.tv/karin-sisligi-rahatsizligi-olan-34-yasindaki-hastadan-10-kiloluk-dev-miyom-cikti/3343/</link>
			<pubDate>Fri, 15 Dec 2023 15:45:46 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Ölüme yakın deneyim yaşayanlar anlatıyor: "Beni iyileştiren ışığı gördüm"]]></title>
			<description><![CDATA["Başarısız bir inşaatçıydım. Param suyunu çekiyordu ve dairemden çıkarılmak üzereydim."]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[David Ditchfield, hayatını değiştirecek kaza yaşandığında 46 yaşındaydı ve çok içki içiyordu. Londra'daki hayatı yolunda gitmiyordu.

2006 yılında bu kötü ruh halindeyken, kız kardeşinin evinde kalmak için Cambridgeshire'a gitti.

O gün bir arkadaşı onu ziyarete gelmişti ve David onu uğurlamak için istasyona gitti. Veda ederken paltosu kapanan tren kapılarına sıkıştı. Trenin hareketiyle platform boyunca sürüklenen David, raylara düştü ve kopmak üzere olan koluyla orada kaldı.

 

Sonrasında ameliyata alınmadan önce “olağanüstü ve beklenmedik bir ruhani” deneyim yaşadığını anlatıyor:
 


"Vücudumu terk etmiştim. Hastaneyi ve vücuduma saldıran tüm acıyı geride bırakmış, huzurlu bir yerdeydim.

“O anda başımı kaldırdığımda, yavaşça bana yaklaşan simetrik beyaz ışık dalgaları gördüm. Çok parlak ve yoğundular ama aynı zamanda o kadar saftılar ki, onlara bakabiliyordum. Yaydıkları ışığın yavaş yavaş tüm vücuduma yayıldığını ve beni iyileştirdiğini hissedebiliyordum. "

David, melek gibi varlıkları da tecrübe ettiğini anlatıyor:

"Vücudumdaki tüm yaraları iyileştirdiklerini, acımı katman katman soyup ruhumun özüne indiklerini hissettim. İlk kez kendimi tamamlanmış hissettim ve ilk kez o zaman, hayatım boyunca rol yaptığımı fark ettim”

David bu deneyiminin en yoğun kısmının sonu olduğunu söylüyor. Yıldızlar ve galaksiler içinde süzülme hissini, sonsuzluğa bakma hissini ve bir ışık tünelinin görüntüsünü tarif ediyor:

"Vücudumun her bir molekülünün bu devasa beyaz ışık tünelinden yayılan sevgi dolu enerjiyle titreştiğini hissedebiliyordum. Yaratılışın kaynağına baktığımı biliyordum. Tünel formundaki bu devasa beyaz ışık Tanrı'ydı. O kadar sevinçle doluydum ki."


KAYNAK,JANET REINDORF

Fotoğraf altı yazısı,
David Ditchfield yaşadığı deneyimi tablolara dönüştürüyor



David’in tarif ettiği uyanışının anlık etkileri yanında, onda, kalıcı etkileri de oldu. Bugün evrendeki enerjiyle bir olmaya, yoğun bir tatmin duygusunu hissetmeye devam ettiğini söylüyor.

Kazadan sonra ağır yara alan kolunu yeniden kullanmaya başladı ve bugün artık ölümden korkmuyor.

Herhangi bir eğitimi ve deneyimi olmamasına karşın klasik senfoniler besteledi ve iyileşme deneyimini tasvir ettiğini söylediği sahneler çizmeye başladı.

Besteleri yerel orkestralarca icra edildi. Tablolarından biri ise şu anda ABD'nin Washington kentindeki İncil Müzesi'nde sergileniyor.

Ancak David, yaşadığı tecrübeyi dini bir deneyim olarak görmüyor ve kendisini manevi biri olarak tanımlamayı tercih ediyor.


KAYNAK,DAVID DITCHFIELD

Fotoğraf altı yazısı,
David Ditchfield'ın Hayatın Tüneli adını verdiği tablosu



Doktor Steve Taylor, insanların yaşadıkları yoğun acılar ile ruhani deneyimleri arasındaki bağlantıyı inceleyen bir psikolog.

David'in anlattığı gibi ruhani tecrübelerin şaşırtıcı derecede yaygın olduğunu ve bunun da giderek artan sayıda insanın kendilerini manevi olarak tanımlamasına yol açtığını söylüyor.

"Ölüme yakın bir deneyim yaşadığınızda, bu o kadar inanılmaz ve yoğun bir durumdur ki, o ana kadar oluşturduğunuz gerçeklik vizyonunuz sonsuza kadar değişebilir.

Leeds Beckett Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olan Dr. Taylor, "Bu durum genellikle hayata laik açıdan bakan insanların başına gelir. Üstelik sonrasında geleneksel anlamda dindar biri de olmayabilirler” diyor.

Bazı popüler bilimsel teoriler, bu tür deneyimlerin, kişi ölüme yaklaştığında beyindeki oksijenin eksilmesinden kaynaklandığını öne sürüyor.

Ancak Doktor Taylor, bu alandaki araştırmaların sonuçsuz olduğunu ve bunlara yönelik tutarlı bir bilimsel açıklama bulunamadığını söylüyor.

Ayrıca bunların standart bilimsel gerçeklik görüşüyle çelişmesi nedeniyle de bir tabuyu olduğunu kaydediyor.

Dr Taylor, "Bu deneyimler, bilincin mutlaka beynin üretimi olmayabileceğini ve bilincin bedenin ölümü sonrasında da var olabileceğini gösteriyor" diyor.

Bu tür deneyimleri konuşabilmek için aradığı desteği görememesi Gigi Strehler için zorlayıcı oldu.

2014 yılında hastanede yapılan müdahale ile ölümden dönmesi sonrası kendi deneyimini yaşayanların katılabileceği bir grup kurdu.

Gigi Strehler kendisinin, ışık tüneli olarak adlandırılan şeyden çok “bir boşluk” yaşadığını anlatıyor:

“Bir hiçliğin içindeydim ve hiçbir yerdeydim. Tam bir huzur ve sevgi hissiyle doluydu. O anda Gigi değildim ama yine de vardım. Ne olduğunun farkındaydım”


KAYNAK,HENRIETTA GARDEN

Fotoğraf altı yazısı,
Gigi Strehler



Aktör olan Strehler o deneyim sonrası kuantum fiziğini anlayabilmek gibi kişisel değişimler yaşadı.

Bu da onu, yıllar boyunca sürecek ve dini gelenekleri de içerek bir yanıt arayışına itti.

Ancak varolan metinlerin hiçbiri onu tatmin etmedi

"Deneyimlerim bana farkındalığımızın ve varlığımızın tüm insan üretimi şeyleri aştığını öğretti. Buna karşın inanılmaz derecede birbirimize bağlı olduğuna inanıyorum."

Benzer bir deneyim yaşayan David Ditchfield'ın da bakış açısı Strehler’a benzer. O da kendisini son derece ruhani, dini geleneklere saygılı olarak tanımlıyor ama dindar biri olmadığını söylüyor.

David ve Gigi'nin anlattığı deneyimlerden çok etkilendiğini gizlemeyen Doktor Steve Taylor, bunların birçok kişi için, “kabul edemeyecek kadar gizemli” olduğunu da kabul ediyor.

Taylor, “İnsanoğlu olarak gerçeği bilimsel olarak açıklayabildiğimiz için kendimizle gurur duymayı seviyoruz. Ancak anlamlandırılamayacak kadar tuhaf olan bazı şeyler var." diyor.



 

]]></content:encoded>
		    <image>https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2023/10//olume-yakin-deneyim-yasayanlar-anlatiyor-quotbeni-iyilestiren-isigi-gordumquot.png</image>
		    <media:content url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2023/10//olume-yakin-deneyim-yasayanlar-anlatiyor-quotbeni-iyilestiren-isigi-gordumquot.png" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2023/10//olume-yakin-deneyim-yasayanlar-anlatiyor-quotbeni-iyilestiren-isigi-gordumquot_t.png"/>
<enclosure url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2023/10//olume-yakin-deneyim-yasayanlar-anlatiyor-quotbeni-iyilestiren-isigi-gordumquot.png" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.olayhaber.tv/olume-yakin-deneyim-yasayanlar-anlatiyor-beni-iyilestiren-isigi-gordum/3094/</link>
			<pubDate>Wed, 25 Oct 2023 23:42:00 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Alzheimer hastalığında yeni umut: Hastalığı yavaşlatmayı başardılar]]></title>
			<description><![CDATA[Dünyanın en sinsi ve ölümcül hastalıklarından biri olan Alzheimer ile mücadelede büyük bir adım atıldı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Dünyanın en sinsi hastalıklarından biri olan Alzheimer’la mücadelede büyük bir adım atıldı…

ABD merkezli ilaç şirketi Eli Lilly’nin geliştirdiği donanemab isimli ilacın “güçlü ve anlamlı” bir sonuç elde ettiği belirtildi. Şirket, yapılan klinik testler sonucunda elde edilen resmi verileri kamuoyu ile paylaştı.

Yapılan açıklamada şirketin geliştirdiği ilacı alan katılımcılarda hastalığının ilerleme riskinin yüzde 40 oranında azaldığı tespit edildi.

Açıklamada, “Erken dönem demans hastaları için büyük bir fırsat” denilirken California Üniversitesi’nde görevli Dr. Gil Rabinovici, “Bu Alzheimer hastalığı için moleküler terapi alanında yeni bir çağın başlangıcı” açıklamasını yaptı.

Bu yılın sonunda onay çıkması beklenen ilaç böylelikle piyasadaki üçüncü ilaç olacak.

Şirketin üst düzey isimlerinden Dr. Daniel Skovronsky, “Bu çok büyük ve anlamlı bir ilaç. Hastalar için büyük fırsatlar sunuyor” dedi.

Donanemab isimli ilacın beyindeki plağa saldıran bir antikor olarak görev aldığı kaydedildi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2023/07//alzheimer-hastaliginda-yeni-umut-hastaligi-yavaslatmayi-basardilar.webp</image>
		    <media:content url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2023/07//alzheimer-hastaliginda-yeni-umut-hastaligi-yavaslatmayi-basardilar.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2023/07//alzheimer-hastaliginda-yeni-umut-hastaligi-yavaslatmayi-basardilar_t.webp"/>
<enclosure url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2023/07//alzheimer-hastaliginda-yeni-umut-hastaligi-yavaslatmayi-basardilar.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.olayhaber.tv/alzheimer-hastaliginda-yeni-umut-hastaligi-yavaslatmayi-basardilar/2316/</link>
			<pubDate>Tue, 18 Jul 2023 09:01:17 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Yaşlanma tarihe karışabilir]]></title>
			<description><![CDATA[Araştırmacılar, yaşlanmaya yol açan "zombi hücreleri" ortadan kaldırabileceği düşünülen CUDC-907 molekülünü keşfetti. İşte heyecanlandıran keşfin detayları..]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[
The Independent gazetesinin haberine göre, İngiltere’nin Leicester Üniversitesindeki araştırmacılar, yaşlanma karşıtı tedavide kullanılabilecek CUDC-907 molekülünün keşfini duyurdu.

“ZOMBİ HÜCRELERİ YOK EDECEK”

Laboratuvar ortamında yapılan denemelerde CUDC-907 molekülünün, zamanla işlevini yitirip dokularda birikerek yaşlanmaya yol açan “zombi hücreleri” yok edebileceği sonucuna ulaşıldı.

Denemelerde CUDC-907’nin, genç ve sağlıklı hücrelere birkaç yan etki dışında zarar vermediği tespit edildi.

Yaşlanmayı yavaşlattığı ve ileri yaş grubunda görülen hastalıkları önleyebildiği bilinen “senolitik” ilaca atıfta bulunan araştırmacılar, CUDC-907’nin yeni tip bir “senolitik” olabileceğini belirledi.

KANSER TEDAVİSİ SONRASINDA DA İŞE YARAYACAK

Diğer yandan araştırmacılar, CUDC-907 kullanılarak üretilebilecek yeni bir ilacın kanser tedavisi sonrası vücutta arta kalan hücreleri de etkili şekilde ortadan kaldırabileceğini ifade etti.

Araştırmacılardan Salvador Macip, ilacın hem kansere hem de kanserin yeniden oluşmasına neden olan eski hücrelere karşı mücadele edebileceğini belirtti.

İNSANLARDA DA ÇALIŞMA BAŞLATILACAK

Konuya ilişkin hayvanlar üzerinde deneme çalışması yapılması, olumlu sonuç alınması durumunda insanlarda da çalışmalar yapılması planlanıyor.

Araştırmanın sonuçları “Aging” dergisinde yayımlandı.

“ZOMBİ HÜCRELER”

Yaşlanmayla ortaya çıkan “zombi hücreler” bölünmeyi reddeden hücreler olarak biliniyor.

Ölmeyen ancak normal hücrenin işlevlerini de yerine getiremeyen “zombi hücrelerin”, kireçlenme, damar tıkanıklığı, alzaymır ve Parkinson gibi nörolojik dejeneratif hastalıklar dahil yaşlanmayla bağlantılı rahatsızlıklarla ilişkisi bulunuyor.

Genç vücut, “zombi hücreleri” ve dokuları temizleyebilirken, bağışıklık sistemi yaşlandıkça temizlik yapmayı bırakıyor ve söz konusu hücreler dokularda birikerek yaşlanmaya yol açıyor.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2023/07//yaslanma-tarihe-karisabilir.webp</image>
		    <media:content url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2023/07//yaslanma-tarihe-karisabilir.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2023/07//yaslanma-tarihe-karisabilir_t.webp"/>
<enclosure url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2023/07//yaslanma-tarihe-karisabilir.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.olayhaber.tv/yaslanma-tarihe-karisabilir/2315/</link>
			<pubDate>Tue, 18 Jul 2023 08:58:50 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[DEMET AKALIN&#039;IN PAYLAŞTIĞI ZAYIFLAMA ÇAYININ PATRONU ZEHİR TACİRİ ERDİ TAŞÇI!]]></title>
			<description><![CDATA[Daha önceki yıllarda yaptığı zayıflama çayına yoğun miktarda zehir maddesi sibutramin kattığı ortaya çıkan, Erdi Taşçı'nın yıllar sonra bu sefer başka bir isim ile piyasaya sürdüğü iddia edilen ASEROLO TOZU adlı zayıflama çayında da yoğun miktarda sibutramin olduğu iddia edildi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Yaz aylarının gelmesi ile birlikte zayıflama çayları; özellikle formuna düşkün olan bayanların başını çektiği bir grup tarafından büyük rağbet görüyor.

Kısa sürede zayıflamayı hedefleyen bayanların baş vurdukları ilk şey ise malum sosyal medyada ünlülerin paylaştıkları reklamlar oluyor.

Halk içinde sanat dünyasından ünlü isimlere yüklü miktarlarda ücretler ödeyerek story reklamları çektiren zayıflama çaylarına bir yenisi daha geçtiğimiz aylarda eklendi.

 



Bir süredir ünlü şarkıcı Demet Akalın'ın tanıtımını yaptığı ve halka güven aşılamak için kendisinin de devamlı kullandığını iddia ettiği ve kısa sürede zayıflamaya yardımcı olduğunu iddia ettiği bizzat sosyal medya hesaplarında ASEROLO TOZU adlı çayı paylaşan Demet Akalın'ın başını ağrıtacak şok bir iddia gündeme geldi.

İddialara göre, ASEROLO TOZU adlı zayıflama çayının sahibinin, geçtiğimiz yıllarda İstanbul Emniyeti'nin yaptığı zehirli zayıflama çaylarına yapılan operasyonda gözaltına alındığı ortaya çıktı.

Erdi Taşçı'nın o dönem piyasaya sürdüğü Teff Tohumlu Zayıflama Çayının içinde "sibutramin" adlı zehirli madde bulunmuştu.

Emniyet Güçleri tarafından yapılan operasyon ile milyonlarca liralık zehirli çaya ve zayıflama haplarına el konulmuş, bir çok kişi bu sayede canını zehirlenmekten zor kurtarmıştı.

Lüks hayata ve pahalı arabalara olan tutkusu ile tanınan Erdi Taşçı, geçtiğimiz yıllarda yapılan operasyondan sonra uzun sürede ortada görünmemişti.

Yıllar sonra bu kez de ASEROLO TOZU adlı zayıflama çayı ile ortaya çıkan Taşçı, halkın gözünü boyamak için şarkıcı Demet Akalın ile anlaştı.

İddialara göre yüklü miktarda reklam parası ödediği ve sosyal medya hesabında reklamını yaptırdığı ASEROLO TOZU adlı çayda da yoğun miktarda 'zehirli madde sibutramin' kullanıldığı iddiası ortaya atıldı.

Daha önceki yıllarda yaptığı zayıflama çayına yoğun miktarda zehir maddesi sibutramin kattığı ortaya çıkan, Erdi Taşçı'nın yıllar sonra bu sefer başka bir isim ile piyasaya sürdüğü iddia edilen ASEROLO TOZU adlı zayıflama çayında da yoğun miktarda sibutramin olduğu iddia edildi.
 



Halkın gözünü boyamak için şarkıcı Demet Akalın'ı reklamlarında oynatan Erdi Taşçı'nın hakkındaki bu iddialara vereceği en güzel cevap ise, üretmiş olduğu ASEROLO TOZU'nun resmi tahlil raporlarını ve bakanlık onayını paylaşması olacaktır.

Başta Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ve Sağlık Bakanlığı heyetinin üstünde büyük hassasiyetle durduğu zayıflama çaylarına ve haplarına yönelik tekrar bir operasyon için düğmeye basması an meselesi gibi duruyor.

Demet Akalın üzerinden reklam yaparak içinde zehirli madde sibutramin' olduğu iddia edilen ASEROLO TOZU adlı çay üzerinden halkı kandırarak büyük vurgun yapmaya hazırlandığı iddia edilen Erdi Taşçı'nın hakkındaki bu iddialar doğru ise, kendisi ile reklam konusunda iş birliği içinde olan şarkıcı Demet Akalın'ın ne cevap vereceği şimdiden merak konusu oldu...

SİBUTRAMİN NEDİR?

Sibutramin, kilo vermede, verilen kilonun korunmasında ve obezite tedavisinde kullanılan bir ilaçtır. İlaçlarda, sibutramin hidroklorür monohidrat şeklinde kullanılır. Ticari adı ABD'de Meridia, Avrupa'da ve diğer ülkelerde ise Reductildir. Abbott Laboratuvarları tarafından üretilmektedir.

SİBUTRAMİN NEDEN YASAKLANDI ?

Bir dönem ülkemizde de ilaç ruhsatıyla satışa sunulan sibutramin, Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan inceleme sonucu ölüme varan yan etkiler oluşturması nedeniyle 16.02.2011 tarihinde yasaklanmış ve sibutramin içeren bütün ilaçların ruhsatnameleri iptal edilmiştir.

İşte geçtiğimiz yıllarda basına yansıyan o haber:

https://www.milliyet.com.tr/yerel-haberler/istanbul/toplatilan-teff-tohumlu-caylar-sahte-cikti-13181721
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2023/06//demet-akalin039in-paylastigi-zayiflama-cayinin-patronu-zehir-taciri-erdi-tasci.webp</image>
		    <media:content url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2023/06//demet-akalin039in-paylastigi-zayiflama-cayinin-patronu-zehir-taciri-erdi-tasci.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2023/06//demet-akalin039in-paylastigi-zayiflama-cayinin-patronu-zehir-taciri-erdi-tasci_t.webp"/>
<enclosure url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2023/06//demet-akalin039in-paylastigi-zayiflama-cayinin-patronu-zehir-taciri-erdi-tasci.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.olayhaber.tv/demet-akalin-in-paylastigi-zayiflama-cayinin-patronu-zehir-taciri-erdi-tasci/2116/</link>
			<pubDate>Tue, 13 Jun 2023 10:21:50 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Beyaz yaka mindfulness a yöneldi : BEING MIND]]></title>
			<description><![CDATA[Son dönemde yoğun ve stresli yaşam ile başa çıkma yolları arasında dünyada kabul gören ve üzerinde birçok araştırma yapılarak olumlu sonuçlar elde edildiği ispatlanmış yöntemlerden biri de mindfulness.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[


Avrupa ve Amerika’da Google, Nike, Apple gibi birçok kurumsal firma çalışanlarına mindfulness eğitimleri aldırırken, Türkiye’de de yeni yeni bu konu şirketlerin radarına girmeye başladı. 

Konfor alanlarından çıkıp, kurumsal hayatlarına veda ederek, hayat amaçlarına paralel olduğuna inandıkları mindfulness felsefesi üzerine tamamladıkları eğitimler, uygulamalar ve pratikler ile kendilerini geliştiren Tulya Türgen ve Erdem Nacak’ın kurduğu Being.Mind işte bu alanın geliştirilmesi ve yayılması adına Türkiye’de öncü olmayı hedefliyor. 


Akıl beden ruh dengesini oluşturarak iyi olma halini kuvvetlendiren bu öğretiyi yaptıkları ‘Uyanışa Adım’ etkinlikleriyle katılımcılara aktarıyorlar.

Etkinliklerinde teorik bilgiler, meditasyonlar, beden farkındalığına dair birçok farklı interaktif çalışma mevcut.

Katılım şartı aramadıklarını söyleyen Being Mind ekibi, uyanık bir zihinle konfor alanından çıkmak isteyip özünde neler olup bittiğini nezaketli bir şekilde araştıran ve potansiyel özgür benliğini fark etmek isteyen herkese alan açtıklarını belirtiyor.

Erdem Nacak

Tulya Türgen

Güncel etkinlikler @being.mind hesabında. Takipte kalın.]]></content:encoded>
		    <image>https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2023/05//beyaz-yaka-mindfulness-a-yoneldi--being-mind.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2023/05//beyaz-yaka-mindfulness-a-yoneldi--being-mind.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2023/05//beyaz-yaka-mindfulness-a-yoneldi--being-mind_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2023/05//beyaz-yaka-mindfulness-a-yoneldi--being-mind.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.olayhaber.tv/beyaz-yaka-mindfulness-a-yoneldi-being-mind/1949/</link>
			<pubDate>Thu, 25 May 2023 14:19:55 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Mide küçültme ameliyatı bir can daha aldı! Aynı doktor yine ölüm]]></title>
			<description><![CDATA[Mide küçültme ameliyatı bir can daha aldı! Aynı doktor yine ölüm İstanbul Şişli’deki özel bir hastanede Prof. Dr. Alper Çelik tarafından mide küçültme ameliyatı olmak için bıçak altına yatan 63 yaşındaki Menşure Bakan, ameliyat sonrası hayatını kaybetti. Adli Tıp Kurumu’nun hazırladığı raporda da hastanın ameliyata sonrası komplikasyonlar geliştirmesine rağmen doktor Çelik tarafından taburcu edildiği, tedavi için hastaneye yönlendirmediği gibi bu durumları göz ardı ettiği ileri sürüldü.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[ 

 



Mide küçültme ameliyatı bir can daha aldı! Aynı doktor 

SAĞLIK – Aynı doktor yine ölüm 63 yaşındaki Menşure Bakan, kronik şeker hastasıydı. Tedavi maksadıyla ünlü Prof. Dr. Alper Çelik’e müracaat eden Bakan, ‘Mide Küçültme’ ameliyatı için 28 Ocak 2019 günü hastaneye yatırıldı.

Sağlık durumu kötüye giden Bakan’ın ameliyattan 17 gün sonra mide kaçağı tablosu oluştuğu belirlendi.

Mesude Bakan, drenaj ve antbiyotik tedavisi başlamasına rağmen tedaviye yanıt vermedi ve hayatını kaybetti.


Mide küçültme ameliyatı bir can daha aldı! Aynı doktor yine ölüm

ADLİ TIP KUSURLU DEDİ

Yaşlı kadının ailesi olayla ilgili şikayetçi oldu. Yürütülen soruşturmada dosya, Adli Tıp Kurumu’na gönderildi.

Adli Tıp İhtisas Dairesi’nin, ölen şahsın ameliyatı sonrasında olmaması gereken “kaçak” olarak nitelenen komplikasyonun geliştiği, ancak ameliyat sonrası hasta bakım ve kontrolünde ihmallerin bulunduğu açıklanarak bu ihmallerin meydana gelen ölüm olayıyla illiyet ilişkisinin bulunduğu belirtildi.

Hastanın uygun ortamda tedavi edilmemesinin yanı sıra kaçağa bağlı komplikasyonun engellenmesinde ihmali hareketlerin bulunduğu, bundan ötürü de şüpheli doktorun kusurlu olduğu rapor edildi.

AYNI DOKTOR AYNI İHMALLER

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından olayla ilgili Prof. Doktor Alper Çelik hakkında, Taksirle Ölüme Neden Olma suçundan dava açıldı.

Hazırlanan iddianamede, komplikasyonlar gelişmesine ve doktora da bildirilmesine rağmen ölen şahsın hatalı olarak taburcu edildiği ve durumunun aciliyetini bildirilmeksizin bir tıbbi kuruluşa yönlendirilmediği, bundan ötürü de şüpheli doktorun meydana gelen ölümde kusurunun bulunduğu anlatıldı.

Hakkında, ‘Ölüme neden olma’ suçundan dava açılan ünlü Doktor, Bülent Zaim ve Selahhatin Serin isimli iki hastasının ölümünden sorumlu tutuluyor.

Kaynak: Sabah.com.tr
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2023/04//mide-kucultme-ameliyati-bir-can-daha-aldi-ayni-doktor-yine-olum.jpeg</image>
		    <media:content url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2023/04//mide-kucultme-ameliyati-bir-can-daha-aldi-ayni-doktor-yine-olum.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2023/04//mide-kucultme-ameliyati-bir-can-daha-aldi-ayni-doktor-yine-olum_t.jpeg"/>
<enclosure url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2023/04//mide-kucultme-ameliyati-bir-can-daha-aldi-ayni-doktor-yine-olum.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.olayhaber.tv/mide-kucultme-ameliyati-bir-can-daha-aldi-ayni-doktor-yine-olum/1664/</link>
			<pubDate>Mon, 24 Apr 2023 23:23:14 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Türkiye’nin büyük holdingi… Acıbadem Grubu’na haciz… Mehmet Ali Aydınlar nereye koşuyor]]></title>
			<description><![CDATA[Mehmet Ali Aydınlar’ın sahibi olduğu Acıbadem Sağlık Hizmetleri ve Ticaret A.Ş.’nin icralık olan 4 hastanesinden birine haciz gönderildi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[1981 yılında muhasebeci olarak çalışma hayatına atılan Mehmet Ali Aydınlar, kısa bir sürede milyar dolarlık servet edinerek ünlü bir iş insanı oldu.

Çalışma hayatına başladıktan sonra 10 yıl gibi kısa bir sürede, 1991 yılında Acıbadem Hastanesi ile sağlık sektörüne giren Mehmet Ali Aydınlar, Acıbadem Sağlık Hizmetleri ve Ticaret A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Başkanı.

4 HASTANESİ DAVALIK

Mehmet Aydınlar’ın Maslak, Bakırköy, Taksim ve Eskişehir'deki hastaneleri, borç nedeniyle icralık oldu. Taksim'deki Acıbadem Hastanesi hakkında devam eden icra dosyasında karar verildi. Karar sonucunda Taksim'deki Acıbadem Hastanesi'ne haciz gitti.

İstanbul İcra Dairesi tarafından Acıbadem grubuna gönderilen “Banka Haciz Yazısı”na göre haczedilecek miktar, alacak tutarı, faiz ve giderlerle birlikte toplam 4 milyon 241 bin 387 lira 20 kuruş. 

Haciz yazısında, “Borçlunun, maaş hesapları hariç bankanız nezdinde belirtilen hesapları üzerine haciz ve bloke konulmasına, bloke konulan hesapta para bulunması halinde 2. bir yazı beklenmeksizin paranın müdürlüğümüz dosyasına gönderilmesine karar verilmiştir” denildi.


]]></content:encoded>
		    <image>https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2023/04//turkiyenin-buyuk-holdingi-acibadem-grubuna-haciz-mehmet-ali-aydinlar-nereye-kosuyor.jpeg</image>
		    <media:content url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2023/04//turkiyenin-buyuk-holdingi-acibadem-grubuna-haciz-mehmet-ali-aydinlar-nereye-kosuyor.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2023/04//turkiyenin-buyuk-holdingi-acibadem-grubuna-haciz-mehmet-ali-aydinlar-nereye-kosuyor_t.jpeg"/>
<enclosure url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2023/04//turkiyenin-buyuk-holdingi-acibadem-grubuna-haciz-mehmet-ali-aydinlar-nereye-kosuyor.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.olayhaber.tv/turkiye-nin-buyuk-holdingi-acibadem-grubu-na-haciz-mehmet-ali-aydinlar-nereye-kosuyor/1629/</link>
			<pubDate>Thu, 20 Apr 2023 06:46:24 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[ZORLU GÜNLERİNİ BÖYLE ANLATTI ! GAZETECİ-YAZAR MEHMET KAYNARPINAR MESLEĞE GERİ DÖNÜYOR]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[

ZORBEY ZORU BAŞARDI...

KAYNARPINAR'DAN MÜJDE VAR...

 "Medya Dünyasının Zorbeyi" olarak tanınan Gazeteci-Yazar Mehmet KAYNARPINAR zoru başardı.
  2019 Yılında geçirdiği trafik kazası sonucu tüm organlarının hareket etme kabiliyetini kaybeden KAYNARPINAR üç buçuk yıldır çeşitli hastanelerde gördüğü tedavinin karşılığını aldı.
Son olarak İstanbul Fizik Tedavi ve rehabilitasyon Hastanesi'nde tedavi gören  Usta gazeteci sonunda desteksiz yürümeye başladı.

NELER OLMUŞTU...

Görev sonrası Ankaradan İstanbul'a dönerken otobanda maslak kavşağında alkollü bir bayan sürücünün acemi araç kullanımı sonucu kaza geçiren ve Acıbadem Hastanesi'nde tekrar hayata döndürülen Mehmet KAYNARPINAR uzun yıllar verdiği mücadele ve azminin mükafatını almış oldu.

ANKARA TIP HAYAT VERDİ...

Önce Prof.Dr. Haydar GÖK ve Prof.Dr. Şehim KUTLUAY Gözetiminde Ankara Tıp Fakültesi'nde uzun süre başarılılı bir tedavi süreci geçiren Usta gazeteci ardından  İstanbul Çam Sakura Hastanesi'nde tedavi gördü.

DOÇ. DR. BUĞDAYCI AYAĞA KALDIRDI...

KAYNARPINAR son olarak İstanbul Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi'nde tedavi altına alındı.
Burada Doç.Dr. Nazlı Derya Buğdaycı gözetimi ve önderliğinde başarılı bir fizik tedavi süreci geçiren usta gazeteci üç buçuk yılın ardından desteksiz yürümeyi başardı.

ROBOTİK TEDAVİLER DESTEKLEDİ...

Doç. Dr. Derya Buğdaycı'nın fizik tedavi programlarını aynen uygulayan Kaynarpınar yine doktorunun programı dahilinde Robotik tedavi uzmanları Dr.Fuat ÇAĞLAYAN ve Mürsel YILDIZ kontrolünde el, kol ve ayak hareketleri için teknolojik fizik tedavi araçları olan  robotik tedaviler gördü.

ZORBEY UMUT DOLU...

Halen İstanbul Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi'nde tedavi gören üstadımız Mehmet KAYNARPINAR ile tedavi süreci ve sonuçlarını konuştuk bir de müjde aldık.
*
Geçirdiği kaza sonucu yaşadığı üç buçuk yılın acı, hüzün, hasret dolu seneler olduğunu belirten KAYNARPINAR yaşadığı son yılların çok zor yıllar olduğunu söyledi.

ÖLMEK İSTEDİM...

KAYNARPINAR, "Kazadan sonra hiç bir yerim oynamıyordu. Kendime Zorbey buraya kadarmış dedim. Hayat ile tüm bağlarım kopardım. Ölümü bekler hale geldim. 
Gözümün önüne önce evlatlarım geldi. Sonra kendimle konuştum.  öldürmeyen ALLAH öldürmüyor Rabbim sana yaşaman için bir can daha verdi hadi KAYNARPINAR pes etmenin zamanı değil. Kalk hayat devam ediyor dedim ve mücadele etmeye başladım.

ANKARA TIP FAKÜLTESİ'NE TEŞEKKÜR...

Bu mücadelemde bende emeği büyük olan Ankara Tıp Fakültesi 'nden Prof. Dr. Haydar GÖK ve Prof. Dr. Şehim KUTLUAY'a minnettarım" dedi.

DOÇ. DR. BUĞDAYCI ÇOK ÖZEL BİR DOKTOR...

Gerçek tedaviyi İstanbul Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi'nde  gördüğünü açıklayan usta gazeteci, "Gerçek teşekkürü ise hastaları arasında hiç bir ayırım yapmayan tek tek ilgilenen Doç. Dr. Derya Buğdaycı hakediyor.

Hastaneye yattığımı kimseye söylemedim. Hastanede kimse beni tanımıyordu. Derya Hocam yattıgım günden itibaren beni yürüteceğine inandı. Hastanenin tüm imkanlarını sundular. RABBİM'E şükürler olsun bugün desteksiz yürümeye başladım. 
Bunda İstanbul Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi ile Derya Hocamın hakkı, emeği cok büyük yürekten tesekkür ediyorum" diye konuştu.
KAYNARPINAR Tedavilerin tamamlanınca ne yapmayı düşünüyorsun sorusuna,
"Mesleğimi ve okurlarımı özledim. Okurlarım beni bekliyor. Kaldığım yerden devam" diyerek mesleğe döneceğinin müjdesini verdi.







]]></content:encoded>
		    <image>https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2023/04//zorlu-gunlerini-boyle-anlatti--gazeteciyazar-mehmet-kaynarpinar-meslege-geri-donuyor.jpeg</image>
		    <media:content url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2023/04//zorlu-gunlerini-boyle-anlatti--gazeteciyazar-mehmet-kaynarpinar-meslege-geri-donuyor.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2023/04//zorlu-gunlerini-boyle-anlatti--gazeteciyazar-mehmet-kaynarpinar-meslege-geri-donuyor_t.jpeg"/>
<enclosure url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2023/04//zorlu-gunlerini-boyle-anlatti--gazeteciyazar-mehmet-kaynarpinar-meslege-geri-donuyor.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.olayhaber.tv/zorlu-gunlerini-boyle-anlatti-gazeteci-yazar-mehmet-kaynarpinar-meslege-geri-donuyor/1560/</link>
			<pubDate>Fri, 14 Apr 2023 14:00:45 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[İstanbul’da estetik faciası: Burun ameliyatı sonrası öldü]]></title>
			<description><![CDATA[Beylikdüzü'ndeki bir tıp merkezinde burun estetiği ameliyatı sonrası uyanamayan kadın, hayatını kaybetti.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Seher K. (28), dün sabah saatlerinde burun estetiği ameliyatı olmak için Yakuplu Mahallesi Osmangazi Caddesi’ndeki bir tıp merkezine gitti.
Genel anestezi altında ameliyatı gerçekleştirilen Seher K, daha sonra yapılan tüm işlemlere rağmen uyandırılamadı.

Bunun üzerine yakındaki başka bir hastaneye sevk edilen Seher K’nin hayatını kaybettiği belirlendi.

Olayın ardından hastaneye gelen yakınları sinir krizi geçirdi.

Seher K’nin cenazesi, otopsi için Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2023/02//istanbulda-estetik-faciasi-burun-ameliyati-sonrasi-oldu.webp</image>
		    <media:content url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2023/02//istanbulda-estetik-faciasi-burun-ameliyati-sonrasi-oldu.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2023/02//istanbulda-estetik-faciasi-burun-ameliyati-sonrasi-oldu_t.webp"/>
<enclosure url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2023/02//istanbulda-estetik-faciasi-burun-ameliyati-sonrasi-oldu.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.olayhaber.tv/istanbul-da-estetik-faciasi-burun-ameliyati-sonrasi-oldu/967/</link>
			<pubDate>Sat, 04 Feb 2023 12:21:04 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Covid-19’un en çok görülen 10 belirtisi sıralandı]]></title>
			<description><![CDATA[Dünya çapında 6 milyondan fazla insanın ölümüne sebep olan corona virüsü evrim geçirerek değişmeye devam ediyor... İngiliz yetkililer ülke genelinde Covid-19'un Omicron varyantının alt türlerinin yayıldığını açıklarken en sık görülen 10 belirti de açıklandı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[2019’un son haftalarında Çin’de ortaya çıktıktan kısa bir süre sonra küresel bir pandemi halini alan ve dünya çapında 6 milyondan fazla insanın ölümüne sebep olan corona virüsü salgını  bitmek bilmiyor…

Yeni varyantlar ve alt türler ile yayılımını artıran Covid-19’un en çok mutasyona uğrayan türü olan Omicron varyantı ve alt varyantları XBB ve XBB.1.5 dünya çapında yayılırken İngiliz yetkililer açıklamalarda bulundu.

Bu alt varyantların giderek yaygınlaştığını ve grip ile birleşerek tehlike yarattığını duyuran İngiltere Sağlık Güvenliği Ajansı (UKHSA), iyi hissetmeyen vatandaşların evden çıkmaması uyarısında bulunurken yeni bir Covid-19 dalgası riskine karşı maske takılmasını da tavsiye etti.

“YENİ VARYANTLAR DAHA BULAŞICI”

UKHSA, “Covid ve grip çok yüksek seviyelerde dolaşımda. Gelecek haftalarda vaka sayıları artabilir” duyurusunu yaparken Dünya Sağlık Örgütü de 2022’nin sonlarında yaptığı açıklamada Omicron XBB varyantlarının bulaş riskinin önceki virüslere göre çok daha yüksek olduğunu duyurmuştu.

İngiliz medya kuruluşu The Independent’ın aktardığı listelerde en çok görülen belirtiler sıralandı.
 

Covid-19 takip sistemi ZOE uygulamasını kuran King’s College London’da genetik epidemiyoloji profesörü Tim Spector, Omicron’un yeni türlerinin  2023’te risk yaratabileceğini söyledi. ZOE uygulamasının verilerine ulaşan İngiliz medyası ise en çok görülen ve kayıtlara geçen Covid-19 belirtilerini sıraladı.

3 Ocak 2023’e kadar olan verilere göre en çok görülen Covid-19 belirtisi boğaz ağrısı olarak öne çıktı.

İŞTE YÜZDELERİYLE EN ÇOK GÖRÜLEN BELİRTİLER

1- Boğaz ağrısı- Yüzde 57.3
2- Burun tıkanıklığı- Yüzde 57.8
3- Burun akıntısı- Yüzde 55.5
4- Hapşırmak- Yüzde 52
5- Kuru öksürük- Yüzde 50.7
6- Baş ağrısı- Yüzde 49.6
7- Balgamlı öksürük- Yüzde 47.3
8- Seste çatallanma- Yüzde 41.4
9- Kas ağrısı- Yüzde 24.7
10- Koku kaybı- Yüzde 22.32
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2023/01//covid19un-en-cok-gorulen-10-belirtisi-siralandi.webp</image>
		    <media:content url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2023/01//covid19un-en-cok-gorulen-10-belirtisi-siralandi.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2023/01//covid19un-en-cok-gorulen-10-belirtisi-siralandi_t.webp"/>
<enclosure url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2023/01//covid19un-en-cok-gorulen-10-belirtisi-siralandi.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.olayhaber.tv/covid-19-un-en-cok-gorulen-10-belirtisi-siralandi/901/</link>
			<pubDate>Sun, 29 Jan 2023 13:22:22 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Anne babalar dikkat! Strep A 3 yaşındaki Aras’ı öldürdü…]]></title>
			<description><![CDATA[Dünyada sık görülen Türkiye'de de çocuklar arasında yayılan 'Streptokok' (Strep A) bakterisi, Ankara'da can aldı. 3 yaşındaki Aras Sönmez, doğum gününde Strep A bakterisi nedeniyle yaşamını yitirdi. Baba Oğuz Buğrahan Sönmez, hastalığın soğuk algınlığı gibi başladığını ve kısa sürede oğlunu kaybettiklerini söyledi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Aras Sönmez, 10 Ocak’ta boğaz ağrısı ve soğuk algınlığı şüphesiyle ailesi tarafından özel hastaneye götürüldü.

Soğuk algınlığı teşhisi konulup, ilaç verilerek eve gönderilen Aras Sönmez, gece tekrar rahatsızlanınca, Etlik Şehir Hastanesi’ne götürüldü.

Yoğun bakıma alınan Aras Sönmez, 11 Ocak günü doktorların tüm müdahalesine rağmen kurtarılamadı.

‘SOĞUK ALGINLIĞI DEDİLER’

Aras'ın babası Oğuz Buğrahan Sönmez, önce soğuk algınlığı şüphesi ile doktora başvurduklarını belirterek, “Doktorumuz, hafif boğazının kızarık olduğunu, normal soğuk algınlığı olduğunu söylemişti. Ona göre ilaçları verdi. Biz de kullanmaya devam ediyorduk. O gece de her zaman olduğu gibi rutinlerimizi yerine getirdik. Çizgi film izledik, oyun oynadık. Uyuduktan sonra lenflerinin şişmesi ile beraber biz kabakulaktan şüphelendik. Çünkü daha önceden bir rahatsızlığı yoktu. Sonrasında saat 05.00 gibi uyandığında burnunun morardığını gördüğümüzde apar topar menenjit şüphesi ile Etlik Şehir Hastanesi’ne gittik” dedi.

‘STREP A BAKTERİSİ OLDUĞUNU SÖYLEDİLER’

Etlik Şehir Hastanesi’nde doktorların da önce menenjitten şüphelendiğini sonra ‘bakteri olabilir’ dediklerini anlatan Sönmez, şu ifadeleri kullandı:

*Damar yolundan antibiyotik tedavisine başladılar; ama ne ile mücadele ettiklerini bilmiyorlardı.

*Yoğun bakıma kaldırdılar. Yoğun bakımda biraz süre geçtikten sonra durumunun kritik olduğunu söylediler.

*Kalbinin kan pompalamayı durdurduğunu, tansiyon alamadıklarını ve son bir yaşama şansının olduğunu; cihaza bağlayıp kanı çevirmek için müdahale edeceklerini söylediler.

*Biz de gerekli imzaları verdik. Operasyon bitti, ondan sonra trombosit istediler bizden kanı temizlemek için, onu bulduk.

*Ondan sonra da gece 12.00 gibi artık çocuğumuzun vefat haberini aldık. Sonra tanıyı söyleyemediler bize.

*Önce ölüm raporunda ‘belirlenemeyen bir virüsün hızla yayılmasından dolayı doğal ölüm’ dediler. Ertesi gün defnettiğimizde Strep A bakterisi olduğunu söylediler.

Oğuz Buğrahan Sönmez, Aras’ın 9 aylık kız kardeşinin olduğunu ve doktorların ondan da şüphelendiğini belirterek, “Ona ‘koruyucu aşı yapalım’ dediler. Damar yolundan bir antibiyotik verdiler. Sonra bir saat de hastanede beklettiler. Bulaşıcı oldu mu olmadı mı kontrol ettiler. Çünkü aynı odada uyuyorlardı. Onun sonrasında da bir şey çıkmadı” dedi.

‘COVİD-19 ÖNLEMLERİ SALGINI ÖNLEDİ’

Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Tutku Taşkınoğlu, Strep A’nın halk arasında beta enfeksiyonu olarak bilinen bakteri türü olduğunu söyledi.

Taşkınoğlu, Strep A enfeksiyonun yeni bir enfeksiyon olmadığını, yıllardır mücadele edilen bir bakteri türü olduğunu belirterek, şöyle konuştu:

*Aslında 2014 yılından beri bu bakteri türünün bir salgın yapmasını bekliyorduk. Özellikle İngiltere'de 2018'de ‘kızıl salgını' yapmıştı.

*Ciddi bir salgın bekliyorduk; fakat Covid-19 pandemisi nedeniyle alınan önlemler streptokok enfeksiyonun da oluşmasını engelledi. Onun bir salgın haline gelmesini engelledi.

*Ne yazık ki, pandemi önlemleri ortadan kalkınca bakteri kendine bir alan buldu ve şu an ciddi bir salgın yaşıyoruz, Strep A enfeksiyonunu görüyoruz.

*Diğer üst solunum enfeksiyonlarından farklı bir bakteri. Virüs değil, bir bakteri ile mücadele ediyoruz.

*O yüzden elimizde antibiyotik gibi bir silahımız var. Tanısı konursa, antibiyotik ile rahatlıkla tedavi edebildiğimiz bir bakteri ile karşı karşıyayız.

‘ÖLÜMLER GÖRÜLEBİLİR’

Taşkınoğlu, Strep A’nın kendine fırsat bulduğunda enfeksiyona neden olacağına dikkat çekerek, şu ifadeleri kullandı:

*Bakteri kendine daha da fırsat bulursa bu enfeksiyonu ilerletip, daha ciddi enfeksiyonlara neden olabiliyor.

*Alt solunum yolunu, cildi enfekte edebiliyor hatta daha da ilerleyip ‘et yiyen bakteri' diye tabir edilen görüntüye sebep oluyor.

*Hatta kanda yerleşik tabloya sebep olursa ‘toksik şok sendromuna' neden oluyor. Bu komplikasyonların sonucu da ölümle seyredebilen ciddi enfeksiyonlar olarak kabul ediliyor.

*Aslında bu enfeksiyonlar 100 binde 1 ancak görülür, çok sık görülen enfeksiyon değil; ancak vaka sayısı arttıkça tabii ki komplikasyon riski de artıyor.

*O yüzden de daha sık ölümler görülebilir. İngiltere'de 2014 yılından beri ciddi bir salgın bekleniyordu.

*2020'de bu salgın biraz ötelendi; şimdi onu yaşıyorlar. Sadece İngiltere'de değil başka ülkelerden de mesela Kanada'dan ölüm haberleri alıyoruz.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2023/01//anne-babalar-dikkat-strep-a-3-yasindaki-arasi-oldurdu.webp</image>
		    <media:content url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2023/01//anne-babalar-dikkat-strep-a-3-yasindaki-arasi-oldurdu.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2023/01//anne-babalar-dikkat-strep-a-3-yasindaki-arasi-oldurdu_t.webp"/>
<enclosure url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2023/01//anne-babalar-dikkat-strep-a-3-yasindaki-arasi-oldurdu.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.olayhaber.tv/anne-babalar-dikkat-strep-a-3-yasindaki-aras-i-oldurdu/862/</link>
			<pubDate>Wed, 25 Jan 2023 20:54:03 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Geçmeyen öksürük herkesin kabusu oldu! Uzmanlardan uyarı geldi]]></title>
			<description><![CDATA[Son dönemde birçok virüsün üst üste hastalık yapması, hastalarda uzayan, inatçı bir öksürüğe neden oldu. Çok sayıda kişi haftalarca, hatta aylarca kesilmeyen öksürükten şikâyetçi. Uzmanlar uzayan öksürüklerde doktora gidilmesini önerirken, uyarılarda bulundu.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Geçmeyen öksürüp çok sayıda vatandaşın kabusu oldu.

 Uzman isimlerden öksürük ile ilgili dikkat çeken uyarılar geldi.

PASTİLLER DE TETİKLİYOR

 Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Can Öztürk: “Başvuran hastaların daha çok tarif ettiği sıkıntı, boğazın gerisinde ani olarak ortaya çıkan bir rahatsızlık hissini takiben öksürüğün tetiklenmesi ve krizler halinde gelen öksürük nöbetleri.

Halk arasında bilinen ve öksürüğe iyi geldiği düşünülen bazı karışımların ya da bitkisel çayların işe yaramadığını söylüyorlar. Üstelik, öksürük şurupları ve öksürük kesici ilaçlardan da fayda göremiyoruz.

Yaygın olarak kullanılan ve boğaz pastili olarak bilinen ürünlerin bazıları öksürüğü daha fazla tetikleyebiliyor. Bu öksürüğün nedeni olarak yaptığımız değerlendirmelerde kuru ve üst hava yollarını etkileyen nitelikte olmakla birlikte, hastalarda alt hava yollarında astım benzeri bulgular ortaya çıkarması.

Bu inatçı öksürük için kullanılabilecek özellikte, havayollarındaki sinir uçlarında aşırı duyarlılığı azaltacak bazı ilaçlar öneriyoruz.

Bunlar burunda etki yapabilen (nazal steroid gibi) ya da bronşlarda etki yapabilen ilaçlar (inhaler ilaçlar).

Böylece hastalarda öksürük refleksini uyandıran aşırı hassasiyet ve mikrobik olmayan iltihapların kontrol altına alınmasına katkı sağlayabiliyoruz.” 
 

 



 


 

ALERJİ TESTİ YAPTIRIN

Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Aydın Yılmaz: “Viral üst solunum yolu enfeksiyonları, uzamış öksürük yapıyor. Hele zeminde bronş duyarlılığı olan, atopik eğilimli kişilerde biraz daha uzun sürebiliyor. Hatta bu öksürük üç ayı bile bulabiliyor.

Uzamış öksürükte hastalar kafalarına göre ilaç kullanmamalılar. Bu tür öksürüğü olan kişilerin atopik bir bünyeye sahip olup olmadıkları, astım hastası olup olmadıkları mutlaka araştırılmalı.
Solunum fonksiyon ve alerji testleri yapılmalı.

Eğer alerji varsa ilaçlara başlanması gerekir.

Bazı öksürük şurupları da bu durumda işe yarar ama mutlaka hekim karar vermeli.

Yine uzamış öksürüğü olan kişiler sigara da içiyorsa, bu öksürüğe balgam eşlik ediyorsa altta yatan bir akciğer kanseri riski olabilir.

Bu kişilerin mutlaka doktora görünmelerini ve geç kalmadan bir akciğer filmi çektirmelerini öneriyorum. 
 




 


 

SUSUZ KALMAYIN

Ankara Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları Bölümü Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İsmail Balık: “Daha önce kış aylarında bir iki virüsü bir arada ön planda görürdük ama bu sene 4-5’ini birden görüyoruz. İnsanlar maske takmadıkları için, üç yıl boyunca da bağışıklık sistemimiz bunları unuttuğundan belirtili enfeksiyon geçirme ihtimalimiz artıyor.

Ve son zamanlarda uzun süren şikâyetlerin bir nedeni arka arkaya bu virüs enfeksiyonlarına maruz kalmamız, bir nedeni de komplikasyon gelişimine bağlı uzama.

Genelde bu virüs enfeksiyonları bir hafta içinde iyileşiyor. Ancak bazen komplikasyon (faranjit, tonsillit, zatürre, bronşit, sinüzit gibi) gelişebiliyor. Bu nedenle de öksürük belirtileri çok daha uzun sürüyor.

Vatandaş eğer bir hafta içinde belirtiler gerilemiyorsa, ateş düşmüyor, öksürük artıyorsa, nefes darlığı varsa bir hekime başvurmalı. Komplikasyon gelişmişse hekim ek tedavi vermeli. Her soğuk algınlığı, öksürük semptomu geçirenlere tavsiye edebileceğimiz önlemler var.

Örneğin bu kişiler susuz kalmayacaklar.

Son dönemde her ne kadar işe yaramadığı düşünülse de öksürüğü hafifletmek adına ıhlamur, nane-limon gibi kış çaylarının tüketilmesi, sigarasız ortamlarda bulunulması ve soğuk havaya çıkarken atkı ve maske kullanılmasını tavsiye ediyorum.”
 




 


 

BULAŞICI DEĞİL

Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Tevfik Özlü: “Genelde ayakta atlatılıyor ama sürekli bir burun akıntısı, boğazda kaşıntı hissi ve ağrı var. Hasta şöyle diyor; ‘İyileştim, aslında iyiyim. Grip zamanındaki gibi değilim. Ateşim yok, halsizliğim yok. İştahım düzeldi, ağrım ve sızım kalmadı.

Fakat kuru bir Öksürük var.

Rahatsız edici bir öksürük. Gün boyu nöbetler şeklinde rahatsız ediyor.

Gece öksürükten uyuyamıyorum. O kadar fazla öksürüyorum ki sosyalleşmemi engelliyor.’ Hasta toplum içine çıkamıyor, insanların arasına karışamıyor. Çünkü şu sıralarda herhangi biri, yanımızda öksürse; hepimiz ister istemez duyarlıyız. ‘Bana da bir şey bulaştırır mı’ diye düşünüyoruz.

Öksüren kişi de bundan rahatsız oluyor. Bu, aslında bulaşıcı bir hastalığa ait öksürük değil. Post enfeksiyon, öksürük dediğimiz bizim enfeksiyon sonrası hava yollarında ortaya çıkan aşırı duyarlılığın neden olduğu bir nevi astıma benzer bir tablonun neden olduğu öksürük." 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2023/01//gecmeyen-oksuruk-herkesin-kabusu-oldu-uzmanlardan-uyari-geldi.gif</image>
		    <media:content url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2023/01//gecmeyen-oksuruk-herkesin-kabusu-oldu-uzmanlardan-uyari-geldi.gif" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2023/01//gecmeyen-oksuruk-herkesin-kabusu-oldu-uzmanlardan-uyari-geldi_t.gif"/>
<enclosure url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2023/01//gecmeyen-oksuruk-herkesin-kabusu-oldu-uzmanlardan-uyari-geldi.gif" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.olayhaber.tv/gecmeyen-oksuruk-herkesin-kabusu-oldu-uzmanlardan-uyari-geldi/818/</link>
			<pubDate>Sat, 21 Jan 2023 09:23:36 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Yetkililer uyardı: Çocuğunuzda bu belirtiler varsa sakın okula göndermeyin]]></title>
			<description><![CDATA[Son günlerde çocuk yaş grubunda grip ve benzeri hastalıklarda ciddi artış görülmeye başladı. Yaşanan salgın nedeniyle yetkililerden önemli bir uyarı geldi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[
Çocuklarda artan grip ve benzeri vakalarla ilgili açıklama geldi. Rize Sağlık Müdürlüğü, son günlerde çocuk yaş grubunda grip ve benzeri hastalıklarda ciddi artış görüldüğünü bildirdi.

Sağlık Müdürlüğünden yapılan yazılı açıklamada, artan vakalar nedeniyle çocuk acil servisinde yoğunluk yaşandığı belirtildi.

BELİRTİLERİ NELER?

Çocuklarda uzun süreli geçmeyen ateş, boğaz ağrısı, gözlerde kızarıklık, kas eklem ağrıları, ishal gibi belirtilerin olduğu vurgulanan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

*Belirtiler hastalık seyrinde sıkça gözlenmekte olup, aynı zamanda da oldukça bulaşıcı özellik taşımaktadır.

*Bu ve benzeri belirtiler gösteren özellikle çocuk ve tüm hastalarımızın derhal çevrelerinden izole edilmeleri ve erkenden tedavilerine başlanmaları önemlidir.

*Bu süreçte öncelikle ilimiz genelinde bulunan ve son derece deneyimli hekimlerden oluşan aile hekimlerimize başvurmak önemlidir.

“KESİNLİKLE OKULA GÖNDERMEYİN”

Vatandaşlarımız daha ciddi vakalarda ise hastanelerimiz çocuk polikliniklerine ve gerektiğinde ise çocuk acilimize başvurarak tedavi olabilmektedirler.

*Hastalık belirtisi gösteren hiçbir çocuğumuz kesinlikle okula gönderilmemeli, arkadaşlarıyla buluşmasına izin verilmemelidir.

*Yine el hijyeni ve maske başta olmak üzere tüm koruyucu tedbirlere önem dikkat edilmeli, yeterince uyku ve sağlıklı, dengeli beslenmeye bu süreçte daha bir önem gösterilmelidir. 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2022/12//yetkililer-uyardi-cocugunuzda-bu-belirtiler-varsa-sakin-okula-gondermeyin.webp</image>
		    <media:content url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2022/12//yetkililer-uyardi-cocugunuzda-bu-belirtiler-varsa-sakin-okula-gondermeyin.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2022/12//yetkililer-uyardi-cocugunuzda-bu-belirtiler-varsa-sakin-okula-gondermeyin_t.webp"/>
<enclosure url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2022/12//yetkililer-uyardi-cocugunuzda-bu-belirtiler-varsa-sakin-okula-gondermeyin.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.olayhaber.tv/yetkililer-uyardi-cocugunuzda-bu-belirtiler-varsa-sakin-okula-gondermeyin/432/</link>
			<pubDate>Mon, 19 Dec 2022 18:42:26 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Geçmeyen öksürüğün sebepleri nelerdir? ]]></title>
			<description><![CDATA[Üst solunum yolları enfeksiyonlarının yaygın görüldüğü bugünlerde küçük büyük herkes bir türlü geçmeyen öksürükten yakınıyor. Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Mazhar Çelikoyar, bunun nedenlerini ve çözüm yollarını açıkladı.
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Uzmanlar, son günlerde Covid-19'un yanı sıra influenza (grip) ve RSV'nin yaygın görüldüğüne dikkat çekerken, hastalar burun akıntısı, boğaz ağrısı, ateş, halsizlik gibi şikayetler kadar uzun süren öksürük nedeniyle de hastaneye başvuruyor. Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Mazhar Çelikoyar, inatçı öksürüğün nedenlerini ve çözüm yollarını şöyle açıkladı…



Mazhar Çelikoyar

Kuru öksürük zararlı mı?

Öksürük korunma amaçlı bir harekettir. Su içerken nefes borumuza su kaçar; öksürerek onu atarız. Ancak her zaman korunma amaçlı öksürmeyiz. Kimi zaman boğazımızda bir gıcık hissi oluşur; boğazımızı temizler, öksürürüz. Kuru öksürük kişinin öksürüğünde hırıltı sesi duyulmaması, öksürürken balgam çıkarmaması halinde gözlenir. Çoğu kez boğazdaki tahriş hissi ile ilişkilidir. Kuru öksürük genellikle tehlikeli değildir. Birçoğumuzun yaşamında birkaç kez boğazda hafif bir batma, onu gidermek için de öksürdüğü olmuştur. Ancak, kuru öksürüğe eşlik eden nefes darlığı, genel durumda bozulma, göğüs ağrısı, halsizlik gibi durumlarda ise ciddi bir sorun olabileceğini unutmamak gerekir.



Reflüden kaynaklanabilir

Sindirim sistemi ağızdan başlar, yutaktan yemek borusuna, oradan mideye bağlanır. Mide sindirimi kolaylaştırıcı olarak asitli özsu salgılar. Midedeki sıvılar daha sonra bağırsaklara geçer. Bununla birlikte mide sıvılarının küçük bir kısmının geri gitmesi, boğaza doğru ters yönde gidiş gözlenebilir. Bu durum reflü olarak da bilinir. Asitli mide sıvılarının boğaza gelmesi, aside karşı herhangi bir koruyucu tabakası olmayan boğaz bölgesinde ciddi tahrişler yapabilir. Bu tahrişler de kendilerini en sık kuru öksürüklerle, bazen de sık boğaz temizleme alışkanlığı ile gösterir.



İşte başa çıkma yolları

Kuru öksürüğün altında yatan önemli bir sorun olup olmadığını anlamak için doktora başvurmakta yarar vardır. Eğer altta yatan önemli bir sorun yoksa, kişiye düşen ilk iş öksürüğünü istemli olarak engellemeye çalışmasıdır. Bunun yanı sıra sık sık ılık su içmek de boğazdaki kuruluk-batma gibi hisleri giderecek ve öksürüklerin azalmasını, belki de geçmesini sağlayacaktır.

Öksürüğünüz uzun sürerse bu belirtileri ciddiye alın

Ara sıra öksürmek her ne kadar çok önemli değilse de haftalardır süregelen çokça öksürük üzerinde durulması gereken bir durumdur. Bu durum hastayı çok yoracağı gibi altta yatan hastalığın tanısının geç konması nedeniyle ağır klinik tablolarla karşılaşılmasına yol açabilir. Geçmeyen öksürükte özellikle önemli durumlar hastanın aynı zamanda koyu balgam çıkarması, nefesinin yetmemeye başlaması, efor kapasitesinde azalma olarak sayılabilir. Bu duruma yol açan sorunlar arasında bronşit, zatürre, kalp yetmezliği yer alır ki, zamanında tedavi edilmedikleri takdirde yaşamsal sonuçları olabilir. Durum kuru öksürükten ibaretse, yaşamsal sorunlarla karşı karşıya kalma ihtimali çok düşüktür. Bu durumda öksürükle ilgili bir kısır döngüye girilmiştir. Boğazdaki tahriş, gıcık hissini gidermek amacıyla fazlasıyla öksürdükçe boğazda tahriş daha da artacaktır. Kimi zaman bu şekilde öksürenler öksürük nöbetlerine tutulur, gece doğru dürüst uyku uyuyamaz hale gelebilir.



Çözüm yolları nelerdir?

Öksürüğün, öncelikle hemen kaygılanacak bir duruma işaret etmediğini bilmek gerekir. Bununla birlikte iki haftadan fazla sürmüşse, birlikte koyu balgam çıkarılıyorsa, nefes darlığı varsa, zaman kaybetmeden doktora başvurmakta yarar vardır. Geçmeyen öksürüğün tedavisi tamamen öksürüğe neden olan hastalığın tedavisi şeklindedir. Daha kısa süreli öksürüklerde, balgam ve ek rahatsızlık yoksa istemli olarak aşırı öksürmekten kaçınmakta yarar vardır. Sıkça su içmek, alkali su tüketmek, mide sıvılarının boğaza gelmesini kolaylaştıran durumlardan kaçınmak en uygun basit çözüm ve önlemler arasında yer alacaktır.



Neden hemen öksürük şurubuna sarılmamalıyız?

Öksürük şuruplarının bambaşka nedenlerden ortaya çıkabilen öksürüklerin her birinde aynı şekilde yararlı olmasını beklemek yanlıştır. Bazı öksürük şurupları balgamı sulandırmayı, bazıları nefes yollarını daha açmayı sağlarken bazısı da öksürüğü baskılayıcı özelliklere sahiptir. Önemli olan tıbbi nedenin bilinmesi ve ona yönde tedavi uygulanmasıdır.

Sigara ve alerji de tetikleyebilir

Sigara bir zehirdir. Zararlarını hem içerdiği zararlı kimyasallarla hem de doğrudan ısı etkisi ile yapar. Isı etkisine doğrudan ve ilk maruz kalan yer ise boğazdır. Sigara dumanı solunum yoluna girdikten sonra akciğerlerimizin narin yapıları arasından kana geçerken, aynı narin yapılarda zamanla nasırlaştırıcı etkilere de yol açar. Bu zaman içinde ise solunum yolunun çeperleri maruz kaldıkları kimyasal ve ısısal zararın sonucunda kendilerini bir yangı içinde bulurlar. Bu yangı hücrelerde ölümler, dökülmeler, dokuda iltihaplanmalar, iltihap sıvılarının da boşluğa doğru atılması ile sonuçlanır. Boşluktaki yani solunum yolu içindeki sıvının varlığı da öksürük ve balgam anlamına gelir. Öksürük ayrıca alerjen maddelerle de tetiklenebilir.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2022/11//gecmeyen-oksurugun-sebepleri-nelerdir-.png</image>
		    <media:content url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2022/11//gecmeyen-oksurugun-sebepleri-nelerdir-.png" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2022/11//gecmeyen-oksurugun-sebepleri-nelerdir-_t.png"/>
<enclosure url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2022/11//gecmeyen-oksurugun-sebepleri-nelerdir-.png" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.olayhaber.tv/gecmeyen-oksurugun-sebepleri-nelerdir/186/</link>
			<pubDate>Mon, 21 Nov 2022 10:30:43 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Prof. Turan: Mevsimsel griple Kovid-19 da artabilir]]></title>
			<description><![CDATA[Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Sema Kultufan Turan, mevsimsel grip etkenleriyle Kovid-19 vakalarında da artış olabileceğine dikkat çekerek, "Lütfen bireysel önlemlerinizi almaya devam edin." Uyarısı yaptı. İşte ayrıntılar]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Ankara Şehir Hastanesi Yoğun Bakım İdari Sorumlusu Turan, koronavirüs ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Prof. Turan salgın sürecinde aldıkları tedbirler sayesinde yoğun bakımlarda sorun yaşanmadığını açıkladı.

Salgının bir anda bitmediğine değinen Prof. Turan, pik dönemlerde yoğun hasta görebildiklerini, mevsimsel değişimlerle birlikte yine hasta sayılarında artışlar olabileceğinin altını çizdi. Prof. Turan şunları hatırlattı:

"Griple direnci düşen hasta Kovid-19'a enfekte olabilir. Önümüzdeki kış ayları bizim için önemli. Mevsim değişikliklerinde özellikle yeni etkenler, yeni mevsimsel grip etkenleriyle birlikte Kovid-19 vakalarında da artış olabilir. Her iki viral etkenle birlikte grip ve Kovid-19 belirtileri karıştırılabiliyor.

Viral belirtileri olan birisinin Kovid-19 olmadığı anlamına gelmiyor.

Mevsimsel grip olan birisinin vücut direnci düştüğü için iyileşme periyodunda yeniden Kovid-19'a enfekte olabilir. Onun için özellikle 65 yaş üzerindekilerin mutlaka hem grip aşısı hem koronavirüs hatırlatma dozlarını yaptırmaları gerekiyor."

Kişisel tedbirlere dikkat edilmesinin kesinlikle altının çizilmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Turan, "Halkımıza bu pandeminin bir anda bıçakla kesilir gibi bitmeyeceğini söylemek zorundayız. Lütfen bireysel önlemlerinizi almaya devam edin. Benim en büyük önerim şu olacaktır. Eğer viral semptomlar gösteriyorsanız kendinizi izole edin ya da diğer insanlarla iletişiminizi azaltın. Maskenizi takın ve etrafınızı, sevdiklerinizi korumaya devam edin. Çünkü sevdiklerimizi kaybettik, çok sayıda can gitti. Her biri bizim için çok üzücüydü." diye konuştu.

YENİ BİR VARYANT VAR MI?

"Yeni bir varyant yok ama bu olmayacağı anlamına gelmez" diyen Prof. Turan şunları söyledi:

"İleri yaş grubu çok daha fazla etkileniyor. O yüzden 65 yaş ve üzerini ayrıca uyaralım istiyorum. Çünkü mevsimsel grip etkenlerine ve koronavirüsle ilişkili aşılarını mutlaka olmalılar. Çünkü hastalık bu bireylerde daha ağır seyrediyor. Kendilerini korumak adına aşılama konusunda hassasiyetlerini yüksek tutmalarını rica ediyoruz. Aşıların özellikle kasım sonuna kadar tamamlanmasını öneriyoruz. Çünkü artık kasımdan sonra koruyuculuğu açısından sıkıntı olabilir. O yüzden bir an önce kışın soğuk aylarına girmeden aşılamalarını bitirmelerini öneriyoruz.
Artış olabilir dikkatli olmak lazım. Virüs hastalık şiddetini hafifletti ancak enfekte kişi sayısı yüksek olabilir."
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2022/11//prof-turan-mevsimsel-griple-kovid19-da-artabilir.webp</image>
		    <media:content url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2022/11//prof-turan-mevsimsel-griple-kovid19-da-artabilir.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2022/11//prof-turan-mevsimsel-griple-kovid19-da-artabilir_t.webp"/>
<enclosure url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2022/11//prof-turan-mevsimsel-griple-kovid19-da-artabilir.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.olayhaber.tv/prof-turan-mevsimsel-griple-kovid-19-da-artabilir/182/</link>
			<pubDate>Sun, 20 Nov 2022 10:29:49 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[“Ölüm anında ne olur?, Ölürken hayat gözlerinizin önünden geçer mi?" İlginç araştırma yayınlandı]]></title>
			<description><![CDATA[İnsanlığın varoluşundan beri gizemini koruyan konulardan biri olan ölüm anında ne yaşandığı ile ilgili 25 yıllık araştırmanın sonuçları açıklandı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[
Bir kişinin ölüm anında ne yaşadığı, öldükten sonra ne olduğu insanlığın varoluşundan beri en çok merak edilen konular arasında geliyor. Gizemi hiçbir zaman çözülmeyen ölüm anı ve sonrası ile ilgili bugüne kadar pek çok şey yazılıp çizilse de doktorlar artık, o anlarda neler olup bittiğini anlamaya çok yakın olabilir….

New York merkezli tıp merkezi NYU Langone Health’den Dr Sam Parnia öncülüğünde ABD’li ve İngiliz uzmanlar 25 yıl boyunca 567 erkek ve kadın hastayı gözlemledi.

Buna göre, hastaların ölüm anında beş farklı tepki verdikleri ve deneyimlerde bulundukları ortaya çıktı.

HAYAT, FİLM ŞERİDİ GİBİ GÖZ ÖNÜNDEN GEÇİP GİDER Mİ?

Araştırmada, kalp hastalıkları nedeniyle hayatını kaybeden 50’den fazla hastanın yaşadığı beş farklı deneyime yer verildi.

Buna göre, kalp krizi geçiren bazı hastaların ölüm-kalım savaşı sırasında gerçekten hayatlarının gözlerinin önünden film şeridi gibi geçtiği ortaya çıkarılırken, bu kişilerin ölüme yaklaştıkça kendi yaşamlarını değerlendirdikleri belirlendi. Uzmanlar, yaşam mücadelesinde olan kişilerin başkalarına nasıl davrandıklarından en değer verdiklerine kadar birçok anıyı göz önüne getirebildiğini keşfetti. Bazı kişilerin ise o anda kendilerini ‘bir yere gitmek için amaçları olduğuna inandırdıkları’ belirlendi.

Uzmanlar, aynı durumdaki bazı hastaların ise halen bilinçli olduğunu ve kalp masajı yapıldığını bile fark ettiklerini buldu. Buna göre, bazı hastaların yoğun bakımdaki etkinliklerin farkında olabileceği hatta o sırada sağlık görevlilerini duyabileceği belirlendi.

BEŞ FARKLI DENEYİM GÖZLEMLENDİ

Ölüme en yakın kişilerin o anlarda yaşadığı beş deneyim araştırmalarda böyle sıralandı;

– Kalp masajını hissetmek
– Tedavi eden sağlık görevlilerinin sesini duymak
– Yoğun bakımda olduğunu fark etmek, çevredekileri algılamak
– Hayatın film şeridi gibi gözlerinin önünden geçmesi
– Bir yere gittiğini sanmak

Kalp durduğunda ne olduğunu araştırmak için yirmi yıldan uzun süredir çalışan Dr Sam Parnia ölümün eşiğinden geri dönen kişileri beyinlerinin bilgi aldığına dair herhangi bir sinyal olup olmadığını görmek için beyin izleme cihazlarına bağladı.

‘CEHENNEMDE YANIYORDUM’ DEDİ AMA…

Cihazlar ayrıca, tedavi sırasında hastanın önündeki bir ekrana görüntüler yansıttı ve her beş dakikada bir elma, armut ve muz gibi kelimeler tekrarladı. Parnia, bazı hastaların tedavi anında, ölüme çok yakınken, spesifik bazı olaylar hatırladığını söylerken, bazı anıların ‘muhtemelen yanlış olduğunu veya yanlış yorumlandığını’ belirtti.

İngiliz uzman, bir hastasının kalbi durduktan sonra kalp masajıyla iyileştirildiğini ve o anları anlatırken kendisine ‘cehennemde yandığına inandığını’ söylediğini aktardı. Parnia, “‘Bana cehennemde yandım.’ dedi. Ancak bu muhtemelen bir potasyum IV damlasından kaynaklı yanma hissini vücudunda fark etmesiydi.” dedi.

‘BAŞKALARININ HAYATINDAKİ YERİMİ DÜŞÜNDÜM’

Araştırmada, 28 katılımcıdan ikisi, kalp masajı yapılırken, sağlık personelini duyduğunu söyledi. Bir hasta, o anda, göğsüne yapılan baskıya kadar hissettiğini öne sürdü.

23 hastanın üçü o anlarda rüyaya benzer şeyler gördüklerini söylerken, 15 hasta bu süreçte kendi hayatlarını ve başkalarını nasıl etkilediklerini düşündüklerini söyledi, ‘Adeta hayat bir film şeridi gibi gözlerimin önünden geçti” dedi. Altı hasta ise o anları çok net hatırladığını belirtti.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2022/11//</image>
		    <media:content url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2022/11//" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2022/11//"/>
<enclosure url="https://www.olayhaber.tv/images/haberler/2022/11//" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.olayhaber.tv/olum-aninda-ne-olur-olurken-hayat-gozlerinizin-onunden-gecer-mi-ilginc-arastirma-yayinlandi/154/</link>
			<pubDate>Wed, 16 Nov 2022 22:17:14 +0300</pubDate>
			</item></channel>
</rss>